banner249

“Demokrasi Nöbetleri, milli birliğimizi arttırıyor”

AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şemsettin Ceyhan

AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şemsettin Ceyhan



07 Ağustos 2016, 15:04

Paralel Yapı-Fetö Örgütü tarafından 15 Temmuz Cuma gecesi gerçekleştirilen başarısız darbe girişimi Türk Halkı’na karşıydı ama hedefte ilk olarak hükümet ve bunların temsilcilerin olduğu da bir gerçekti.
AK Parti İl Başkanı Şemsettin Ceyhan’a bu doğrultuda o geceyi sorduk. Yoğun programı arasında bize 1 saatini ayırdı, makamında neler yaşadığını, Demokrasi Nöbetleri’ni ve paralel temizlik operasyonu hakkındaki düşüncelerini açıkladı. Ceyhan, “Demokrasi Nöbetleri, milli birlik ve beraberliğimizi artırıyor, hamurumuzu daha sert hale getiriyor” dedi. Ceyhan, Demokrasi Nöbetleri’nde çok marjinal, kulağında küpesi olan gençler de bulunduğunu ama Gezi olaylarının tersine kimsenin çevreye zarar vermemesinin de dikkat çekici olduğunu söyledi.

GECEYİ VE SONRASINI EN BAŞINDAN İTİBAREN ANLATIR MISINIZ?
“Milli Savunma Bakanımız Sayın Fikri Işık’ın da katıldığı il yöneticimizin oğlunun düğünü için Lastik-İş Sosyal Tesisleri’ndeydik. Herhangi olağanüstü bir durum yoktu. Bakan Bey, annesinin rahatsızlığı için düğünden erken ayrıldı. Saat 21.30 sıralarıydı. İl yönetiminden arkadaşlarımız ile birlikte çay içmek için Seka Park’a gitmiştik. Bu sırada telefonlar gelmeye başladı. İstanbul’da köprüler kapatılıyor şeklinde bilgiler geliyordu ama benim aklıma darbe gibi bir ihtimal hiç gelmemişti. Çünkü işler böylesine yolunda giderken, ekonomi rayındayken ve dış politikada Rusya ve İsrail krizleri kimsenin beklemediği hız ve manevrayla, ödün vermeden aşılmışken böyle bir girişim olmasını asla beklememiştim”.
“İŞLER BU KADAR RAYINDA GİDERKEN OLACAK İŞ DEĞİLDİ”
“İlk telefon il başkan yardımcımızdan gelmişti. Ama saat 22.00’ye doğru telefonlar daha da arttı. İsmi lazım değil, çok önemli bir kaynaktan, “Başkan tedbirli olun, durum karışmaya başladı. Genelkurmay’da silah sesleri var” şeklinde bir telefon daha gelince kalktık. Sanayi tarafına doğru gelirken D-100 karayolundan geçen tankları görünce, “Tamam, bu iş başlamış” dedik. Hızlı düşünüp, karar vermek gerekiyordu. Hemen araçta kısa bir müzakereden sonra en doğru karar bu darbeye direnmek, bu darbeyle alakalı toplu bir duruş sergilemek gerektiği olur dedik ve bizi arayan herkese il başkanlığına gelmesini söyledik. Kapıları kapatıp, arkadaşlarımıza mesajlarla, telefonla ulaşıp partiye çağırmaya başladık ama halk zaten kendiliğinden parti önündeki alana akmaya başlamıştı. Gelenler hepsi AK Parti için gelmiyordu. Vatan için gelen çok insan vardı”.
“EN BÜYÜK ENDİŞEMİZ, CUMHURBAŞKANIMIZA NE OLDUĞUYDU?”
“Meclisin bombalanması gibi diğer üzücü olayların yarattığı endişe, Başbakanımızın açıklamalarıyla yerini umuda bırakmıştı ama tek önemli bir soru vardı, Sayın Cumhurbaşkanımız neredeydi? Sonuçta bu ülkenin cumhurbaşkanı, başkumandanıydı. Cumhurbaşkanımızın ekranlara çıkışı gecikince tabi fısıltılar da oldu. Sonra CNN’de Cumhurbaşkanımızın meydanlara inin çağrısı o kalabalıkla buluşunca zaten bizim bir şey yapmamıza gerek kalmadı. Allah’a şükür, jandarma komutanımız ve emniyet teşkilatımızın sağduyusu ile birlikte birkaç münferit olay dışında İstanbul ve Ankara’daki gibi bir katliam durumu burada olmadı. Ama tersinden bakalım, Allah muhafaza olsaydı da, bizler de aynı İstanbul’daki ve diğer yerlerde gördüğümüz karşı harekatı, direnişi ve mücadeleyi gözünü budaktan sakınmaksızın, kefenini giymiş bireyler olarak yapmak için hazırdık”.
“HERKES VARDI AMA GEZİ’DEKİ GİBİ OLAYLAR OLMADI”
“Belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz ile birlikte Yürüyüş Yolu’ndan giderek 1’inci geçidin orada halka hitap etme şansımız oldu. O saatten sonra tek düşüncemiz on binleri bulan bu kalabalığın herhangi bir tahrike kapılmasını önlemekti. Açık söylemeliyim, ben alanda öyle fotoğraflar gördüm ki, belki o olay olana kadar saçına, kulağındaki küpesine veya giyim tarzına bakıp da, ‘Ya, herhalde bu daha marjinal birisi’ diyeceğim birçok insanın benden çok daha ateşli bir şekilde aynı meydanlarda beraberce vatan için mücadelesi vardı. Ama tek bir farkla; bu insanlar kendi hürriyetleri, hayatları ve sevdiklerinin hayatları tehlikedeyken bile en ufak bir taşkınlık, en ufak bir ağaç dalına zarar vermek dahi olmadı. Bunu “Gezi”ye atıf yapmak suretiyle söylüyorum. Buradaki insanların tek derdi vardı; partisi, milliyeti, ırkı, rengine bakmaksızın mesele vatansa gerisi teferruattır diyenlerin olduğu on binlerdi. Aynı kalabalıklar ilçelerde de aynı şekilde organize oldu ve yüz binlerce insan Kocaeli’de ayağa kalktı”.
 
“30-40 YILLIK HAZIRLIK, 3-4 GÜNDE BİTMEZ”
“Bu darbe gördük ki, sadece hükümete karşı bir darbe değildi. Darbe görüntüsü altında bir suikast hazırlanmış ve ilk hedef Cumhurbaşkanımızın, başkumandanımızın hayatına son vermek veya kendisini nezaketsiz durumlarda gösterip milletin direncini kırmaktı. Daha sonra haberlerde de gördük, Boğaz Köprüsü üzerinde ellerini kaldırmış üzerine gelen insanı karnından G3 ile vurarak öldürdüler. Bu her şeyden önce insanlığa sığmaz. Daha önceki darbelerin düzmece de olsa bir hukuki süreci vardı. Ama bu sefer hukukun kırıntısı bile yoktu. Sadece ve sadece bu ülkeyi ve dünyada da Müslümanların, mazlumların dik duruşunu ortaya koyan Recep Tayyip Erdoğan’ı katletmek adına, şehit etmek adına darbe görüntüsü adı altında Fetö Terör Örgütü ve arkasında bu örgüte dahil olan olmayan ne kadar devlet düşmanı varsa onlar karşımızdaydı. Çok büyük bir badireden en azından şu an itibariyle geçtiğimizi görüyoruz. Ama bu iş bitmeyecektir. Bu mücadele için 30-40 yıldır hazırlık yapanların 3-4 günde bu işten vazgeçmelerini beklemek çok fazla iyimserlik olur”.
“BİZ MISIR, LİBYA DEĞİLİZ”
“O geceyle ilgili görüntüler hakkında anlatılacak çok şey var. Bu millet bin yıllık DNA’sını -bazıları tersini söylese de- kaybetmemişti. Biz belki siyasette kendi aramızda fikir ayrılıkları yaşayabiliyoruz. Ama mesele Allah’sa, Peygamber’se, Kur’an’sa, ezansa, vatansa görüyoruz ki, bu milletin DNA’sından bir şey kaybedilmemiş. Cumhurbaşkanımız dedi ya, kaç defa geleceklerse, kaç kalkışma olacaksa hepsini alsın gelsinler. Hangi topla, hangi F-16’yla, hangi dış güçlerle gelirlerse gelsinler; biz bir Mısır, Libya değiliz. Biz gece 2.30’da hiç ezan duymadık, sala duymadık. Ama o gece ezanı, salayı duyunca hepimiz hüngür hüngür ağladık. Yarın yine aynı şey olsa yine meydanlarda oluruz. Buradan bütün halkımıza sesleniyorum, bu hainler bütün iletişimimizi kesse de, Perşembe Pazarı Alanı’nda buluşalım. Ama bu çağrı, silahınızı alıp gelmek anlamında değil. Gerekirse çatalla, kaşıkla bile mücadele ederiz ama bize farklı bir emir gelene kadar mücadelemizi hukuk kuralları içinde yapmaya devam edeceğiz”.
“DONANMA VE CENGİZ TOPEL KRİTİK BÖLGELERDİ”
“Kocaeli’de en önemli iki nokta Gölcük Donanma Komutanlığı ve Cengiz Topel’de bulunan Hava Üssü’ydü. Bizim yapabileceğimiz tek şey, bu merkezlerden askeri araçların çıkışını önlemek amacıyla belediyeye ait iş makineleri ve belediye otobüslerini önlerine çekerek bariyer oluşturmaktı. Bu ne kadar faydalı olurdu bilemiyoruz, belki de işe yaramayacaktı ama gecikme yaşatabilir, zaman kazandırırdı. Türkiye’de bunu ilk yapan da biz olduk. Tabi, Donanma hala sıcaklığını, hassaslığını koruduğunu düşündüğümüz yerlerden bir tanesiydi birkaç güne kadar. On binlerce asker ve Türkiye’nin belki de dünyanın en gelişmiş gemileri, firkateynlerinin olduğu bir yer. O gece bu kaotik durumlarda karar vermenin ne kadar zor olduğunu da yaşadık. Ama çok şükür bir ve beraber olarak arkadaşlarımızla istişare ederek bu süreci atlattık”.
“CUMHURBAŞKANIMIZ UYARMIŞTI”
“Cumhurbaşkanımız söylediğinde, silahlı terör örgütü dediğinde, bunlar terör faaliyetleri yapıyor dediğinde siyaseten Ankara’da, orada burada görev yapan birçok ağabeyimiz dahi bunu kabullenememişken 15 Temmuz bütün gerçekleri görmemizi sağladı. Bu yapı, aklını kiraya vermenin ötesinde artık büyülenmiş gibi, sözde Pennsylvania’dakini mehdi kabul eden hatta haşa, Peygamber’imizin ve Allah’ın da önüne geçiren bir yapıdan korkmanın ötesinde, her an tetikte olmak lazım. Korkacak bir şeyimiz yok. Biz inanıyoruz ve inanlar da güçlüdür”.
İNFAZ LİSTESİ OLDUĞUNDAN BAHSEDİLİYOR, DOĞRU MU?
“Bunların hepsi teferruat ve bu teferruatlara gerçekten gerek yok. Bakın şunun bilinmesi lazım. Cumhurbaşkanının şehit etmek isteyen bir güruh, il başkanını katledecekmiş, emniyet müdürünü kesecekmiş, Büyükşehir Belediye Başkanını kurşuna dizecekmiş, Vali’yi de asacakmış, mış. Bunun önemi yok ki! Bunları konuşmaya gerek yok. Yani bu memlekette Cumhurbaşkanı ile Başbakanı öldürmeye çalışan, meclisi bombalayan adam varsın il başkanını delik deşik etsin. Keşke de delik, deşik etsin. Biz toplum olarak şu ruhtayız: Partili arkadaşlar da, vatandaşlar da. Biz bu topraklarda varız, bu devleti ve bu toprakları teslim etmeyeceğiz. Teslim alacak kişi, bu topraklardaki hainleri bir kenara bırakıyorum 79 milyon olarak her birimizin cesedi üzerinden geçip öyle alır”.
KOCAELİ’DE ENGELLENDİ DİYEBİLECEĞİNİZ BİR GİRİŞİM OLDU MU?
“Tabi bu darbenin farklı unsurları vardı. Bir, bu darbeyi hemen yapanlar. İki, kararsız kalanlar. Üç, milletin yanında olanlar. Sonuçta, darbe çıktıktan sonra ilk çıkan gruba millet müdahale etti. Milletin müdahalesini, milli iradeyi görünce belki emri uygulamayı düşünen kararsız olan askerlerimiz veya komutanlar, bu girişimden vazgeçip devletin yanında olduğunu açıkladı. Ben burada devleti ve milleti yanında olan komutanlarımıza ve emniyet teşkilatımıza çok teşekkür ediyorum. İlk olayda işler doğal akışında gerçekleşti ama yeni bir darbe girişimine karşı bizim de bazı hazırlıklar yaptığımız doğrudur. Bu bilgileri şimdilik paylaşmak doğru olmaz”.
ORDU İÇİNDE SİZİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATAN İSİMLER HANGİLERİYDİ?
“Kocaeli’de ben inanıyorum ki, bazı hazırlıklar vardı. Özellikle az önce bahsetmiş olduğum iki merkezde. Çünkü baktığınız zamanlarda terörist, katil Tezcan (Deniz Hava Üs Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma), Cumhurbaşkanımızın katline giden helikopterlere kalkış emrini verdi. Daha dün biz onunla yüz yüze bakıp, saygı duyar, üniforması karşısında siyasi makamımızı hiç önemsemeden kendisine muhabbetimizi gösteriyorduk. Ben veya Vali Bey olsun böyleydi. Tabi Donanma’da Katil Hayrettin (Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren), paşa demeye gerek yok artık. Paşa görünümlü Hayrettin katil, terörist. Bunların o gece kaçış senaryoları da mutlaka inceleniyordur”.
İLK GÜNDEN İTİBAREN MEYDANLARDASINIZ, SİZİ EN ÇOK HANGİ GÖRÜNTÜ ETKİLEDİ?
“Aslına bakarsınız ben her akşam meydanlarda duygulanıyorum. Yani duygulanmanın ötesinde, ekranlarda izlediğim zaman darbe gecesine gittiğimde yaşananları görünce bu milletin ne kadar büyük bir iş yaptığını görüp, sürekli boğazlarımızın düğümlendiğini söylemeliyim. Şimdi siz düşünün, hiç siyaset yapmayan tek derdi vatan olan, 8 aylık çocuktan 88 yaşındaki dedeye kadar, belki tank yanından geçse rüzgarından bastonu kayıp düşecek büyüklerimiz var. Her birimizin çocuğu önemli, öyle anneler var ki, evde pamuk yastıklara koyarken sakındığı 6 aylık çocuğunu alıp tankın önüne çıkıyor, geliyor Demokrasi Nöbeti’nde asfaltın üzerinde yatıyor. Ayağı, kolu morarıyor ama o alanı terk etmiyor. Bu Çanakkale ruhu, Kurtuluş Savaşı ruhudur ve bu ruh sadece bu coğrafya üzerinde yaşayan bizlere aittir”.
 
GÖZALTI VE AÇIĞA ALMA LİSTELERİ NASIL OLUŞTURULDU?
“İktidarın il başkanı, yerelde ve genelde iktidarın bir mensubu olarak bu Fetö Terör Örgütü hakkında 2013’ten sonra bir miktar çalışma yapılsa da, arzu edilen seviyede olmadığını hep beraber kabul ediyoruz. Bunun bazıları teknik nedenlerle başaramadığımız konular. Misal, ‘x’ bir çalışanı, müdürü, personeli, memuru görevden almak istesek de, sabahleyin aldığımız kişinin daha mürekkebi kurumadan hukuk içindeki arkadaşları öğleden sonra göreve iade ediyordu. Şimdi bu konunun OHAL ile birlikte önü açıldı. Kendi kurumlarımızı bir daha çek ediyoruz. Bir kez daha altını çizerek söylüyorum, kaç tane adam attık skoruna bakarak değil, kaç tane paralelciyi gerçekte tespit ettik, bunları uzaklaştırdık düşüncesiyle hareket edeceğiz. Kimse bizden sayı skoru beklemesin. O nedenle bazen bakıyorum, aynı paralel yapıda olan gazete köşeleri, “-ya şu ne olacak, bu ne olacak diye soruyor?” Bunlara hiç pabuç bırakmayacağız. Biz vakur şekilde, istişare ile beraber, bildiklerimizi, hukuki süreçlere riayet etmek suretiyle kendi içimizdeki değerlendirmeleri bütün belediye başkanlarımızla yaptık. Bir kere şunu ifade etmek isterim ki, bazı başkanlarımıza şimdi birkaç yayın organında bilinçli ve kasıtlı şekilde çamur atmalar var. Bunlar da paralel taktikler. Dün paraleli övenler, bugün şu-bu paralel demesinin sadece taktik olduğunu, sadece fantezi olduğunun altını çizmek isterim. İsim vermem, ama dün paraleli öveceksiniz, dün paralelin ‘x’ bir partiyle ilgili mücadelesindeki adamını öveceksiniz, dün paralelin şirket ve firmalarının reklamları internet sitenizde çıkacak, oradan besleneceksiniz, haber kaynaklarınız oradan olacak, birlikteliğiniz olacak, sonra darbe olduktan sonra da, “-Ya şunlar, bunlar paralelmiş, bunlar ne olacak?” diye kimsenin kimseye bunu yapma hakkı yok. Bütün bunlarla da alakalı hukuki süreçlerini muhatap olan arkadaşlarımız, belediye başkanlarımız varsa milletvekillerimiz, Türkiye çapında herkes üzerine düşeni yapacaktır. Bu işin şakası yok. Bununla beraber, paralel olduğunuz bildiğimiz veya tespit ettiğimiz, emniyet ayağından aldığımız bilgilerle beraber kendi içimizde atılması gereken adımları atacağız, bunu atarken –mış’lara, -miş’lere bakmayacağız. Yani kişilerin iyi ya da kötü niyetli, başka noktalara gitmesine de müsaade etmeyeceğiz. Sonuçta biz şunu biliyoruz, inancımız gereği ne olursa olsun adaletten sapmamamız lazım. Ama adalet demek, yapılanlara da canları sağ olsun demek değildir. Adalet, herkese hak ettiği gibi davranmaktır. Bizim paralel yapıyla mücadelede temel konseptimiz, bu paralel yapı bu ülkede 30 yıldan fazla zamandır var. Doğru mu, doğru. Fakat paralel yapıyla alakalı mücadele konsepti 17-25 Aralık’taki darbe teşebbüsüyle başladı. O gün de bir darbeydi. O silahlısı değildi, o farklı türden hükümeti devirme operasyonuydu. Buradan baktığımız zaman bizim, devletin,  emniyetin kriteri 17-25 Aralık’tan sonra 2013’te, 2014’de, 2015’de ve 2016’da hala bu ortamlarda, mütevelli heyetlerinde, sosyal medyasında, Fetö’yü övücü vesairesi var mı, bütün bu kriterlere göre hareket edeceğiz. Yoksa, rüyamızda gördüğümüz veya sadece böyle olabilirmiş denilen noktalarda biz emniyet değiliz. Bunların hepsini de çek etme noktasında gayret edeceğiz. Bazı mağduriyetler total anlamda yaşanabilir. Bunu makul karşılamak lazım. Toz indikten sonra mağduriyetlerin giderilmesine iyi niyetli olarak bizler de gayret ederiz.
İDAM GELMELİ Mİ?
Ben isterim. Tabi bunlar teknik konular. Bir kere bu milletvekillerimizle, meclisimizin alacağı bir karar. Ama Türk vatandaşı olarak, AK Parti İl Başkanlığı kimliğim ayrıdır. Sonuçta milletvekillerimizin, Başbakanımızın verdiği mesajlar bizim için aynıdır. Zaten kendileri de bu bağlamda milletin vermiş olduğu bu tepkiye, Sayın Cumhurbaşkanımız Meclis’ten gelirse ben imzalarım demesiyle duruşunu göstermiştir. Başbakanımız da milletin mesajını aldık demiştir. Ama bu sadece AK Parti’nin tek başına yapabileceği bir olgu değildir. Bu darbe de AK Parti’ye yapılmamıştır. Millete yapılmıştır. Milletin de meydanlarda böyle bir beklentisi vardır. Bu da demektir ki, Meclis’te bulunan HDP’yi istisna tutuyorum, onların duruşunu tahmin edebiliyorum. Ama CHP’nin, MHP’nin ve AK Parti’nin bu duruşuyla beraber bir bütünlük olursa idam cezasının vatana ihanete gelmesinin ben de gerekli olduğuna inanıyorum. Benim çocuğumun geleceğini çalıyorsan ve ben seni affediyorsam bu adalet değildir.
MEYDANLAR NEDEN ÖNEMLİ
Meydanlar şunun için önemli, bir kere şu anda ülkede ciddi operasyonlar yapılıyor. Bu yapının Fetö Terör Örgütü’nün bitirildiğini ve sadece bu komutanlardan ibaret olduğunu söylemek kendimizi kandırmak olur. Ayrıca meydanlarda şunu çok iyi hissediyoruz, milli birlik ve beraberliğimizi daha fazla kaynaştırıyoruz. Başta söylediğim gibi, küpeli bir genç gördüğümüzde hadi ya falan derken, bugün öyle demiyoruz. Yarın bir seçim olsa, herkes kendi partisine oy versin yine. Ben AK Parti’ye vereceğim, öbürkü CHP’ye, diğeri MHP’ye verecek. Bunda bir sorun yok. Ama millet hangi parti derse ona da saygı duymak lazım. Millet olmak böyle bir şeydir zaten. Bugün bu meydanlar bizim hamurumuzun daha iyi karılmasına, bütün etnik gruplarıyla beraber daha iyi harman olmamıza vesile oluyor. Dün bizi Kürt diye bölmek isteyenler başarılı olamayınca, her milletten topladıkları çocuklarla, bize darbe yapmaya çalıştılar. Ben şimdi soruyorum, bu komutanları alt alta diz, ihaneti yapanları alt alta diz. Senin de, benim de, hepimizin akrabası veya milletinden, zürriyetinden çıkan insanlar var. Bu demektir ki, terörün milleti olmaz. Bunların her biri bizi bölmek için yapılmış olan işlemlerdir. Meydanlar bizim hamurumuzu karıyor, bizi hamuru sert bir millet yapıyor. Bu yüzden de “Demokrasi Nöbetleri”nin önemli olduğuna inanıyorum. Cumhurbaşkanımız, tamam diyene kadar da bu nöbetler devam edecektir.
SON OLARAK KAPATILAN OKULLARLA İLGİLİ PARA ÖĞRENCİLER VE PARA YATIRAN VELİLERİN DURUMU NE OLACAK?
Ben devlet değilim tabi ki. Sonuçta olağanüstü hal çerçevesinde iş nasıl yürüyecek, buna Vali Bey karar verecek. Lakin, bir miktar süreç içerisinde zorluklarımızın olacağını tahmin etmek kehanet olmasa gerek. Zor bir yapıyla mücadele ediyoruz ve bu yapı aynı vücuda yapışmış bir sülük gibi, vücudun kanını vantuzlayan bir yapı. Bu canlıyı söküp atmak istediğinizde bir miktar acı vereceği de gerçek. Bizim amacımız bu acıyı en aza indirmek olmalı. Ama dediğim gibi, bu süreçte okullara kayıt yaptıran velilerle ilgili ne olacağı devlet nezdinde verilecek bir karardır.  
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.