Bahar ve Huzur ( suzluk )…


Arzu Yaman

Arzu Yaman

03 Mayıs 2018, 09:27

Zaman hızla akıp gidiyor, hayatın koşuşturmacası içinde savrulup duruyoruz. Sürekli bir şeylere yetişme hali herkeste. Bahar geldi, tabiat renklere büründü yeniden ve bu hal insanların ruhlarına da sirayet etti. Kan, daha bir hızlı akıyor damarda, ruh heyecanların kıskacında kıpır kıpır adeta. Bahar bir nevi yenilenme insanoğlu için. Hele ki bu muhteşem coğrafyada bahar, başka bir güzel. Ne kadar şükretsek azdır.

Yeşilin bin bir tonu, mavinin uçsuz bucaksızlığı, çiçeklerin ahengi, börtü böceğin ve kuşların şakıması… şöyle bir kulak kesilsek, sanki ilk kez duyar gibi ! Derin bir nefes almak ciğerlere ve bu güzellikleri duyuyor ve görüyor olmaktan ötürü şükretmek.. Yarın tekrar duyabilecek miyiz, bilmiyoruz. Bu anın tadına doya doya varmak..

Bahar işte bu, sonra bir bakmışsınız içinizde de çiçekler açmış. Dilinizden nağmeler dökülmüş, adımlarınız hızlanmıştır. Yeni umutlarınız filiz vermiştir çoktan, ertelediğiniz düşleriniz demlenmiştir. Kararlar alınır geleceğe dair belki, ya da süngerler çekilir geçmişe.. Bahar içimize gelendir asıl. Velhasıl yeni ve taze olandır bahar ve hoş gelmiştir.

*****

İnsan, hayatı bir ibret nazarıyla yaşasa kavgası olmayacak ne kendiyle ne de bir başkasıyla. Gerek tabiat ve gerekse hayatımıza misafir olan insanlar bizlere bir şeyler öğretmek ve katmak için varlar. Bunu bu bilinçle kabul etsek ve yaşasak daha bir huzurlu olacağız lakin, huzuru başka yerlerde arıyoruz. Kimi yalnızlıkta ( -ki insanın mutlaka kendine has bir yalnızlığının olması gerektiğini düşünenlerdenim ), kimi makam-mevkide, kimi zenginlikte, kimi mutlu bir aile yaşantısında. Amaç aynı, çözüm yolları farklı. Bir huzur arayışıdır gidiyor..

Hayatımız kalabalıklaştıkça, pek çok gerekçeyle çevrelendikçe, ruhumuzdaki boşluk büyür oldu. Bizi besleyen iç sesimiz çoğu kalplerde son buldu. Vicdanın sesini kıstıkça hayata uyum kolaylaştı fakat bu kez de huzursuzluk baş gösterdi. Daha fazla, hep daha fazla sahiplikle o boşluğu doldurmaya çalıştık. Bir karadelik o boşluk, ne toplarsan yutmakta.

Asıl mesele, insanın tabiatına aykırı yaşamakta ısrarıdır. Allah her insanı bir fıtrat üzere yaratmıştır ve kişi o fıtrata uygun yaşadığında yaşamla uyum sağlar. Aksi takdirde akıntıya karşı yüzmek gibi bir çaba içine düşer. Neticesi yorgunluk, belki de kayboluş. Doğarken herkes masum gelir dünyaya, kirlenmeyi, yaşarken öğreniyoruz. Düzenin adamı olmakla güvende olacağımızı düşünüyoruz. Bunun bedelini ise iç huzuru feda ederek ödüyoruz. Kendi gerçekliğinin bilincine varan insan, yaşam içinde kendini konumlandırmayı daha iyi başarıyor sanırım. Mesela, boyunu aşan işlere yeltenmiyor ya da aza kanaat etmenin çoğu hedeflemekten daha güvenli ve tatmin edici olduğunu fark ediyor. O nicel olarak az gördüğü şeyin aslında yüreğinde ne büyük sevinçlere kapı araladığını keşfediyor.

Hayat, başlı başına keşfetmek.. İnsan yaşamı deneyimlerken, kırılıp dökülürken aynı zamanda kendini de keşfediyor. Her tecrübede kendinde var olan başka başka şeylerle tanışıyor. Hem kendini hem kendi dışındakileri anlamlandırıyor. O şeyleri nasıl kodluyorsak zihnimizde, o nispette anlamlı yaşıyoruz. Bizim dışımızdakiler ayna oluyor bize çoğu zaman, biz belki başka gönüllere vesile oluyoruz. Öğrenirken değişiyor, dönüşüyor ve de değiştiriyoruz. Her daim hareket ve hareketin olduğu yerde her daim bereket…

Peki neden huzursuz içimiz ? Her şeyi hayatın ağır birer imtihanı olarak gördüğümüz için olabilir mi ? Ya da meseleleri dramatize ettiğimiz zaman etrafımızca daha dikkat çekici olabilir miyiz ? Neden, her şeyi bir yük ve sorunmuş gibi algılamak ! Halbuki yaralarıdır, insanı pişirip olgunlaştıran, dertleridir sevinçlere kapı aralayan. Gece var olduğu için gündüzü aydınlık olarak algılıyoruz, tatlıyı acıyı bildiğimiz için biliyoruz.  Kainatta her şey zıttı ile kaim.

İnsan nefsi olarak, payına hep güzellikleri almak istiyor. Her şeyin en iyisine layık olan ve her zaman haksızlığa uğrayan, kıymeti bilinmeyen ve boşa heba edilmiş ömürler.. Nasıl böyle bir yoksunluktur ! Halbuki ömür kısa ve tekrarı yok. Nasıl yaşadığımız öncelikle nasıl baktığımızla şekilleniyor. Hayatlarımıza dokunan her şey bize hizmet eden birer vesiledirler ve asıl huzur bunu böyle kabullenmekte… Artık bir huzur ola… Bahar bunun için iyi bir vesile…

******

Ülkemizin gündemi bir hayli yoğun. Erken tarihe alınan seçim heyecanı her yanı sarmış durumda. Vekil aday adayları açıklamalarını yapmaya başladı. Kentimizde aday adayı bolluğu yaşanıyor adeta. Hizmet etmek isteyen ne çok insan varmış, sevindirici….düşündürücü.. Beklentim, seçim çalışmalarında seviyenin korunmasıdır. Zira, bazıları kantarın topuzunu kaçırabiliyor. Unutmamak lazım ki, vatana ve millete hizmet yolu sadece vekil olmaktan geçmiyor.

******

Malumunuz, havalar oldukça ısındı. Sokakta yaşayan canlarımızı da unutmayalım. Yemek artıklarını başkalarını rahatsız etmeyecek şekilde uygun yerlere bırakabilir ve sokağımıza onlar için birer su kabı koyabiliriz. Onlar bizlere emanet canlar. İnanın onlar için bir şey yapıyor olmanın huzuru ve mutluluğu tarifsiz.

******

Bi’Mola, vermek isteyenler için, Sara Ahmed’den “Duyguların Kültürel Politikası” okumaya değer.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.