BU ŞEHİR HÜNKARININ YOLUNDA


Kamil Uzunmehmet

Kamil Uzunmehmet

29 Aralık 2017, 15:12

Son günlerde gündem belli. Fatih Sultan Mehmet Han’ın otağ kurduğu ve cihana nam saldığı başarılarında uğrak yeri yaptığı Hünkar Çayırı, bu ülkenin sıkıntılarını bildiği halde sıkıntı üretmeyi kendini iş edinmiş birileri tarafından elden çıkartılmak isteniyor. İnsan sormadan edemiyor,  “ Kimin malını kime veriyorsunuz?”

Biz gazete olarak bu konuyu 2016 yılında ilk olarak gündeme getirdik. Ecdata saygısızlık, kültürel mirasa ihanet ve Gebzelileri yok saymak olarak gördük bu satışı. İlk olarak yazdığımızda Ömür Kavran arkadaşımız bu haberi ile Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti haber yarışmasında birincilik ödülü dahi almıştı.

Birileri onca belgeye, tutanaklara, tapu kayıtları ve resmi gazetedeki satış ilanına rağmen hala çıkıp “ Burada satış falan yok” diyebiliyorsa, halkı yanıltmaya yelteniyorsa söylenecek fazla bir şey yok.

TOE ARAZİSİ OLARAK BİLİNİYORDU

Hünkar Çayırı’nın bulunduğu bölge oldukça geniş bir alan. E5 karayolundan denize kadar uzanan toplamda 1.276.614,72 m2’lik  bir arazi. Bu arazi içerisinde 1955 yılında kurulan ve devletin işlettiği  TOE olarak da bilinen Türk Otomotiv Endüstrisi adlı bir kamyon fabrikası vardı. İnternational (Enter)  Loadstar marka kamyon. İnter minübüs, traktör ve romorkler  üretiyordu. Daha sonra  1993 yılında çoğunluk hisseleri OYAK’a geçen firma  uzun yıllar askeri araçlar üretti. Üretimleri düşen ve gerileyen firma, bir çok uluslararası markanın montajına yeltendi  ancak bir türlü başarılı olamadı. 1993 yılında özelleştirilerek o zamanın parası ile 8 milyon dolara Rumeli-Uzanlar Grubu’na satılmış. BU satın almanın olduğu yıl Uzanlar, TOE’de çalışan 245 işçiyi işten çıkartarak bu fabrikayı ve araziyi depolama merkezi olarak kullanmış. 245 bin 706 metrekare olan 5 parselden oluşan bu arazinin sadece denize 800 metre cephesi vardı.  Mayıs 2007 tarihinde Uzanlar’ın tüm mal varlıklarına devletin el koyması, İmar Bankası’ndan dolayı da devlete borçlanması  sonrası bu arazi TMSF tarafından Karadeniz Holding’e satıldı.

Mevzu bayis alan da bu arazilerin haricinde  geride kalan 195.763,88 m2’lik alandır. Bu alanın içerisinde halen piknik alanı ve güreş alanı olarak da kullanılan çayır, çeşme ve namazgah alanları da bulunmakta.

Bu arazi, 2012 yılında Devlet Malzeme Ofisi’nin İstanbul Göztepe ve Kadıköy’de  bulunan arazileri, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin kuruluşu sırasında  Özelleştirme İdaresi tarafından  bedelsiz olarak kampüs inşaatları için devredilmişti. Hazine de  o tarihlerde , şu an Hünkar Çayırı’nın da içinde yar aldığı 195.763,88 m2 yüzölçümlü bölümü, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğüne ait Afyonkarahisar, Kayseri, Tekirdağ, Isparta, Sivas, Konya, Samsun, Ankara ve Sakarya illerindeki taşınmazlarla başa baş trampa ettiğinden söz konusu bu arazi DMO’da kalmıştı. Kurum bu alana, Göztepe’de yıkılan tesislerini yapmayı planlamış ve bunun için de şu an Gebze yan yolda bulunan merkez ofis ve depoyu geçici olarak kiralamıştı. 2016 yatırımına dahi konulan DMO’nun bu inşaatları ne hikmetse iptal edilmiş ve arazi atıl bir şekilde beklemeye alınmıştı.

HÜNKAR ÇAYIRI NEDEN ÖNEMLİ?

Hünkar Çayırı sadece Osmanlı-Türk tarihi için değil, İslam tarihi, Bizans ve Doğu Roma tarihi içinde çok önemli bir yer. Bugün satışı ve elden çıkartılması gündemde olan Hünkar Çayırı, tarihte  bir çok olaya sahne olmuş, Bitinya, Roma ve Bizans döneminde bir çok olaylar yaşamış, İstanbul’u fethe gelen islam askerleri Hünkar Çayırı’nda karargah kurmuşlar ve hazırlık yapmışlar.  Osmanlıyı modern anlamda devlet olarak kuran Sultan Orhan Gazi, Bizans askerleriyle gerçekleştirdiği Palekanon Savaşı’nı Çayırova bölgesinde yapıp, Bizans ordusunu yenerek Osmanlının cihan devleti olduğunu kanıtlamıştı. Fatih Sultan Mehmet Han, 3 Mayıs 1481’de yani İstanbul’un fethinden 28 yıl sonra hünkar çayırında karargah kurduğu zaman burada vefat etmişti. O yüzden burası Gebze’ye, bölgeye ve ülkemize bir ecdat yadigarı mekan olarak bilinmekte.

SATIŞ SÜRECİ NASIL BAŞLADI

Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 21.03.2016 tarihinde, “mülkiyeti DMO’ya ait Gebze ilçesi, Çayırova mahallesi 4 ada, 40 parselde bulunan 195.763,88 m2 yüzölçümüne sahip taşınmazın (DMO tarafından fiilen kullanılan kısmının, daha sonra ifraz edilerek özelleştirme kapsam ve programı dışında tutulması kaydıyla) tamamının özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, özelleştirme işlemlerinin 31.12.2020 tarihine kadar tamamlanmasına karar verilmiştir.” şeklinde Resmi Gazete’de bir ilan yayınladı. BU tarihte biz yine duruşumuzu ortaya koyduk ve sorumlulara bu gelişmeyi sorduk. “ Sattırmayız, dokundurtmayız” diyenler, “o ilan ÖİB haberi olmadan konulmuş, o ilanı önemsemeyin!” diyenler de oldu.  Kafaları karıştıran ve geliyorum diyen tehlikeyi hatırlatan bu ilanın oradan kaldırılması için, gazetemiz dahil bir çok duyarlı insan uğraş verdi, çaba harcadı. Ancak olmadı ve o ilanın bir gereği olarak da bugün yaşanan tablo ortaya çıktı. Tapu kayıtlarında hazinede gözüken ve üzerinde “Korunması gerekli tabiat ve kültür varlığı” şerhi olan bu araziyi nasıl satabilirlerdi? Ama oldu. Hazine bu araziyi,  vakıf üniversitesi için Erzincan Kültür ve Eğitim Vakfı ( EKEV) na 30 yıllığına kiraladı. Bu ülkede Üniversite kuracak başka bir yer yokmuş gibi. Bu ülkede vakıf üniversitesi için bir devlet üniversitesinin yanı başından başka bir yer yokmuş gibi.

TÜM ŞEHİR  HÜNKAR İÇİN AYAKTA

Haberin duyulması, belgelerin yayılması sonrası Gebzeliler her platforma gereken tepkisini gösterdiler. Sosyal medya belki de ilk kez bu denli duyarlı ve aynı tepkiyi verir bir hal içindeydi. Gebze için, Gebze’nin geleceği için, ecdatın mirası için herkes duyarlılık göstermişti. Bu tabloyu uzun yıllardır görmemiştik. Demek ki bu kent, tarihsel ve kültürel değerlerini yok etmek isteyenlere “ Orada durun. Gebze sizlerin iki dudağı arasında değildir “  diyebilmektedir.

Bu tepki bu şekilde devam ederse, bu tarihi mekan yine Gebze’nin ortak değeri bir kültür mirası olarak anılır ve bu arazi için ellerini ovuşturmaya başlayanların hevesleri kursaklarında kalır.

Gebze için masa başında kararlar alıp, uygulamaya koymaya kalkan siyasiler ve bürokratlar da atacağı adım bir değil iki kez düşünmek zorunda kalır.

Sonuç olarak, Çağ açıp çağ kapatan, zaferi Kur’an-ı Kerim’de müjdelenmiş cihan sultanı Fatih Sultan Mehmet, ne büyük bir komutanmış ki, böylesine bir kriz anında bile tüm şehri bir arada tek bir payede buluşturdu. Mekanı cennet, ruhu şad olsun;

Gebze Hünkar’la çok daha  güzel!
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.