"Halka kurşun sıkana, merhamet edilmemeli"

Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak

Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak



07 Ağustos 2016, 14:44

Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak ile 15 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimini konuşuktuk. Darbe girişimini Darıca Sahili'nde aldığını dile getiren Karabacak, "Mazallah darbe gerçekleşseydi, onlar bizi idam ederdi. Dünya da buna müsade ederdi. Burada halkın talebi değerlendirilmeli" ifadelerini kullandı.
15 Temmuz'da Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ/PDY) bağlı askerlerin  gerçekleştirmeye çalıştığı fakat başarılı olamadığı darbe girişiminin ilk dakikalarından itibaren sahaya çıkan Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak, süreci gazetemize değerlendirdi. Oldukça çarpıcı ifadeler kullanan Karabacak, darbecilerin hakkettiği cezayı alması gerektiğini vurguladı. Karabacak ile yaptığımız söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz.
HABER ALIR ALMAZ TEŞKİLATA GİTTİK!
Gebze Gazetesi: Darbe girişimini nasıl öğrendiniz? Öğrendikten hemen sonra ne yaptınız?
Şükrü Karabacak: O gece bir düğün vardı. Vatandaşımızın düğününe davetliydik. O düğüne gittik. Sonrasında bizim sahilde meclis üyesi arkadaşlarımızla birlikte oturuyorduk. O esnada tabi haberler gelmeye başladı. Anında olayın vahametini algılayıp direk AK Parti teşkilatımıza geçtik. Sonrasında orada vatandaşımızdan gelen talebleri değerlendirdik. Tabi, akın akın vatandaşlarımız sokağa çıkmaya başladı. O arada il teşkilatımız ilde toplanılması yönünde bir çağrı yaptı. Bizde teşkilatımızdan ayrılıp il teşkilatımıza doğru yola çıktık. Zaman bir hayli ilerlemişti. Vatandaşımız da yavaş yavaş sokağa dökülmüştü. Kim ne yapmak istiyor yönünde, anında büyük bir tepki oluştu. İl teşkilatına gittik. Orada toplantıları gerçekleştirerek çok hızlı bir şekilde değerlendirmeler yaptık. Sonra, herkes kendi alanına döndü. Bizde Darıca’ya geri döndük. Darıca teşkilatımızın başına giderken yolda açıklamalar geliyordu. Cumhurbaşkanımızın halkın sokağa çıkmasıyla ilgili duyurusu vardı. Bu çağrıyı duyan vatandaşımız çok ciddi anlamda bütün evlerini boşaltıp sokaklara akın ettiler. Biz darıca’ya girmekte çok zorlandık. Partili, partisiz herkes binlerce insan bu darbe girişimine karşı tek vücut oldu. Sabahlara kadar meydanlarda sokaklarda vatandaşlarımızın tepkisini hep birlikte müşade etmiş olduk. Çok yakındanda gündemi takip etmeye çalıştık.
ALLAH CUMHURBAŞKANIMIZDAN RAZI OLSUN
Allaha şükürler olsun ki Sayın Cumhurbaşkanımız 15 dakikalık bir süreyle bir baskından kurtuluyor. Biz kendisine gerçekten minnet ve şükran borçluyuz. Bu ülke ne kadar kararlı, ne kadar güçlü bir iradeye sahip ve gerçekten çok gözü kara ölümü göze alabilecek mahiyette söylediği sözlerin tamamını onaylayan bir lidere sahip olmanın mutluluğu içerisindeyiz çünkü siyasete başlarken şöyle bir ifade kullanmıştı kendileri 2001 yılında patimizi kurduğumuzda bir tarafta takım elbisemiz var bir tarafta kefenimizi giydik bu yola çıktık derken beklide bu günleri işaret ediyordu Allah ondan razı olsun. Allah başımızdan eksik etmesin onun güçlü iradeli duruşu ile birlikte halkımızın da ona büyük bir destek vermesiyle demokrasimizle milli iradeye sahip çıkılmıştır.
TÜRKİYE'NİN ÜZERİNDE OYNANAN BİR OYUN
Gebze Gazetesi: Darbe girişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şükrü Karabacak:  Bu Darbe girişimi Türk'ün üzerinde yıllardır oynanan oyunların devamı olarak değerlendiriyoruz. Sadece 1 günlük, 2 günlük,  1 aylık, 1 yıllık hazırlık devresi neticesinde ortaya çıkan olay değil. Türkiye'nin iç bünyesindeki yapıların içerisine sızan bu örgütün yapılanması çok güçlü bir şekilde din istismarı yapılarak FETÖ terör örgütünün başındaki şahsiyet biliyorsunuz camilerde vaaz vererek milletin inanç duygularıyla oynadı. Kendisine ciddi bir taraftar kitle bulup hem ekonomik yönden hemde büyük kurum ve kuruluşlarla insan istismarına yönlendirmeler yaptı. Kurumlarda türlü türlü hileyle ele geçirilmiş, zabdedilmiş. Onlar emirler doğrultusunda hareket etmiş. Paşalardan, polislere kadar, yargı mensuplarına kadar yapılanmışlar. Türkiye'nin güçlü halk iradesini, halkın seçmiş olduğu hükümetin başarılı bir şekilde bu ülkeyi yönetmeye başlamasından çok ciddi rahatsız olmuş olacaklar ki böyle bir eyleme kalkıştılar.
ATTIKLARI HER ADIM BAŞARISIZ OLDU
Bunu sadece FETÖ'nün tek başına yaptığı bir eylem olarak görürsek aldanırız. Bunun farklı fonksiyonları var. Yabancı ayakları var. İyi araştırılması ve arkalarında kimler var iyi belirlenmelidir. Süreçler içerisinde bir kaç ciddi olaylar atlattık. Bunlardan bir tanesi 17/25 Aralık operasyonları, bir diğeri Ergenekon ve Balyoz davaları. Bunlar Türkiye'nin gündemini günlerce meşgul etmiştir. Askeri kanattaki üst düzey yöneticilerin görevden alınmasıyla kendi adamlarını buralara yerleştirdiler. En son MHP üzerinde bir planlama yaparak kendilerine yakın olan bir ismi partinin başına geçirmek için türlü hareketlere girişmişler. Bunda da Sayın Bahçeli'nin dik duruşu ile önlenmiştir. Attıkları her adımda başarısız oldular. Sonrasında en son çare olarak 15 Temmuz akşamında bu darbe girişimini planlanması devreye sokulmuş ve milletimize karşı, demokrasimize karşı, Cumhurbaşkanımıza karşı bu darbe girişimi gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Ama öncelikli olarak Cenab-ı hakkın iradesi, milletimizin iradesi ve güçlü duruşu ile birlikte tabi devletimizin başındaki sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın duruşu ile sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler dahil olmak üzere hepsinin güçlü duruşu ile bu darbe girişimi önlenmiştir.
"ONLAR DARBEYİ YAPSAYDI BİZİ İDAM EDECEKLERDİ"
Gebze Gazetesi: Sizce bu darbe girişimciler nasıl cezalandırılmalı?
Şükrü Karabacak: Halkımız darbecilere kim su taşıdıysa ciddi bir şekilde cezalandırılmasını talep ediyor. İdam kararı ile ilgili büyük bir talep var. Cumhurbaşkanımız da TBMM’nin alacağı kararı hemen onaylarım sözünü belirtmiş. Yani idama sıcak bakılıyor. Avrupa bize nasıl bakar dünya bize nasıl bakar, nasıl bakarsa baksın hiç önemli değil. Darbe girişimini biz püskürtmemiş olsaydık bugün biz idam edilmiştik. Dünya buna müsaade ederdi. Biliyorsunuz Mısırda yapılan darbeye karşı bütün dünya sessiz kalmıştır.  Dünya bu hususta iki yüzlülüğünü gösterdiği gibi ülkemizde ki darbe başarısında da darbecileri destekleyeceklerinden bizim hiç şüphemiz yok. Avrupa Birliğine bizi alıp almamaları çokta önemli değil gerekirse askıya da alabiliriz.
BAĞIŞLAYACAĞIMIZI MI ZANNEDİYORLAR?
Halkın iradesi istekleri talepleri dikkate alınmazsa darbecilerden farklı bir düşünce ortaya çıkmaz. Millet ne diyorsa o olacak. Halkın iradesine herkes saygı gösterecek. Bu hususta elinde silahı olmayan, gece pijamasıyla sokağa çıkan, dolaşırken kendilerini bir anda tankların karşısında bulan ve havalanmış olan darbeci helikopterler varsa bu halkın üstüne acımasızca kurşun yağdıran insanları bizim merhametle bağışlayacağımızı mı zannediyorlar?
HALKIMIZ KENDİSİNİ KURŞUNLARIN ÖNÜNE ATTI
Gebze Gazetesi: Darbecilere karşı halkın darbesi... İlk andan itibaren halkın darbeye dur demesini nasıl yorumluyorsunuz?
Şükrü Karabacak: Muhteşem. Özellikle genç nesillerden kuşkumuz vardı. Yeni nesil nasıl oluyor diye? Zahiri gözle baktığınızda kulağına küpe takmış gençler, yırtık pantolonla gezen geçler, milli değerlere sahip çıkmıyormuş gibi yürüyen gençler. Milli değere sahip çıkmayan gençler görüyor, endişeyle bakıyorduk. Ne zaman ki böyle bir olayla karşılaştığımız da işte o gençler, o evlatlar, mayası sağlam olan bu milletin evlatları, kendisini tankın önüne kurşunların önüne atmıştır. Bu ülkenin evlatlarının mayası sağlamdır. İnşallah daha dikkatli olacağız daha iyi eğitimler vereceğiz. Her kurum kendi görevi neyse o çerçevede kalmak kaydıyla sürdürmesi gerektiğine inanıyoruz. Diyanet daha çok din eğitimi verme hususunda bu işlere daha sık eğilmelidir. Kontrolsüz bir şekliyle hiç kimse merdiven altında bu tür faaliyetlere girmemeli. Cemaatlerin işi general, hakim, savcı ve siyasetçi yetiştirmek olmamalı. Cemaatlerin işi toplumu irşad edecek dini, imanı, Kuran-ı iyi anlayacak ve anlatacak görevleri yerine getirecek. Allah'a karşı olan ibadetleri daha takva şekliyle nasıl yapabileceğini öğretecek mahiyette faliyetler bulunmalıdır. Asla ve asla cemaatler hakim, savcı yetiştirmeye kalkmamalı. O görevlerde bulunacak kişileri devletimiz yetiştirir. Dini bütün, vatanını, milletini seven komserimizde, askerimizde mutlaka olmalı fakat birilerinin emrinde olmamalı. Devletimizin ve milletimizin emrinde olmalıdır.
AMAÇLARI BÜYÜYEN TÜRKİYE'DEN RAHATSIZ OLMALARIDIR
Gebze Gazetesi: Son bir kaç yılda önemli badireler atlattık. 17/25 Aralık Operasyonları, Gezi eylemleri ve son olarak da darbe girişimi... Bunların sizce amacı ne?
Samet Kahraman: Asıl hedef güçlü bir şekliyle milli iradenin Türkiye Cumhuriyeti parlementosuna yansıması, parlementodaki güçlü siyasi iradenin bu ülkeye ciddi hizmetler ortaya koymuş olmasıdır. Şöyle geçmişi bir hatırlayacak olursak 2000-2001'li yıllarda Türkiye ciddi şekilde borç batağına girmiş, İMF'den 1,5 milyar borç para alabilmek için bekleyen bir Türkiye çok büyük hamleler gerçekleştirmiştir. Duble yolları, hava alanları, hastaneleri, sanayi atılımlarıyla, hızlı trenleriyle topyekün bir kalkınmaya kalkışmış ve İMF'ye olan borcunu ödemişti. Emir almaktan kurtulmuş bir Türkiye çok hızla kendi sanayisi içerisinde özellikle askeri alanda silah sanayiyle, geliştirmeye çalıştığı insansız hava uçakları ile, denize indirmiş olduğu savaş gemileri ile askeri alanda da, siyasi alanda da, ekonomik alanda da büyümesini görüyorduk. Tabi bundan rahatsızlık duyan, Türkiye halkının müslüman olması, idarecilerinin de halk nasıl yaşıyorsa idarecilerinde öyle bir yaşam tarzının olması birilerini çok rahatsız etti. Özellikle islam dünyasındaki mazlumların sesi olmak adına atmış olduğumuz adımlar, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın gayretli çabaları neticesinde Türkiye'nin islam coğrafyasının öncülüğünü yapacak konuma doğru ilerlediğini gören batı ülkeleri bu hususta rahatsızlığını bu şekilde önlemeye çalışmıştır. İçerideki işbirlikçi hainlerle ve dışarıdaki Türkiye düşmanları birlikte hareket edince bu tür olaylarla karşı karşıya kaldık. Ancak Türkiye çok güçlü bir yapıya sahip. Türk halkı zor günde ne yapacağını çok iyi biliyor. Başımızdaki idareci ve yöneticilerinde başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere hepsinin dirayetli duruşu ile bu yapılanmaların tamamının önüne geçilmiştir. Bugünde en son darbe girşiminine de dur denilmiştir. Fakat su uyur düşman uyumaz diye düşünerek sıkı ve birlik beraberlik içerisinde duracağız.
SİYASİLER GÜZEL BİR BİRLİKTELİK OLUŞTURDULAR!
Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi ve AK Parti'nin bu tür olaylara karşı birlikte hareket etmesi de ülke meselesi olunca gerisinin teferruat olduğunu hep birlikte anlamış olduk. Buda çok güzel bir birliktelik oldu diye düşünüyorum. Çünkü siyaset mekanızması, içerisinde siyasiler kendi planlarını, programlarını millete anlatırlar. Hizmet edebilme adına da milletten oy isterler. Demokrasinin gereği sandığa gidilir, sandıktan da kim çıkarsa ona rıza gösterilir. Sonrasında iktidar olanda, muhalefette kalanlar arasında da tatlı bir rekabet devam eder gider. Asla düşmanlık olmaz ve olmamalı. Bununda en güzel örneğini yaşanan olaylarla birlikte siyasi partilerimizin üst yöneticileri de gerekli adımları atmış, Cumhurbaşkanlığımızın başkanlığında toplanıp ülke meselelerini konuşmuştur. Memleketimiz, ülkemiz adına hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyoruz.
Gebze Gazetesi: Cumhuriyet tarihi boyunca 4. kez 'darbe' sözüyle karşı karşıya kaldık. Darbelerin yada darbe girişimcilerinin sizce amacı ne?
Şükrü Karabacak: Darbeler iki türlüdür. Birisi milli irade dediğimiz, halkın öncülüğünde gerçekleşen darbelerdir. Burada halk iradesi ön plandadır. Burada silah yoktur. Birde silahlı güçlerin, gerek polis teşkilatı gerekse askeri teşkilat olsun. Vatan savunması için kurulmuş olan ordunun içerisindeki bazılarının darbe girişimi ve iktidara gelme hevesleri, dış güçlerin etkisi, içerideki iş birlikçilerin destekleri ile bu girişimler söz konusu olmuştur. Düşünebiliyor musunuz? Ben evladımı askere gönderiyorum. Evladımı emrine verdiğim komutan, halka ateş et diye emir veriyor. Kimi öldürecek bu? Annesine, halasına, abisine sıkacak. Bu ülkenin evlatlarıyız biz. Böyle bir hainlik olabilir mi? Bunun etkisi birilerinin güdümüne girmesi, talimat ve emir alması, aşağıda olaylardan haberi olmayan er ve erbaşa uygulatmasıdır. Ama artık benim halkım uyandı. Dünyaya örnek olabilecek bir adım attı. Tanka, topa karşı silahsız olan bir halkın karşı koyabileceğini gösterdi ve dünyanın en gelişmiş ülkelerine bile demokrasi dersi verdi.
HALKIMIZA DEMOKRASİ NÖBETLERİ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM
Gebze Gazetesi: 3 haftadır hergün sizde Darıcalılarla meydanlardaydınız. Meydanları ve üç hafta süren demokrasi nöbetlerini nasıl buldunuz?
Şükrü Karabacak: Hamdolsun. İlk günden son güne kadar, darbe girişimine bulunan, masum insanları hunharca öldürme cüretini gösteren bu insanlara karşı dik durdu. Darbeler yapıldığında sıkı yönetimler ilan edilir, halkın sokağa çıkması engellenirdi. Bu girişimde millet bu darbeye tam tersi cevap vermiştir. Millet darbesi gerçekleşmiştir. Bunun neticesinde Sayın Cumhurbaşkanımızın emri doğrultusunda sokaklarda milli iradeyi savunma adına nöbet tuttuk. Bizim ülkemizdeki sivil iradenin, Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği emir ve talimatları uygulayan bir milletle karşı karşıyayız. Onun için hem başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, hemde milletimize meydanlarda gösterdikleri duruş için teşekkür ediyorum.
1980 DARBESİNİ YAŞADIM
Gebze Gazetesi: Son olarak sizin ilk hatırladığınız darbe hangisi? Kaç yaşındaydınız? O dönem neler yaşandı?
Şükrü Karabacak: Benim ilk hatırladığım darbe yaklaşık 19 yaşlarındaydım. 80 darbesini biz yaşadık. 80 darbesinde bizim lise yıllarımızdı. O günün şartlarında Türkiye'nin bir kaosa sürüklenmesi söz konusu oldu. Türkiye'yi böldüler, parçaladır. Sağcı, solcu, allevi, sünni diyerek böldüler. Evler işaretleniyordu. Hiç tanımayan güçler o evlere ateş ediyordu. Bir kaos ortamı vardı. Yani bir zemin hazırlanması vardı. O dönemin cuntacıları biz darbeye zemin hazırladık diyor. Zemin hazırladıktan sonra darbeyi yaptılar. Millete artık gına gelmişti. Sokağa çıkmak tehlikeli bir hal almıştı. Yatırımlar durmuş, anarşiler kol geziyor, kardeş kardeşi vuruyordu. Sonrasında çok masumane bir şekilde ordu yönetime el koydu diyerek darbeyi gerçekleştirmişlerdi. İğrenç açıklamalar yapıldı. Bir sağdan astık, bir soldan astık dediler. Kimi astın, 16-17 yaşındaki gencecik fidanları solcu, sağcı diye astın.
TÜRKİYE'NİN GÜÇLÜ BİR SİSTEME İHTİYACI VAR
O dönem güçlü iktidarlarının olmaması, koalisyon hükümetlerinin sürekli bu ülkeyi yönetmesi sebebidir bu darbe girişimine teşebbüs edenlerin amacı. 280 turda Cumhurbaşkanı seçilemiyordu. Onun için bugün eğer Türkiye'de başkanlık sistemi konuşuyorsa bunun içindir. Bir sistemden bahsediyorum, rejimden bahsetmiyorum. Rejim değişikliği farklıdır.Bizim Cumhuriyetle yönetilen bir rejimimiz var.Fakat sistem değişikliği ile güçlü siyasi iradeyle bu ülkenin yönetilmesi gerekiyor. Şuanda zaten sayın Cumhurbaşkanımız devlet başkanıdır. İki dönem daha aday olsun, seçilecek bir yapıya sahiptir. Ama mesele bu değil. Halkın iradesiyle bir devlet başkanı seçilmesinin ortaya konulması gerekiyor. Parlementer milletvekilleri ve bununla birlikte oluşacak devlet başkanlığı sistemi getirilmelidir. Başkanlık sistemi ile birlikte güçlü yönetimlerin Türkiye'yi yönetmesini arzu ediyoruz. Bu sistemi de seçecek olan halktır. Bu meselenin çok iyi anlaşılması gerekir.
ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA YAŞATMASIN
Gebze Gazetesi: Son olarak söylemek istediğiniz birşey var mı?
Şükrü Karabacak: Allah bu millete bir daha bu belayı yaşatmasın. Bu musibetlerden uzak tutsun. Ben dik duruşlarından dolayı öncelikle başkomutanımız Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım'a ve bizlerle birlikte her gece Darıca Cumhuriyet Meydanı'nı doldurarak nöbet tutan Darıcalı hemşerilerim olmak üzere, demokrasiye, milli iradeye sahip çıkan tüm kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Allah hepsinden razı olsun.
 
 

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.