HÜNKAR’IN HATIRLATTIKLARI


Kamil Uzunmehmet

Kamil Uzunmehmet

02 Şubat 2018, 10:27

Hünkar Çayırı’nda önemli bir kazanım oldu da biz mi bilmiyoruz acaba? Elbette ki gelinen bu nokta göz ardı edilemez. Yanlıştan dönülmüş olarak görmek lazım. Ancak; yanlışı bir başka yanlışla örtüyorsak, o zaman asıl sıkıntı başlar.  Hünkar Çayırı’nda işin başından beri kentin ve kamuoyunun sesine ses olan, bu tahbibin karşısında olan başta GTO Başkanı Nail Çiler’in ve bu kenti düşünen siyasi partilerin, STK’ların, basınının, kent dinamiklerinin hakkını yememek lazım. Bu arada kendimizi ve bazı meslektaşlarımızı da es geçmemek gerek;

Bu süreçte Gebze kamuoyu kimin bu dava ile ne kadar ilgili ya da ne kadar duyarlı olduğunu da yakından görmüş oldu.

Nail başkan 2-3 kez gittiği Ankara’da hep bu konuyu gündemine aldı ve bir fırsatını bulupta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a konuyu en doğru şekilde anlatmak için fırsat aradı. 28 Aralık 2017 tarihinde de sanırım bir tören için gittiği Külliye de bu dosyayı devletin en yetkili insanının önüne koydu. CHP Kocaeli milletvekili Tahsin Tarhan, konuyu 2-3 kez Maliye Bakanlığı’na soru önergesi vererek gündeme getirdi. Son olarak TBMM’de bu konuyla ilgili bir konuşma yaptı.

Sonuçta bu yanlıştan dönülmesi için tüm kent ayağa kalktı ve şu anki iptal gerçekleşti.

Şimdi buradan feragat ettirilen, el çektirilen bu ErzincanEğitim veKültür Vakfı  EKVE’ya Pelitli yolu ile Balçık arasında 238 bin metrekarelik bir eğitim alanı verilmesi gündeme geldi;

Bu arazi eğitim alanı olarak ayrılmış, imara girmiş ve Gebze’nin eğitim alanı olarak elde kalan tek ve en değerli alanı. Bilmeyenler için şöyle açıklayayım; Gebze Plastikçiler OSB’den Pelitli’ye giden yolun Balçık tarafına dönem yolunun hemen yanında. Bir hazır beton  tesisinin de içinde olduğu büyük bir arazi. Bu konuyu derinleştirdiğimizde bu arazi için geçmişte siyasi erke yapılan baskılar, bu alanın sanayiye katılması için yapılan girişimler ve türlü türlü entrikalar akla geliyor. TBMM’de 2 dönem iktidar parti milletvekilliği yapan Eyüp Ayar’da bu konulara oldukça vakıf durumda. Hatta o gün herkesten sakındığı bu arazinin bugün yok yere elden gidebileceğine işaret ederek, tepkisini ortaya koymuş durumda. Ortada büyük bir çelişki ,büyük bir yanlış, çirkin bir de kayırma var…

Biz Erzincanlılar Vakfı’na arazi vermek, bunu da Gebze’de vermek zorundamıyız?

Bu vakıf  üniversite kuracaksa, kuracağı üniversite de özel bir vakıf üniversitesiyse kusura bakmasın paraya kıyıp arsa satın alacak ve üniversitesini kuracak. Vakıf Üniversitesi olacağı için ticari bir anlayış olacak. O halde neden bu işten ticari kazanç elde edecek bir vakfa devletin imkanlarını sunalım? Bu ülkenin açılacak yeni bir üniversiteye mi ihtiyacı var? Her şey bitti de üniversite açmak Erzincanlılar Vakfı’na mı düştü.?

Türkiye ‘de 5 binin üzerinde vakıf var. Ya birçoğu bize de yer verin, biz de üniversite açacağız derse? O zaman ne yapacaksınız? GEBKİM Vakıf açtı, TOSB’da var, GTO’nun vakfını biliyoruz. Ya bunlar da yarın çıkıp, bu şehrin elinde avucunda kalan arazileri aynı amaç için isterse? Onlara ne diyeceksiniz? Bir devlet büyüğü ya da siyasetçinin destek verdiği vakıfsa ‘tamam’ deyip infazı mı yapacaksınız?  Ülkede bundan böyle Başbakan’da olmayacağına göre kamunun güzelim arazilerini kemlere peşkeş çekeceksiniz?

Bu bölgenin bir sanayi bölgesi olduğunu biliyorsanız, yapabilecek siyasi gücünüz de varsa bu gibi alanlar gidin mesleki eğitim liseleri yapın. Mezun olacakların halen iş başı yapabilecekleri ara eleman yetiştiren okullar yapın. Bu bölgede bugün üniversiteye değil, teknik elemana ihtiyaç var. Bu tür okulları hazine arazilerine yapsanız bile ihtiyaç ortada, kamuoyundan da destek bulursunuz.  Ama amaç eğitim-öğretim olmazsa,  arazi kapama ya da araziye çökme olursa, üniversite lafı da kulağa hoş geldiğini pekala söyleyebiliriz…

Hünkar Çayırı, belkide bu kentin haksızlığa, sahipsizliğe ve umursamazlığı bir başkaldırışı olmuştur. Burada top yekün benimseme, top yekün yanlışın karşısında durma var… Ecdatın mirasına saygı ve sahiplenme var…

Hünkar Çayırı’nda bu konu gündeme geldiğinde ortaya çıkan tabloyu hatırlayalım; Sağcısı solcusu, lazı, kürdü, çerkezi herkes bir araya gelip Hünkar’ın şehit düştüğü o mekanda topluca namaz kılmadı mı? Oradan çıkan tek ses, “ Fatih Sultan Mehmet Han’ın mirasını sattırmayız” değil miydi?

İşte bu kent ve bu şehrin insanı her türlü entrikaya ve tutuma karşı böyle birlik olursa bize hiçbir güç istemediğimiz bir şeyi kabul ettiremez. Bu şehrin insanı, kendilerine ve bu şehre yapılan hizmeti de unutmaz, ihaneti de…

Bugün belki yemiş gibi görünebilir ama yarın sırası geldiğinde bu kente yapılan her yanlışın hesabını sormasını da iyi bilir.

Bilmem anlatabildim mi?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.