İnsan önce saçlarından ölmeye başlıyor/ Ben Rabia
“Ak ile karanın savaşını saçlarıma düşen grilikler kazanmıştı ve her bir tel ihtiyarlığı fısıldıyor. Ve insan önce saçlarından ölmeye başlıyor.”
“Akıllı odur ki dünyasını harap eder ve harap ettiği enkazın üstüne ahiretini inşa eder.”
“Zaman her şeye yetişir de hiçbir şey zamana yetişemez.”
Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak değil, dinî-tasavvufi düşünceyi yaymaktır. Bir tasavvuf edebi eserini okuduğunuzda kitabı kapattığınızda sanatsal güzelliklerden çok dini düşünceler aklınızda kalır. Günümüz tasavvuf edebiyatının temsilcilerinden Şadiye Erol Aykaç hocamızın son eseri “Ben Rabia” işte tam da bu literatüre girecek öğüt dolu, aşk dolu bir eser.
Rabia aşk kadını. Rabia dördüncü kundak. Rabia islam ile örtünmüş aşk ile kaybolmuş hikayesiyle hepimizi kendimize getirecek bir mümine..
Rabia’yı okuduğunuzda şunu bir kez daha görüyorsunuz. Allah; imana, melekler; ibadete, Şeytan; günaha, Nefis; dünyalık sevdalara yönlendirir insanı. Allah ve meleklerin yolunda olmak da seçim, şeytan ve nefis yolunda olmak da seçim.
Hatalarından ders çıkaran marifet kapısından girenler.. Hiç hataya düşmeyenler… Ah Rabia.. Kitabı okurken canım yandı çok kere.. Tövbe ettim bin kere.. Sizler de dünyalık dağdağadan sıkıldıysanız arada tasavvufi eserlere yoğunlaşabilirsiniz. Tasavvufi eserlerin çok kadim örnekleri olmasına rağmen günümüz temsilcilerine de şans tanımayı seviyorum. 21. yy’da yazılmış bir tasavvuf eser ile 19. yy’da yazılmış eser arasındaki farkı hissetmek de ayrı bir lezzet veriyor. Şimdiden herkese keyifli okumalar!.