“OLMAK” Şükür Sebebi…
“Olmak” teşekkür etmeyi bilenler için en büyük şükür sebebi… Varsanız eğer kulsunuz her halükarda. Bedeninizle ruhunuzla zihninizle varsınız. Etkiliyor ve etkileniyorsunuz. Yaşıyor, düşünüyor, düşündürüyorsunuz. Bilinçli ya da bilinçsiz dokunuyorsunuz etrafınızdakilere…
Son zamanlarda yaşadıklarımızın özeti bu “var olmak.” Bütün bunlar yetmez mi mutlu olup şükretmeye…
Yıllarca mutluluğun peşinden koştu insanoğlu, onu elde etmek için her saçmalığa ister istemez bulaşmış halde buldu ruhunu. Başarısız olduysa eğer, suçladığı hep başkaları oldu. İçindeki doyumsuzluğun ızdırâbını çeken, sevdikleriydi çoğu zaman.
Bizler en iyisini hak ederdik. Kendimizi çok seviyorduk, özgüven zannettiğimiz kibrimiz, etrafımızı yıkıp dökerken yalnızlığımızı görmezden geliyorduk. Markalı olmak zorunda olan giysilerimiz, en lüks yerlerde yenen yemeklerimiz, gösterişli bin bir türlü kutlamalarımız olmalıydı bizim, yoksa nasıl yakalardık mutluluğu, daha doğrusu sahte mutluluk resimlerini…
Ve bir virüs aldı tüm özgürlüğümüzü. En sevdiği oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibi, şaşırıp kaldık… Artık markalı kıyafetlerimizi gösterebileceğimiz birileri yoktu etrafımızda, senelerce kafa patlatıp edindiğimiz kariyerlerimizi uygulayacak bir işyeri, yığınla para harcayarak, tatil adı verdiğimiz savurganlık gösterişleri de.
Bütün bunların dışında yaşıyoruz, hayatı…
Açıkçası teşekküre gönlü olmayanın bahanesi çok, yalnız “sizin şer bildiklerinizde hayır, hayır bildiklerinizde şer vardır” düsturunca şükür eden, sabırla beklemede işin sonunu.
Ve kafa yormada insanoğlu, ne olduğunun, ne kadar olduğunun hesabını yapmada… Boyunun değil, ruhunun ölçüsünü almada santim santim. Mutluluğun gerçeğini aramada… Yalancı riyaları attığında, elinde kalana bakmada.. Aynadaki gerçeğiyle yüzleşmede işin sonunda. Öyle muhtacız ki aynayla barışık olmaya ve büyütmeye ruhumuzu. Şu durumda dahi bulamazsak aradığımızı vay halimize…
Kim bilir Kovit19 un geliş sebebi budur belki de;
Olmaya şükür etmek…
Ruhumuzu yüceltmek…
Ve mutluluğun sırrını çözmek…