HAYATA DAİR KÜÇÜK SIRLAR…
Ne kadar Dünya peşinden koşsak da ruhumuzu doyurmayan hiçbir şey tat vermez insanoğluna. Kimileri her daim şikayet eder, şükür bilmez. İnsanlara ve hayata bakışı karışık, güvensiz, kaygılı ve alıngan…
Geçenlerde bir büyüğümüzün hayata dair edindiği tecrübeleri paylaştığı bir video izlemiş ve çok etkilenmiştim. Aynı şeyleri ben de düşünüyorum demekten alamadım kendimi. Bu sebepten kendi tecrübelerimi paylaşmak istedim sizlerle bu hafta. Belki biraz nasihat gibi olacak ama; olsun varsın siz yabancı değilsiniz…J
İlk ve olmazsa olmaz olan “hayata dair bir anlam oluşturmak”. Niçin varım, yaşamanın manası nedir? Nereden geldim? Nereye gidiyorum? gibi sorulara net cevaplarınız olsun. Bu yolun en başıdır. Bu anlama göre atın adımlarınızı. Rüzgara bırakmayın kendinizi, sağlam olsun adımlarınız. Bu anlam ışığı yolunuzu aydınlatsın.
“Yaşamın bir sınav olduğunu ve karşına çıkan iyi ya da kötü her şeyin sınavının bir parçası olduğunu unutma.” Ne çok sevin, ne de üzüntüden kendini parçala. İkisi de ruhuna iyi gelmez. Her zaman itidalli davran. Başına gelen her olaydan bir ders çıkarman gerektiğini unutma. Her yaşadığın senin hayrın için, “Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler” de rahat et.
“Adalet” kavramı hayatının merkezinde olsun. Ancak o zaman yaşamda dengeyi sağlar, ifrat ve tefritten uzaklaşmış olursun. Ruhun da bu dengeye ayak uydurur, hayatın tadını alırsın. Zerreden kürreye adaletle davranacağım derken, kendi payına düşeni sakın göz ardı etme. Senin ruhunun ve nefsinin de buna ihtiyacı var.
“İnsanlara hüsnü zanla bak,” söz ve davranışlarının arkasında kötü niyet arama. Bu, seninle birlikte karşındakini yorar ve seni alıngan yapar. Tüm ilişkilerindeki dengeyi bozar. İletişimi sekteye uğratır. Kırmamayı bildiğin gibi, kırılmamayı da öğren.
“Kulaktan dolma bilgilerle hareket etme”. Doğru bilginin ardına düş. Kitap okumak ufkunu genişletir. İnsanları tanımanı, başkalarının duyguları konusunda empâti kurmanı sağlar. At gözlüğüyle bakmaktan böylece kurtulursun. Hayatın neresinde durduğunun farkına varırsın.
“Kendin olmaktan korkma” kendin olurken de nefsinin fısıltılarını ruhundan zannetme. Balık nasıl uçamaz, kuş nasıl suyun içinde yaşayamazsa etrafındakilerin olmadığın şey için, seni zorlamalarına izin verme. Bu hayat sana ait, sınanan senin hayatın. Karar verirken acele etme. Sonrasında arkasında dur ve gayret et. Ancak o zaman, kendini gerçekleştirebilirsin. Yanılsan da korkma başka yol dene.
“Fazla yoğun olma” kendinle konuşabileceğin, Rabb’inle baş başa kaldığın zamanların olsun. Sakin kaldığın anlar, en dingin olduğun zamanlardır. Bu anlarda iç muhasebeni yap. Doğru ve yanlışlarını tart. Terazinin doğru olan kısmının ağır gelmesi için gayret et. İçinle dışının aynı olup olmadığını bu anlarında görebilirsin.
“Popüler kültürün seni senden almasına izin verme.” Modanın altında yatan mesajları süzgeçten geçir. Dünyadaki kötülerin yüreğini ele geçirmesine izin verme. Popüler olan değil, iyi ve doğru olan senin modan olsun. Ve bu modayla çevrene örnek ol. Utanmaktan utanma. Süsün edebin olsun.
Ben yaptım, ben başardım, benim sayemde deme. Kibir insanın giydiği en çirkin elbisedir. Arş-ı Ala’ya yükseldiğin anın secde anı olduğunu hatırla. Unutma Allah dilemeseydi nefes dahi alamazdın. Bu sebepten elde ettiğin başarılar için şükret. Sorumluluğunun daha da arttığını unutma. Bu sebepten mütevaziliği elden bırakma.
Kalın sağlıcakla dostlar. Allah’a emanet olun…