DÖNÜŞÜM
Bir gün uyanıyorsunuz ve hantal bir böceğe dönüşmüşsünüz! Eliniz kolunuz yok, kabuklu bedeninize bağlı bir çok cılız bacağınız var!.
Franz Kafka’nın bilim kurgu, sembolizm karışık ele aldığı en iyi romanı “Dönüşüm” ile karşınızdayım!.
Başarılı bir kumaş tüccarı, saygın bir iş adamıydınız. Ama bir günde böceğe dönüştünüz ve anlaşılmaz, korkutucu, işe yaramaz bir şey oldunuz.
Gregor Samsa işte bu elim olayı birebir yaşıyor. Kitap boyunca bu bir rüya ve Samsa eski şaşalı günlerine dönecek diye bekledim ama heyhat!.
Gün geçtikçe iyice büyüyen, evde boşa yer kaplayan hiç kimsenin işine yaramaz hatta bakıma muhtaç hale gelen Gregor Samsa’yı en başta iş arkadaşları terk ediyor. Sonra akrabaları. Ve en son birinci derece akrabaları da ona bakmaktan yoruluyor. Yemeğini her akşam önüne götüren ablası bile ondan sıkılmaya başlıyor. Ve hatta şok edici ama annesi bile Samsa’dan vazgeçiyor. O artık başarılı bir tüccar değil, insan değil. İşe yaramaz, kocaman bir böcek. Anne, baba, kardeşler bir olup Gregor Samsa’yı öldürmeye karar veriyor. Onu ezip öldürüp hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar. Yas bile tutmuyorlar. Ne çok mesaj gizliydi aslında. Bugün işimiz gücümüz yerindeyken bir çok kişi etrafımızda olacak. Ama her şeyi kaybettiğimizde değil etrafımız ailemiz bile bize yük gözüyle bakacak. Sistemi latif bir dille eleştiren harika bir kitap! İşte hep diyorum ya işe, güce, maddiyatta ya da hazza odaklı şimdi insanlar. Kimse yüreklere bakmıyor!. İşleri bitince mendil gibi fırlatıp atıyor, üzerinize basıyor!. Gönülleri dergah bilen insanlar çıksın karşımıza!. Etiketimize değil yüreğimize baksınlar. Sözlerimi eserin en çok hoşuma giden cümlesi ile bitiriyorum;
“Hiç kalıcı ve samimi olmayan insan ilişkileri. Şeytan görsün hepsinin yüzünü!”
Amin..