SALDIRI MI,SANAT MI?



SALDIRI MI,SANAT MI?

Gün geçmiyor ki gündemde  “din” içerikli bir konu olmasın! Hristiyanlık,Yahudilik ya da ateizm değil hedefte…İslâm!

Sanatçı; ince ruhlu,nahif,güzele dair iz bırakan kişidir. Hangi alanda olursa olsun gönle dokunmayı bilir.Biri tiyatro ile biri şarkı/türküyle,diğeri yaptığı resimle vs. kendi değerleri dışındakilere saldırıyor.Sonra bunun sanat olduğu fikrine kapılıyor!İnsanı insan yapan en güzel özellik saygıdır. İnanmayabilirsiniz ama inanmadığınıza saldırmak,hakaret etmek zorunda değilsiniz. 

Müslüman birinin,hiç bir dinin ritüeline,değerine hakaret eden,küçümseyen bir tavrına şahit oldunuz mu? Müslüman usulünce kurban keser.Ama birileri et dolu ziyafet sofrasında hayvan hakları  diye yaygara koparır.Diğeri benim dinim gereği deyip masum bir hayvanı duvardan duvara vurarak parçalar,tüm dünya susar. Sonra kötü olan,cahil olan Müslüman olur.

Sen onların dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır. De ki: “Asıl doğru yol ancak Allah’ın yoludur.” Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bilesin ki artık Allah sana ne dost ne de yardımcı olacaktır.(Bakara/120) 

Onlar inanç boşluğunun verdiği hisle saldıracak belki ama önemli olan biz ne yapacağız? Tepki vermeli mi,vermemeli mi? Nefsimize,çıkarımıza ters gelen bir konu olduğunda ne devlet,ne akraba,ne büyük,ne hatır,ne gönül takmıyoruz tabiri caizse…Bir zam oluyor avaz avaz ortaya dökülen millet,inancına,ahlâka,değerlerine  pervasızca hakaret edenlere pek sakin!!!Elbette bağırıp çağırmaktan,edep yoksununa aynı telden karşılık vermekten bahsetmiyorum. Ama sessizlikten de bahsetmiyorum.Albert Einstein; “dünya kötülük yapanlar yüzünden değil,seyirci kalıp hiçbirşey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir” der.

Zamanın birinde bir sanatçı (!); “beni bir tesettürlünün dinlediğini bilsem şarkı söylemeyi bırakırım” diye bir cümle kurmuştu. Bakıyorum da, konserlerinde başında eşarbı ile kendinden geçenler mevcut yazık ki!!!

O halde feraset ve basiret lâzım…Neyi neden yaptığımızı bilmek lâzım…Şuur lâzım,akıl/kalp/zihin/beden bütünlüğünü acilen bulmak lâzım…

“Ben de  müslümanım ama senin kadar abartmıyorum” kafasından kurtulmalı tez vakitte! Beni,sizi,onu aynı değerler bir çatıda toplayabilmeli. Ümmet bilinci tam da budur işte. Bana haramsa,Müslüman olan herkese haram,helâl ise hepimize helâl…

İslam’ın çizdiği aydınlık yolu idrak edersek,ortaya hayran olunası bir toplum çıkar. Haliyle,tavrıyla,duruşuyla örnek olan … Ama müslümanlar şöyle,böyle hataları var derken, eksiği dine mi yüklemek mantıklı,yoksa beşerin hâline mi? Daldan olmamış elmayı koparıp yerseniz; elma güzel değil,ekşi dersiniz.Şu halde kusurlu olan elma mıdır,yoksa elmayı vaktinden önce koparan mı? Ruhu,kalbi henüz  olgunluğa ulaşmamış kulun da ekşiliği vardır elbet.Bize düşen köklerimizi beslemek,olgunlaşma çabası sarfetmek ve en önemlisi vaktinden önce birinin bizi dalımızdan ayırmasına müsaade etmemek!”Sen oldun,bu kadarı da yeter,abartma” gibi cümleler daldan koparılma hamlesidir emin olun.Buna müsaade ederseniz;”bana göre” diye başlayan bahaneleriniz olur ve ayet/hadis ne der diye bakmazsınız bile!Bu durumda da dinden değil “bana göre dininden” bahsetmiş olursunuz.

Biz yok gibi davransakta,inancımızı kabul etmediği gibi bize düşman olanlar da var elbette…Allah hidayet etsin inşallah. Ancak bize düşen onlarla uzun soluklu tartışmalar değil,kırmızı çizgimize bastıkları yerde “orada bir dur” deyip kendi had sınırına çekilmesine yardımcı olmaktır. Müslüman ülfet ehlidir.Herkes onunla geçinir,o da herkesle … Ancak kutsal değerlerine zarar verilen bir durumda, elif misali dimdik duruşu ile sınırı çizebilmelidir.

Fetih Sûresi 29. Âyet-i kerimede;

“Muhammed Allah’ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kâfirlere karşı şedit, kendi aralarında ise merhametlidirler.” buyrulur.Yani inancınıza zarar vermeye,hadsizlik yapmaya kalkışan olursa sert yanınızla tanışmayı haketmiştir.Elbette ki İslâm’ın onuruna yaraşır,kabalıktan uzak bir duruşla…

Müslüman vakarı ile , İslâm’a hayran bırakacak bir ömür duası ile cânım dostlar…