SANAL DEĞİL ORİJİNAL
Kıymetli okurlar…
Şimdi seminerimlerde kullandığım minik bir uygulamayı sizlerle yapalım, ne dersiniz?Önce okuyup kapatın gözünüzü, benim sesimi duymadığınız için kendi komutunuzu kendiniz vereceksiniz çünkü.
Hazır mıyız? Kapatalım gözlerimizi…Şimdi dar bir köy yolunda yürüyorsunuz.Mevsim sonbahar,yerler sapsarı kuru yapraklarla dolu.Üzerlerine basarken çıkan sesi duyun,basış anını hissedin.Sessizliğin ve huzurun tadını çıkarın. Dar yol köy meydanına vardı. Minik bir köy kahvesi var meydanda.Yanıbaşında cami,köy evleri…Sokakta dolaşan kediler,köpekler…Kahvenin önünde oturan amcalar…Sokakta oynayan çocukların gülüşleri…Meydandan sağa ilk sokağa dönün. Hemen sağdaki evi gördünüz mü? Açın gözünüzü…Şimdi söyler misiniz ev ne renkti?Kaç katlıydı? Bahçeli miydi? Bu soruların cevabı,seminelerde çok güzel oluyor. Kiminin evi bahçeli,kiminin evi beyaz,kimininki iki katlı,kimininki tek katlı. Öyle bir ev yok ama varmış gibi o anı yaşadık,o anın huzuru yüreğimizi dinlendirdi,yüzümüze tebessüm oldu değil mi?
Farkındaysanız beyin hayal ve gerçeği ayırt edemiyor. Zihnimizdeki o anı gerçekmiş gibi yaşıyor,hissediyoruz ve yüzümüze o ana ait bir duygunun ifadesi yerleşiyor. Nereye varmak istiyorsunuz Ayşenur Hanım diyor musunuz? Elbette varmak istediğim bir yer var.
Sosyal ağların hayatımızda varlığı,nesli koruma endişeleri arasında kıvranırken yepyeni ve çok daha etkin hatta düşüncesi bile insanı tedirgin eden günlere yürüyoruz.Evet malum konu; metaverse…Öyle teknik konularda çok aktif ve başarılı olmamakla birlikte, evde ya da kurumlarda asistanlık yapan güzel yürekler var etrafımda şükür,ben de öyle idare ediyorum 🙂
Neyse gelelim üç boyutlu sanal evren hikayesine.3D sinema gözlükleri,sanal gerçeklik gözlükleri derken artık durum çok başka bir yere geldi.Oturduğun yerden dünyayı gezmek,özel kostümleri ile sadece görüntüde kalmadan hissetmeye de fırsat tanımak vaaayy dedirtmedi bana,ürktüm.Belki bir iş adamı için,iş seyahati yerine zamandan tasarruf sağlayıp,işin bitme süresini hızlandırabilir ve bu kâr sebebi olabilir. Neyi ne amaçla kullandığımız belirler bir şeyin fayda ya da zararını şüphesiz.
Üstad N.F.Kısakürek’in sözleri damlıyor yüreğime;
“her şey akar;
su, tarih, yıldız, insan ve fikir…
oluklar çift;
birinden nur akar; birinden kir. “
Cep telefonları için korumasız alan tabiri kullanılırken,bu yeni düzen nasıl bir alan? Hayatımızda var olmalı mı? Zamandan tasarruf ettiren,oturduğumuz yerden herşeye ulaşabilme kolaylığı (!) sağlayan şey, elimize kalan zamana nasıl bir güzellik katacak? İşim çabuk bitti,bugün bir cüz daha Kur’an okurum ya da iki yardım kuruluşuna destek için gideyim mi diyeceğiz?Insanı olmayan bir âlemin içinde eritip heba etmek mi olacak bu iş? Gerçekle hayali ayırt edemeyen beyin için ne gibi sıkıntılara kapı aralar bu durum?
Gezdiğim,gördüğüm yerde gözgöze gelmek isterim minik bir yavruyla,sokaktaki kedisini sevmek,çiçeğinin kokusunu duymak isterim.Ee,yorulmaya gerek yok.Hissedecek,dokunacak,göreceksin zaten demeyin! Gerçekten isterim,sanal değil…Insan olmanın güzelliğini,herkesten uzak ama herkesin içinde mahsuscuktan varmış gibi yaşamaksa modernlik ve teknoloji itiraz ediyorum! Ben insanca yaşamak isteyen,makine ile var olmak istemeyen,yorulan,çabalayan,çabaladığının karşılığını gördükçe mutlu olan,yorulan bedeniyle uykuyu hakeden,rüya âlemine karışan insan olarak mutluyum.Kolaylık ya da özgürlük denilen kavramların fazlası da insanı zehirler.Fazla kolaylık tembelleştirir,fazla özgürlük hadsizleştirir.
Bir odanın içinde her aile bireyi başka bir dünyada yaşarken mi aile olacağız yani? Kolaylıkları yanında manen ve ruhen nelere mal olur diye iyi düşünmek gerekir.
Etkileşimin,samimiyetin çok daha kaliteli ve içten olduğu eskileri özlerken,bu günlere hasret kalma endişesi sarıyor birden ruhumu.
Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.(Hucurat/6)
Önümüze her konulanı kabul etmek zorunda değiliz elbet. Önce akıl süzgecinden geçirmeli.Ama tüm dünya sanala taşınırken,sanal ve gerçek dünyanın değerleri birbiriyle örtüşecek mi?
Âlemlerin Rabbi olan Allah’a iman ettiysek, bize sanal/gerçek farketmez.Her zaman ve mekânda sınırımız aynı Elhamdülillah. Endişem şu ki dünyada yaşarken,etkisiz eleman tadında bir nesile kapı mı aralanıyor? Herşey neden evden hallolsun?Bedenin zekâtı olmasın mı hayra koşan,camiye yetişen ayaklar? Hasta ya da akraba ziyareti ile bereketlenmesin mi ömrümüz?“Yeryüzünde gezip dolaşın ve Allah’ın ilk yaratılışı nasıl başlatıp devam ettirdiğini görün. Allah, daha sonra ikinci hayatı da işte böyle gerçekleştirecektir; Allah her şeye kādirdir.”(ankebut/20) ayetini tefekkür etmeyelim mi şehir şehir gezerken?
Kulluk gücünü kullanmak dünyaya ait bir iştir. Dünya da imtihan alanıdır ve imtihandaki talebe oturup süre bitsin diye beklemez elbet…Süre boyunca ne kadar çok soruyu çözerse kârdadır.Biz de ne kadar rıza kazanacak,insanlığımızı güzelleştirecek iş varsa onlarla zamanı değerlendirme çabasında değil miyiz?
Antiteknolojik kalabiliriz kısmen ama insan olarak geldiğim dünyadan yine aynı vasıflarla ve tertemiz gitmeyi istiyorum Rabbim’den.
Talip olduğumuz şeylerin kulluğumuzu,insanlığımızı,kalbimizi,amelimizi,ruhumuzu güzelleştirmesini nasip eyle Allah’ım…
Baki hürmet ve dua ile…