GÜLUMSE ÇEKİYORUM!
Geçen gün açtım mücevher sandığı gibi derinlere kaldırdığım fotoğraf sandığımı…Bebekliğimden bu güne, kıymetli bir arşiv tadında. Herkese gösterilmeyen mahrem şeydi bizim çocukluğumuzda. Şimdi anında çekilip paylaşılanlar gibi değil! Otuz altılık filmin bitmesini beklemek gerek,nasıl çıktığını ancak gelince görebilirsin. Hatta bazen beklerken çekilenleri unutur,görünce bir daha çocuk gibi mutlu olursun…Photoshop yok,filtre yok!Neyse o…
Mahremiyet eğitimi aslında fotoğraf albümüyle başlarmış biz çocukken…Anne özellikle mahremiyeti anlatma ihtiyacı hissetmezmiş demek.Çünkü hayatın akışında edep,haya duyguları hep varmış. Birinin cenazesi olunca açılmayan televizyon acıya ortak olmayı öğretirken, cenaze evine pişen yemek telâşı insan olmanın dersi tadındaymış. Ortak bir paylaşım alanının varlığı, büyüklerle harmanlanarak yetişen çocuklar hayat dersine dahil olurmuş farketmeden. Kim bilir belki de çocuklara,gençlere özel diyerek başlattığımız pekçok eğitim, program, aktivite ters tepti! Büyüğün yanında oturup kalkmak,hal hatır sormak,çay/kahve yapmak,ortalığı toparlamak, hizmet etmek yaşamın doğal akışında bir eğitim metoduydu.
Yine fotoğraflara gelelim…Düğün günü evden çıkarken anneciğim sarılıp öptü ve dedi ki;
“Yavrum,o fotoğrafları aile büyüklerimiz de görecek.Buna dikkat edeceğini biliyorum. Ama annen olarak hatırlatayım dedim”.
Canım annem benim,ne güzel yoluma ışık tutuyor hep Allah razı olsun. Şimdiki gibi değil hiçbir şey yirmi yıl önce. Fotoğrafçının karşısında ilk kez o kadar derin göz göze bakılacak, sarmaş dolaş pozlar verilecek.Bu haya duygusunu ve mahremiyeti zarara uğratmaz mı?Özellikle bayan çekim yapan birini arayıp bulduk vs…Kendi sınırımızda kalmak için çaba gösterdik.
Şimdi artık bunlara ,”amann ne var ki!” diyorlar. Ben de cevabı Allah Rasulü’nün dilinden vereyim o hâlde;
“Her dinin bir ahlâkı vardır, İslâm’ın ahlâkı da hayadır.”(İbn Mâce, Zühd, 17)
Cinsiyet partisi konseptleri,düğün/nişan pozlarında yanakları kızarmadan rahat olan gençler, hamile kalınca el karında pozlar derken sonra konu çocuklarda mahremiyet eğitimine gelince profesör oluyor herkes.Kendi mahremini muhafaza edemeyen ebeveyn çocuğuna neyi nasıl anlatacak!
Çocuklar sınırlar içinde kendini güvende hisseder aslında.Değerli olanın muhafazası vardır. Bir gencin cümleleri ile sınırın nasıl iz bıraktığını aktarmak isterim;
“Hocam,bazı arkadaşlarım istediği yere gidemezken,ben her yere rahatça gidiyorum. Aslında bu bana kendimi değersiz hissettiriyor. Ailem neden beni korumak istemiyor ya da merak etmiyor?”
Bakınız sınırsız özgürlük, aslında fıtrata ters.Dolayısıyla İslâm bu değeri yaşatmanın en kusursuz yolu.Toplumda değersizlik hissi alıp başını gidiyorken,bir yandan da özgürlük naraları atılmaya devam ediliyor. Yanlış anladık galiba.
Hastalanıp hastahaneye gidenin hikâyesinde bir serum şişesi, ameliyata giren ameliyat elbisesi ile poz vermiş, düğünü olan en samimi pozunu servis etmiş, minicik yavrusunu videoya alan beğeni uğruna korumasız bir alanda paylaşmış…Oysa Yusuf süresi,bize hasetçinin hasedinden korunmayı da öğretir öyle değil mi?
Allah Rasulü ; “nazar;deveyi kazana,insanı mezara sokar” buyurur.Sonra nazar mı olduk,o ritüel senin,bu sayı sekansı benim saçmalıklar silsilesi…
“Haya imandandır” hadisi ne çok şeyi hatırlatıyor bize.Bir hanımefendi şöyle anlattı:
“Oğlum kreşe başladığı sene,zaman zaman topluluk içinde utanıyor diye hissediyordum. Bariz bir etkisi yoktu ama laf arasında okulunun psikoloğu ile görüşürken beyefendi şu cümleleri kurdu;
“Utanmak güzel şeydir. Annem bana hâlâ, sen şimdi onca insanla nasıl muhatap oluyorsun,ne utangaç bir çocuktun der.”
Ne kadar haklıydı, duygular da bizimle büyür,terbiye olur,kontrol alnımıza girer.Fıtratta var olan güzellikleri muhafazadır aslında güzel insan olmak,kul olmak…
Mahremiyet eğitimine bu kadar ihtiyaç hissedilmesinin yegâne sebebi,büyüklerin unutmuş olması! Erkek karısını çekinmeksizin fotoğraflayıp paylaşıyorsa, yine bir karışıklık var demektir.Altını çiziyorum, söylediklerim Müslümanım diyene!Haram ve helâl daire herkes için aynıdır.
Sistemin dayattığı değil, kendi tercihimizin kalıbı içinde olmak gibi bir çabamız olmalı?
Sahi eşinizi kıskanmaz mısınız?
Ortalık pedofili kaynarken,yavrunuzu muhafaza etmek istemez misiniz?
Ameliyat önlüğü ile kendimizi korumasız hissederken, o vaziyette fotoğraflamak ve servis etmek ne kazandırır?
Hanımlar arasında meşru yollardan eğlenirken, videoya alıp hikâye paylaşmanın maksadı ne olabilir?
Sevdiğinizin gözlerinin içinde kaybolurken,çekilmiş bir fotoğraf samimi midir?Ya da anda kalamayıp poz vermek midir amaç?
Yaptıklarımız neye hizmet ediyor diye düşündük mü hiç?
ALLAH’IM bu dünyada yaptığımız her işi, bizler için vebal değil amel-i salih eyle (Amin)
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…