8 Mart/ Dünya Kadınlar Günü
Kitaplar beynin çocuklarıdır. Victor Hugo’nun da dediği gibi soğuk ama güvenilir dostlardır.
Kağıt er meydanıdır kalem de silah. Yazar da er. Kimisi sevdiğine ulaşmak için yazar, kimisi savaşmak için. Kimisi sevdiğine seslenerek savaşır fikirlerle Kafka gibi. Cemil Meriç gibi.
Ama hep bir derdi vardır yazarın. Bir amacı vardır. Kimse laf olsun diye kitap yazmaz. Elin varmaz zaten 100/200 sayfa saçmalamaya. Her kitabın bir fikri vardır. Anlayana.
Çoğu kitabın yazarı gibi ana karakteri de erkekti. Oysa Henry Miller demiş miydi “Kadınlar ile ilgili yapılabilecek üç şey vardır. -“Onu sevebilir, onun için acı çekebilir ya da onu edebiyata çevirebilirsin.”
Ah kadınlar! Anlaşılması zor sevilmesi kolay canlılar. Bir kadın için acı çekmem zordu zaten ben de kadındım ama bir kadını edebiyata çevirebilirdim. Şu anlayamadığımız ama çok sevdiğimiz varlıkların baş kahraman olduğu romanlar hem de arşiv tadında birebir gerçek hikayelerden bir roman yazabilirdim. Yazdıkça daha çok sevdim kadını. Bir Nilüfer Sultan’ı (Bir Nilüfer Yaprağı) Bir Ayşe’yi (Karadeniz’in Hırçın Kızı Ayşe). Ve sırada bekleyen onlarca kadın karakteri. Yazarken daha çok söktüm ruhumuzu. Üçüncü göz olarak bakınca.
8 Mart dünya kadınlar günü. Özel bir güne ihtiyaç duyulması bile belli ediyor ki bu dünyada kadınlara çok da rahat yok. Demek ki çok da hakları ödenmiyor ki farkındalık uyandırılmak istenmiş. Kadına en çok da kadın değer vermiyor. “Kızsın yapma” diyen her anne bir kadını eze eze yetiştiriyor demektir. “Kızsın ayıp, al sen yıka şu bardağı” deyip erkeği mutfaktan çıkartan anne gibi.
O zaman mağduriyetimizde boğulmayacak savaşacaktık. Kadınların da neler başarabileceğini gösterebilecektik. Önce annelere! Önce diğer kadınlara! Biz bize değer verirsek zaten yetiştirdiğimiz erkekler de verecekti çünkü. Beşiğini sallayan dünyayı sallar hanımlar!. Bugün siz yarını inşa ediyorsunuz. Değer istiyorsak değerli insanlar yetiştirmek zorundayız, başka şansımız yok. Bir de okumalıyız. Çok okumalıyız. Kimsenin esaretine girmek istemiyorsak kitapların esaretine kapılmak zorundayız!