ERİK EKŞİ DİYE SÖYLENME!
Yakın zamanlardaki seminerlerden,danışanlarımdan aldığım geribildirimlerde; “hocam öfke kontrolü konusuna da değinelim lütfen!” diye talep olunca, söz uçar,yazı kalır dedim. İnşallah daha çok kitleye ulaşır umuduyla burada da ele alalım istedim.
Allah insanı eşref-i mahlukat yaratmış ve ahsen-i takvim yolculuğuna lâyık görmüştür. Kalpte bulunan karanlık duygular,İslâm’ın nuruyla terbiye edilmeye başlar. Düşününüz ki Ömer ,islamiyetle birlikte Müminlerin emiri Hz. Ömer olmuştur. Bu demek değildir ki öfkelenmedi,öfkesi yok oldu.Öfkeyi terbiye etti ,Allah ve Rasulü konusunda hadsizlik olması durumunda kullanılmak üzere yani gerektiği yerde beklemeye alındı. Nefsi için öfkelenmek değil de Allah hakkı için!
Kıskançlık gıptaya,kibir/gurur tevazuya,kin affediciliğe,riya samimiyete doğru evriliyor tabiri caizse.Bu nasıl oluyor dersiniz?
“Pehlivan, güreşte insanları yenen değildir. Asıl pehlivan, öfke anında kendisine hâkim olandır.” (Müslim, Birr, 107)
“Allah’ın kendisi için takdir ettiğine rıza göstermesi, insanoğlunun mutluluğundandır. Allah’tan hayırlı olanı istemeyi bırakması ve Allah’ın kendisi için takdir ettiğine öfkelenmesi ise insanoğlunun bedbahtlığındandır.” (Tirmizî, Kader, 15)
Bir adam: “Ya Resûlallah, bana nasihatte bulun.” dedi.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.): “Öfkelenme!” buyurdu. Adam sözünü birkaç kere tekrarladı. Allah Resûlü her defasında “Öfkelenme!” dedi. (Buhârî, Edeb, 76)
(O takva sahipleri) bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler, öfkelerini tutanlar, insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah da iyilik edenleri sever” (Âl-i İmran, 3/ 134)
Hz. Peygamber, huzurunda Hz. Ebûbekir’e hakaret eden birisine karşı onun bir süre ses çıkarmamasından hoşnut kalmış, daha sonra aynı şekilde karşılık vermesi üzerine oradan ayrılmak istemişti. Bilahare Hz. Ebûbekir, yaptığının yanlış olup olmadığını sorunca Efendimiz, şöyle buyurmuştur:
“Doğrusu sustuğun vakit senin adına o kişiye cevap veren bir melek vardı. Ancak aynı şekilde sen de karşılık vermeye başlayınca melek gitti, yerine şeytan geldi. Şeytanın geldiği yerde ben bulunamam.” (İbn-i Hanbel, II, 436)
“Dikkat ediniz! Öfke insanoğlunun kalbindeki bir ateş parçasıdır. Gözlerin kızardığını, boyun damarlarının şiştiğini görmez misiniz? Her kim bunun eserini duyarsa, yere uzansın.” (Tirmizî, Fiten, 26) Bir başka hadiste de:
“Biriniz öfkelendiğinde, ayakta ise otursun. Yine sakinleşmezse yanı üzere yatıversin” buyrulmaktadır. (Ebû Dâvûd, Edeb, 3)
“Gazap şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş, ancak su ile söndürülür. Biriniz kızdığı zaman abdest alsın.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 3)
Gibi pekçok ayet ve hadis sıralayabiliriz. Atalarımızın dediği gibi “öfke gelir göz kararır,öfke geçer yüz kızarır. ” O hâlde zaman,öfke yönetimi dediğimiz şeylerin hepsi aslında irade terbiyesidir. Peki irade nasıl eğitilir. Psikolog Mehmet Dinç Beyefendi’nin dediği gibi; irade; yapmamız gerekipte yapmadığınız şeyleri yapmamız, yapmamamız gerekirken yaptığımız şeyleri yapmamamızdır. 🙂
Herkes neyin doğru,neyin yanlış olduğuna dair fikir sahibidir.Kendi sosyo-kültürel çevresi,inancı,örfü çerçevesinde iyi,doğru,güzel diye tabir edilen kalıpları vardır.Bu kalıpları aşan durumlarda vücut sinyal verir “kırmızı çizgine bastılar” dercesine.Burada önemli olan öfke anında saygıyı muhafaza ederek tepki verebilmektir.Hep söylerim bir insanın nezaketi,zarafeti öfke anında belli olur.O an özellikle saygı sınırlarını çiğnemiyorsa orijinal zariftir 🙂
Peki bunu başarmanın yolu nedir derseniz,yine derim ki; iman ettiği dinin sadece ibadetten ibaret olmadığını idrak ederek,yaşam tarzını düzenlemek…Hadisleri içselleştiren biri,hayatının merkezine alan biri,Allah rızasını önceleyen biri öfkelenip kendini yıpratmak yerine,öfkenin efendisi olup yönetir. Herkesi kendi değerleri,kültürü,inancı,yaşamı ölçüsünde değerlendirmeyi başarır. Erik ekşi diye üzerine şeker döker misiniz?Dilediğiniz kadar şeker dökün,yine ağzınıza buruk bir tat verir. Eriğin tatlı olmasını kimse beklemez ve “onca para verdim ekşi çıktı diyemez”.Ama bir kural vardır ki,bu atlanırsa da olmaz.Olgunlaşmamış erik daldan koparılıp tabağa konulmaz!Herkesi olduğu gibi kabul etmeli ve herkesin tekâmül yolculuğunun aynı hızda olmayacağını hatırda tutmalıyız. Bunu bilmek öfke denen zehre,panzehir olur.
Konu derin ve uzun…Ancak sevdiğim kısım şu ki; Müslüman hayat rotası aradığında, ayetler ve hadisler yolumuzu öyle net aydınlatıyor ki Elhamdülillah, bize de yaşayıp şükretmek ve teslimiyetin tadını çıkarmak kalıyor.
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar….