Hacı Murat/ Lev Tolstoy



Hacı Murat/ Lev Tolstoy

Bu yazıyı okuduktan sonra bir çoğunuz Tolstoy’a hayran kalacaksınız.

19. YY Kafkasya’sını ve onlara savaş açan Çarlık Rusya’yı hem tarafsız hem de Rus bir yazardan okumak muhteşem bir keyifti! Hele ki Tolstoy’un yer yer kendi ırkı olmasına rağmen Rusların acımasız ve mantıksızca hareketlerini cesurca işlemesi takdire şayandı! Tolstoy bir Rus düşmanı değil, haşa. Hatta kendisi hukukçu olmasına rağmen gönüllü askerlik de yapmış Rus halkını hiçbir ücret almadan kahramanca savunmuştur. Ama o halkını sevdiği kadar adaleti ve barışı da sevdiği için savaşın ne kadar saçma bir şey olduğunu, yöneticilerin gaddarlığını, saf halkın vicdansız yöneticilerce nasıl kullanıldığını dile getiren eserler yazmıştır. Hacı Murat bu eserlerin şahıdır diyebiliriz. Bu eser Tolstoy’un on yıllık bir araştırması sonucu oluşmuş. En dikkat çekici nokta Çarlık Rusya’sının asilzade sınıfına mensup okumuş zengin askerlerle, sıfırdan deneyimle yetişen fakir askerler arasında yaptığı korkunç ayrımın Çeçenler’e karşı verilen mücadelede Rusların neden kazanamadığını gösterir nitelikteydi. Çünkü bu ayrım bir çok askeri kumara, içkiye meylettiriyordu ve güzel ahlakı bozulan askerler hiçbir zafere imza atamıyordu. E bu bozulmanın sonunda da zaten Çarlık Rusya’da yıkılıyordu.

Tolstoy inançlı bir yazar. Hatta sonradan müslüman olduğu rivayet edilir. Bir yazarın yapabileceği en önemli görevi yerine getiren adaleti her şeyden önde tutan, neden yaratıldık sorusunu hayatının sonuna kadar araştıran bir yazar. Bu eserde de müslüman Çeçen halkından bahsederken İslamiyeti fazlaca iyi bildiği gözden kaçmıyor. İnsan eseri okuduktan sonra ben de böyle bir hizmet yapabilir miyim? Ben de böyle güzel mesajlarla dolu bir edebiyat harikası yazabilir miyim diye heyecanlanıyor. İşte yıllar önce yaşayan bu kalemler yazmasaydı biz şimdi bu kadar aşkla yazar mıydık bilmiyorum.

Tolstoy seni zaten seviyordum bu kitap ile daha çok sevdim.

Eserin en beğendiğim yeri;

“… Mendile sarmama rağmen, saptaki dikenler elimin her tarafına batmıştı. Bununla da kalmayıp bu zorlu dikenlerin liflerine ayıklayana dek beş dakika mücadele etmem gerekmişti. Nihayet çiçeği koparmayı başardığımda ise sapı mahvolmuş, çiçeğin biraz evvelki tazeliği, güzelliği gitmişti. Ayrıca bu kaba, çirkin haliyle narin kır çiçeklerinden oluşan buketime hiç yakışmamıştı. Yerinde ne güzel duran çiçeği boşu boşuna mahvettiğim için üzülerek demetten çıkarıp attım.

Onu koparmak için harcadığım çabayı anımsayarak ” ama nasıl hayat enerjisi, sıkı sıkıya yaşama bağlanma azmi vardı. Kendini nasıl da savundu. Hayatını nasıl da kararlılıkla muhafaza etmeye çalıştı” diye düşündüm.”

İşte o dalından kopmak istemeyen çiçek Çeçen halkı..