SÖZÜM SİZE BEYLER!!!
“Hz. Ömer’in hilâfeti zamanında bir adam, davranışlarını beğenmediği karısını şikâyet etmek üzere halifenin evine gelir. Kapının önüne oturur ve Hz. Ömer’in çıkmasını bekler. Derken içerden bir gürültü kopar. Hz. Ömer’in hanımı, koca halifeye bağırıp çağırmakta,fakat Hz. Ömer(r.a) ağzını açıp da karısına tek kelime söylememektedir.
Bu hâli gören kapıdaki zavallı boynunu bükerek:
-‘Bütün şiddetine ve sertliğine rağmen, üstelik mü’minlerin emiri iken Ömer’in hâli böyle olursa, benim derdime nasıl çâre bulabilir’ diye düşünür ve kalkıp giderken Hz. Ömer dışarı çıkar.
Adamın arkasından:
-Hayrola, derdin neydi? diye seslenir.
Adam da der ki:
-Ey mü’minlerin emiri! Karımın yanlış huylarını ve bana olan saygısızlığını şikâyet etmek üzere gelmiştim. Senin karının da sana karşı olmadık sözler söylediğini duyunca vazgeçip geri döndüm ve kendi kendime: “Mü’minlerin emiri karısıyla böyle olunca, benim derdime nasıl devâ bulacak?” dedim.
O zaman Hz. Ömer adama şunları söyledi:
-“Kardeşim, karımın benim üzerimdeki hakları sebebiyle ona katlanmaya çalışıyorum. Zira o benim hem aşçım, hem fırıncım, hem çamaşırcım, hem de çocuklarımın süt annesidir. Halbuki o bütün bunları yapmak zorunda değildir. Üstelik gönlümün harama meyletmesine engel olan da odur. Bu sebeple onun yaptıklarına katlanıyorum.”
Bu sözleri duyan adam:
-“Ey mü’minlerin emiri! Benim karım da aynen öyle” dedi.
Bunun üzerine Hz. Ömer(r.a) adama:
-Haydi kardeşim, karına katlanmaya bak! Hayat dediğin göz açıp kapayana kadar geçiyor! diye teselli etti.” (Zehebî, el-Kebâir, s.179)
Müslüman kimliğine sahipsek,hayatımızın her alanına dair ihtiyacımız olanlar ayetlerle, hadislerle ve islâm kaynaklarına geçen bilgilerle öğretilmiş,yeter ki talip olalım.
Şu kıssayı okuyunca zihnimin duvarlarına çarpan sesi sizinle paylaşayım istedim.İslâm öncesi Ömer ve İslâm’a girişi ile mü’minlerin emiri olan Hz.Ömer(r.a)…İslâm öncesi bir değeri olmayan,takas eşyası gibi kullanılan kadın!İslâm’ın gelişi ile tesettür ve nikâh gibi haklarla, karanlık çağın girdabından,pırlanta misali korumaya alınan kadın! Yine o günlerden bugünlere değişen, yanlış yöne evrilen erkek ve kadın!!!
Evet ya yanlış yöne evrilen!!!Kadın nasıl oldu da yine günümüzde ezilen,zulmedilen pozisyonuna geldi?Bir halifeye bağıran eş ve sesini çıkarmayan,celâli ile nam salmış Hz.Ömer!Gücü yetmediğinden mi?Korktuğundan mı?Yoksa Efendimiz’in (s.a.v) öğrettikleri ile yön bulmuş bir hayatı olmasından mı?
İlginçtir ki;Müslüman kimliğimizi geliştirmek deyince aklımıza ibadetlerin sonrasında, cami cemaati olmak,sosyal çevremizle iyi geçinmek gibi şeyler geliyor. Oysa “din güzel ahlâktır” buyuruyor Efendimiz.
“Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (bk. Muvatta, Husnü’l Halk, 8; Müsned, 2/381)
Ahlâk inşa edilirken,önce yuvadan başlanır. Erkeklerin eşlerine sıkça hatırlattığı hadisi biraz tefekkür edelim;
“İnsanın insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.” (Tirmizî, Radâ 10. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 40; İbni Mâce, Nikâh 4)
Sizce rahmet peygamberi olan Efendimiz’in cinsiyetçi bir ayrım yapmış olması mümkün mü?Aslında dikkatli ve ön yargısız bakılırsa,kadın hep korunmuş,değerli bulunmuş. Buradaki taatten kastı iyi anlamak gerekir.Allah’a kulluk borcumuz olduğu için,sevdiğimiz için,iman ettiğimiz,güvendiğimiz için,sığındığımız için diye uzayıp giden bir sebepler zinciri münasebetiyle bağlıyız ve secde etmek en sevdiğimize muhabbeti simgeler.Erkeğin,kadından bir derece ileri olduğunu İslâm alimleri açıklarken; “o bir derece erkeğin kadını himaye etmesi ve zor işleri erkeğin yapması” diyor. O halde,erkeklik fıtratını muhafaza ederek eşine merhametle,emanet bilinci ile yaklaşan erkek secdeyi değil(burada o kadar ehemmiyetli denilmek istenilmiştir) ama saygıyı,sevgiyi ve bir kadının muhabbetini haketmiştir.
Allah Rasulü (S.A.V), münafığın âlâmeti üçtür;konuştuğunda yalan söyler,emanete ihanet eder,söz verdiğinde tutmaz buyurmuştur. Veda Hutbesi’nde de “kadınlar size Allah’ın emanetidir” dediğine göre; kadınına emanet bilinci ile muamele etmeyen erkek ne ola acep???
Efendim yıllardır söylüyorum; evlenecek çiftlere kan testi,ciğer filminden önce ruh sağlığı taramaları ve Türk/İslâm kültürüne yaraşır bir “evlilik okulu” eğitimi yapılmalı ki evlenecek erkekte kadın da neye talip olduğunu iyice idrak edebilsin.
Emanet bilinci için; gelin ararken tesettürlü olsun,islâmî bilinci olsun diyen valide sultanlar,o bilinçtekine lâyık evlât yetiştirme çabasını da sarfetmiş olsun meselâ! Tabi bir de altını çizmek gereken birşey var; bilmek,idrak etmek ve yaşıyor olmak farklı şeyler…
“İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.”diyor Sabahattin Ali.Öyleyse kaliteli bir manası olmalı evliliğin de, yatak odası sınırlarını aşan! Kadın sonsuz güvenebilmeli,sığınabilmeli,gölgesinde huzur bulabilmeli ki,hadisin bildirdiği “itaat” kısmını haketsin erkek.Ve öyle erkeğe, her kadın koşulsuz teslim olur seve seve…
Erkek danışan kabul etmiyorum zaten ama,düzeltme hamlesi,çaba genelde hanımlarda…Benzer hikâyeler,farklı hayatlar!Oysa “güttüğünüz sürüden mesulsunuz” diye Efendimiz erkeklere hitap ediyor.
Toparlanın ahir zaman ümmetinin beyleri!Cahiliyeden asr-ı saadete birkez daha hicret ediyorsunuz!! Hanımlar sizi değil,siz onları idare edeceksiniz Ömerce…Nebevî ahlâkın esintisi ile kendinize hayran bırakarak, aradığınız secde edilesi erkek olacaksınız.
Erkek erkekçe,kadın da kadınca tutunursa evliliğe,hadisin müjdelediği dünyadaki cennet bahçesi olur.Hep hanımlara hitap edince,”hocam ama beylere de anlatmak lâzım” dediler.Buyrun akşam okuma saatinizde,çay muhabbetinizde tatlı niyetine birkaç kelâm…
Huzurlu,şuurlu ve dünyadaki cennet tadında yuvalar ihsan etsin Rabbim …(amin)
Baki hürmet ve dua ile…