KADİR KIYMET BİLMEK…
Enes b. Mâlik (r.a.)’ın Ubâde b. Sâmit (r.a.)’den nakleder:
“Rasûlullah (asm) bize Kadir Gecesini haber vermek üzere mescide çıkmıştı. Ancak mescidde iki şahıs tartışmaktaydı. Derken Rasûlullah (asm) onlarla meşgul oldu ve daha sonra bize şöyle buyurdu:
“Ben size Kadir Gecesini haber verecektim, ama bu iki şahsın tartışması sebebiyle bana o gecenin hangi gece olduğu unutturuldu. Umulur ki böylesi sizin için daha hayırlıdır. İyisi mi siz Kadir Gecesini (Ramazanın son) dokuz, yedi ve beşinci gecelerinde arayınız.” (Buharî, Leyletu’l-Kadr 5)
“Her geleni Hızır,her geceyi Kadir bil” derdi büyüklerimiz. Ne tatlı bir denge,kalbi diri tutmak için ne lâtif bir farkındalık…
Yukarıdaki hadis-i şerifi okuyunca mahzun oluyor kalbim.”Kadir gecesi hangi gece,tüh kaçırdık!” diye hayıflanmaktan ziyade,küçük bir münakaşa ile insanoğlu böylesine büyük bir ikramın olduğu geceyi öğrenmekten mahrum kalmışsa…Ya şimdi? O cemaat,bu parti,şu görüş,bu takım derken hoşgörü ve iyi niyetimizin birbirimize karşı eridiği bugünlerde kimbilir başka bilemediğimiz ne nimetlerden mahrum ediyoruz hem kendimizi hem ümmet-i Muhammed’i??
Ancak Efendimiz(S.A.V) sözlerinin devamında “umulur ki böylesi sizin için daha hayırlıdır” buyuruyor. Ve şüphesiz öyledir.
“Kim inanarak, sevabını ancak Allah’tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir.”(Buhari, Siyam: 71) buyurur Efendimiz(S.A.V).
Şu halde Ramazan’ın son on gününde bilhassa tek gecelerde mü’minin tatlı bir heyecanı ve kalbi uyanıklığı olmalıdır. Kader gayrete âşıktır deriz ya! Affın müjdesini bekleyen kul,yılın bir kaç gecesinde özel bir çaba göstermeli.”Nasılsa af gecesi var!” rehavetine kapılmamış,imtihan sürecinde kalbini diri tutan kul olabilmeli.
Kadir gecesinin bilinmemesi,Ramazan’ın son on gününün tek gecelerinde aranması konusunun dışında,bir tartışma ile ikramdan mahrum kalma konusuna gelelim:
Tartışacak öyle çok konu bulabiliyoruz ki!Zira nefsin en çok sevdiği şey,kendini haklı çıkarmak olsa gerek. Hayatın pekçok alanında haklı çıkmayı mutlu olmaya tercih edebiliyoruz maalesef!
Haklı çıkmak adına yıkıp geçtiğimiz gönül saraylarının enkazının tepesinden,mutluluk nerede acaba diye seyre dalıyoruz uzakları…Eşler arası,ebeveyn/çocuk,gelin/kayınvalide,damat/kayınpeder,komşular,akrabalar,arkadaşlar arası gibi pekçok ilişkide soğuyan muhabbetin nedeni; aynı fikirde olmamaktan,aynı pencereden hayata bakmıyor olmaktan kaynaklı.
Peki aynı olmalı mı? Farklı fikirler ve istişare hayata çeşitlilik katan bir nimettir.Evde zaman zaman derim;”Rabbim ne hoş yaratmış kullarını. Aynı konuda dört ayrı fikrimiz var.Önemli olan fikrimizi paylaşırken, saygı sınırlarını muhafaza etmek” diye…
Şu halde siyasetten futbola,güncel konulardan bilime kadar her alanda karşı fikirde olanı çürütmeye çalışma çabası yerine, enerjimizi kendi fikrimizi geliştirmeye kullansak çok daha kaliteli olmaz mı yaşantımız?
Kadir kıymet bilmeli azizim; kulluğun,insan olarak yaratılmış olmanın,gözün,kulağın,elin,ayağın,dokunmanın,sevmenin,bir minik papatyanın,iman nimeti ile rızıklandırılmış olmanın,başlayan her yeni günün,evlât olmanın,ebeveyn olmanın ve sayamadığım her nimetin…Kadrini bilirsek ikram edilenin,her gün Kadir gecesi olmaz mı bize?
Yıllar önce lise zarafet gruplarında yaptığımız bir derste;
-“İyi de hocam sabah uyanınca ohh şükür gözüm görüyor demekte Pollyanna gibi olmaz mı?” demişti bir cânım genç.
-“Ahh güzel kuzum,göz var diye görmeye mecbur mu dersin? Gözle beraber görme nimetini de daim edene şükür etmek kulluk inceliği değil midir?” demiştim. Tatlı bir sohbet alıp yürümüştü.
Hiç bir nimet zaten nasılsa bende var deyip,son nefese kadar var olacağından emin olamayız.Ama “şükür nimeti arttırır “.
Hani Rabbiniz, ‘Eğer şükrederseniz size (nimetimi) daha çok vereceğim, nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım pek şiddetlidir!’ diye bildirmişti.”(ibrahim süresi/7)
Aynı fikirde olmadığımız bir konuyu daha paylaşayım bugün sizlerle!Bundan sonra ömrümüz var ise, gönlümüzü şenlendirecek bir sebebimiz olsun inşallah. MEKKE’nin fethi!Mekke, hicretin 8.yılı 20 Ramazan’da(13 olduğu da rivayetler arasındadır.Ancak kesin olan Ramazan ayında olmasıdır) fethedilmiştir. Her 31 Aralık gecesi hazırlanan fetih programları ne peki derseniz? Bir yıl denk gelmiş olabilir,ancak hicrî ve milâdî takvim arasında,Ramazan ayından da anlaşılacağı üzere 10 günlük bir fark mevcut…Hicrî hesapla 1443-8=1435(hicrî yıl-fetih tarihi) yıldönümü,milâdî hesapla 2022-630=1392(milâdi yıl-milâdî fetih yılı) yıldönümü… Sonuç itibariyle kutlu beldenin gerçek fetih yıldönümü geçtiğimiz perşembe günü idi. Kutlu,mübarek olsun inşallah.
Gül ey Mekke!
Gün senin günündür
Gün senin fetih günündür
Gül ki, bu dönüş sanadır
Baksana
Dün bağrından koparılan yiğitler dönüyor sana
Son nefese kadar iman,akıl,sağlık,afiyet nimetlerimizi daim eyle Allah’ım.Ferasetimizi,basiretimizi ziyadeleştir.Kulluğun kadrini bilip yarına affedilmiş olarak uyanmayı cümlemize nasip eyle…Gecemiz mübarek ola dostlar,dua ile…