KENDİNE MERHAMETİN VAR MI?

Merhamet; ne ulvi bir kavram… Belki kainatı ayakta tutan, insanı insan yapan en güzel kelime. Sadece insana ait değil, tüm alemlerin yaşadığı, yaşattığı, canlı cansız her yaratılanının ruhuna nakşedilen. İnsan için vicdanın, sevginin tezahürü.
Hayat, iyilik etmek için nice fırsatlar sunar bize. Kimi bir garip kul, belki bir susuz kalmış kedicik ya da çürümeye yüz tutmuş bir çiçek… Hepsi bir dokunuş bekler gönülleri yücelerin ellerinden.
Merhametten söz açılınca adaletten bahsetmemek olmaz. Merhamet kavramının tecellisinin en büyük tecellisidir çünkü. Onun olmadığı yerde merhametten söz etmek imkansız. Adalet dengedir, haklının hakkını teslim etmek, her şeyin kendi değerini iade etmektir. Anlayacağınız fazla hoşgörü, merhamet değil, zihin bulandıran kul hakkının tezahürü esasında.
Bazı insanlar tanırız iyilik adına koşturan… Öyle ki bu kişiler kendilerini ve ailelerini unuturlar. Bir zaman sonra bakarlar ki uzaktakilere dokunmuş kalpleri, fakat en yakınlarındaki, yürekten yapılan iyilikten nasip alamamış. Geç fark ediyoruz bazı şeyleri, elimizde kırılan kalpler
Bazen de merhamet zannettiklerimiz, sustuklarımız, hayır diyemediklerimiz, karşımızdakini kırmaktan korktuğumuz, belki kendimize dahi itiraf edemediğimiz yorgunluklarımız olur. Asıl bu durumda merhamet maskesini takınıp yapılan adaletsizlikleri fark etmiyor, en büyük kötülüğü yapıyoruz kendimize ve en sevdiklerimize.
Görmezden gelinen, kabüllenilen, belki de desteklenilen hatalar ne karşımızdakini ne de bizi iyileştiriyor. Belki insan olmanın onurunun yerle bir edildiği hataları bile kabullenebilir duruma gelebiliyoruz. Aslında yaptığımız hem kendi kişiliğimize hem de en sevdiklerimizin kişiliğine haksızlık. Kabüllenmek, susmak sonrasında bizlerin ve sevdiklerimizin yanlışları doğru olarak görmesine sebep oluyor.
Peki kendimize olmayacak mı merhametimiz? Başkalarına yapılırken gözyaşı döktüğümüz durumlar, bizlere yapıldığında şevkat göstermeyecek miyiz kendimize. Rabbimizin bize verdiği değeri allak bullak edenlere karşı susmak, merhametsizliğin hat safhası değil midir?
İçimize attığımız her yara giderek büyüyor… Mutlaka sarmamız gerekiyor kanayan yanlarımızı. Yaralar tüm bedenimizi sardığında maalesef çok geç oluyor ve kurtulmak için yıllarımız gidiyor ömrümüzden. Belki bu durumu fark etmeden öylesine yaşıyoruz hayatı.
Yapmayalım bunu, önce kendimize merhametimiz olsun ki; başkalarına da yardım edebilecek gücümüz olsun. İnanın kendisi için çabalamayan hiç kimse için gayret edemiyor. Gücü olmayanın gücü kime yetebilir ki?
Kalın sağlıcakla dostlar…
Kendinize merhametinizin bol olduğu anlarda kalın inşallah…