TARİHİN İZİNİ KIRIKKALE TARİH BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİ İLE BİRLİKTE SÜRDÜĶ

Kıymetli okuyucularım bu hafta yazımızda sizlere İstanbul’un Fethi ve Fatih üzerine Kırıkkale Üniversitesi tarafından daveti üzerine Fatih Sultan Mehmed Han’ın üzerine tarih öğrencileri ile yaptığımız söyleşiden bahsetmek istiyorum öncelikle daveti için Araştırma Görevlisi Hakan Doğan’a, Tarih Topluluk Başkanı Emir Can Akkayon, halefi Bilgesu Coşar ve Tarih Topluluğun tüm üyelerine çok teşekkür ederim…
Özellikle program içersinde Fatih Sultan Mehmed Han ve Hannibal Barca üzerinde durarak olayı daha detaylı anlatmaya çalıştık Özellikle ikisinin ölüm yerleri Gebze olması, Gebze’nin “Fatihler Şehri” olarak anılması üzerinde durarak tarihe not düştük ve bu gençleri Gebze’ye Fatih Sultan Mehmed Han’ın Hünkar Çayırı’na görmeye davet ettik…
1402 Ankara Savaşı öncesi aslında İstanbul’un Fethi için tarihte en önemli hazırlığı Yıldırım Beyazıd yapmıştı hatta bunun en büyük delili olarakta 1395 yapılan Anadolu Hisarı’nı gösterebiliriz ve bundan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından yapılan Rumeli Hisarı ise İstanbul’un Fethi’nin adeta mührü olmuştu. Kuşatma 53 gün sürmüş 54 gün yani 29 Mayıs 1453’te gerçekleşmiştir. Fetihle ile ilgili Ceneviz gemilerin erzak geçirmeleri Bizans için büyük başarı olurken, Osmanlı’nın gemileri karadan yürütmeleri onlar için ise psikolojik üstünlüğün kaybına ve güçlü Osmanlı yapısına dönüşmüş ve bir de buna Ebu Eyyûb el-Ensarî Halid bin Zeyd yani Eyüp Sultan, vasiyeti üzerine surlara defnedilmiştirl. Kabrinin yerini Fatih’in İstanbul’u fethi sırasında Akşemseddin manevi keşifle belirledi.
II. Mehmed, İstanbul’u almak için hazırlıklara başlar. Bunun için içeride ve dışarıda birtakım önlemler alarak stratejik hareketlerde bulunur. Bu hazırlıklardan sonra İstanbul Kuşatması başlatılır.
Osmanlı’nın kuşatmasıyla Padişah’ın özel olarak tasarladığı “Şahi” devasa toplar atılmaya başlanır. Top atışlarının surlarda gedik açmaya başlamasıyla açılan gedikler, Bizans tarafından gece vakitlerinde tamir etmeye çalışır. Sultan II. Mehmed, Kaptan-ı Derya Baltaoğlu Süleyman Bey’e harekete geçme emri vererek Haliç’i kaplayan
zincirleri gemilerle kesilmesini ve Papa V. Nikola’nın’nın gönderdiği Ceneviz gemilerinin durdurulmasını ister. Ancak yoğun çabalar sonucu zincirin kesilmesi ve Cenevizlilerin gemilerinin de geçilmesi mümkün olamaz. Haliç’e girmeden İstanbul’un alınamayacağını öngeren Sultan II. Mehmed, atılan topların geliştirilmesi ve havada eğim alarak kavisli inişle hedefine fırlatılması gerektiğini düşünür ve buna göre planlar, çizimler yapar. Planladığı topu hemen döktüren Padişah, topu deneme atışlarında bizzat kendi ateşler ve top, beklenen başarıyı getirir. Tarihte o dönem “humbara” olarak bilinen top günümüzde “havan” adıyla Fatih Sultan Mehmet keşfi olarak silah konusunda dünya tarihine geçmiştir.
Topların başarısına rağmen yine de Haliç’e girmesi gerektiğini bilen Padişah, donanmayı zincirler yüzünden denizden giremememesinden dolayı donanmayı karadan yürütüp Haliç’e indirmek gerektiğini öngörür. Dolmabahçe’den Beyoğlu’nın sırtlarına doğru geniş bir yol açılıp yol boyunca gizlice kızaklar döşenir. Gemiler, bir gecede karadan yürütülerek denize indirilir.
Prof Dr. Feridun M. Emecen’in “Fetih ve Kıyamet” kitabına göre, Fatih’in Haliç’e indirdiği gemilerin yapım yerine dair bilgiler ise şöyledir: Osmanlı tarafından hadiseye şahit olan bir başka muasır kaynağın anlatıcısı, gemilerin demirlendiği yerden dört İtalyan mili mesafede bir ormanda 30 geminin inşa edilmiş olduğu, bunların karadan çekilerek denize indirildiği bilgisini verir. Çekilen gemilerin güzergah konusunu tartışan XVIII. yüzyıl tarihçilerinden Müneccimbaşı, önce bunların Boğazkesen Hisarı’ndan Kasımpaşa’ya uzanan bir dere yatağına döşenmiş kızaklar üzerinden kaydırıldığını belirtir, ardından da gemilerin Okmeydanı’nda yapılmış olabileceği bilgisine temas eder. Olayı karşı cepheden gören Bizans ve Latin müelliflerinin yazdıklarında müşterek olan husus ise Sütunlar mevkiinden gemilerin karaya çıkarılıp Haliç’e indirildiğidir.”
22 Nisan 1453 sabahı Bizans Haliç’teki gemilerin şaşkınlığını yaşar. Aynı zamanda askerlerin karşı tarafa geçmelerini sağlamak için Vezir Zağnos Paşa da 1000’i aşkın fıçının biraraya getirelerek köprü kurulma işlerini başlatır. Doğu Roma İmparatoru Sultann II. Mehmed’e kuşatmanın kaldırılması halinde padişahın belirleyeceği miktarda vergi vereceğini ve surlara kadar tüm toprakların Osmanlı’ya geçeceğini bildirir. Ancak Padişah, bunu Halil İnalcık’ın Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar incelemesinde geçtiği üzere şu şekilde reddeder:
“Efendinize söyleyin, direnmeyi bırakıp şehri teslim etsin. Bunu yaparsa Mora’nın hakimiyetini kendisine ihsan edeceğiz. Razı olmazsa şehre zorla gireceğiz! Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han olarak peygamber müjdesi peşindeyiz.”
Kuşatma tahmin edilenden uzun sürer ve Osmanlı askerleri de yorulur. Bu gelişmelerin ışında II. Mehmed, 29 Mayıs’ta büyük taaruz için emir verir. Taaruzla birlikte Ulubatlı Hasan’ın Bizans surlarına çıkarak Osmanlı sancağını dikmesi ile Osmanlı ordusuna moral verir ve taaruzu güçlendirir. Constantinopolis, 29 Mayıs 1453 Salı günü II. Mehmed’in önderliğindeki Osmanlı birliklerine teslim olur.
Prof Dr. Halil İnalcık’ın yorumuna göre Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u almasının en önemli sebebi, ikinci kez tahtta 1451 yılında çıktıktan sonra otoritesinin sağlanması olarak görülmektedir. Çandarlı Halil Paşa’nın da kudretli bir vezir olması dolayısıyla padişahın güçlü olması açısından fetihin ardından idam ettirilmiştir.
İstanbul’un fethi ile Doğu Roma İmparatorluğu’nun sona ermesi, Orta Çağ’ın bitişi Yeni Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edilir. 1453 Fethi ile Anadolu ve Balkanlar arasındaki Osmanlı için geçişlerde bir engel teşkil eden Doğu Roma İmparatorluğu yıkılmış, artık ticaret yollarının Osmanlı’ların eline geçmesi de Avrupalıları yeni ticaret yolları bulmaya iterek coğrafi keşifleri hızlandırmıştır.