ESFELİ SAFİLÎN
Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.
Ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz bir ödül vardır.(Tin Süresi 5/6)
Gün geçmiyor ki “pessss!bu kadar da olmaz!” demeyelim.Allah halimize acısın!(amin)
Mülteci konusu çokça yazıldı çizildi. Ensar olmak bize düştü. Gerisi onların sorumluluğu dedik vs…Ancak şartlar zorlanıyorsa caydırıcı cezalar artmalı. Misafirlik sürecini devlet iyi yönetmeli.Gösterilen alanlarda verilen imkânlar dâhilinde bu süreci geçirmelilerdi.Vatandaşlık hikâyeleri,sosyal hayata fazlaca karışmaları,uyum sağlamak yerine had aşımları sabrımızı zorlar oldu.
Geçtiğimiz hafta üst üste yaşananlar tarifsiz bir rezillik!!!Buna çözüm konuşulacak yerde ırk tartışmaları geldi gündeme. Nurettin Topçu der ki;
“İnsan kötülüğü iki sebepten ötürü bilmemeli;
1)Bilirse yapar,
2)Yapmasa bile yapmamak için mücadele eder ve iyilik yapacak enerjisi kalmaz.”
Herkesin gözü önünde “esfel-i safilîn” nedir sorusunun cevabı oldu yaşananlar.Yani ırktan da öte, çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede hiç utanmadan ve kimseden çekinmeksizin bunların yapılabiliyor olması tehlike çanlarının çalındığını gösterir. Hayvandan daha aşağı! Zira hayvanlar akledemez.İşin daha vahimi, rezaleti videoya çekip yaymak yerine, “ا”(elif) gibi dimdik durup bu rezilliği sonlandıracak bir Allah’ın kulu yok muydu?
“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17)
Hadis-i şerife göre en zayıf noktadayız maalesef.Ahlâk zaafiyeti dizilerle,filmlerle temellendirildi ve izlenerek normalleşen şeyler hayata dahil olmaya başladı korkunç şekilde. Özel yayın platformları ile sıraladanlaştı.Evlere ücretle dahil edilen tercihe bağlı bu rezilliklerin afişleri sokaklara asılarak,kalbe zehir tohumu oldu.Evine almayanın dahi gözü gördü,gönlü zehirlendi.Göz kalbe süzüyor,ruh hâlini bir şekilde meşgul ediyor.
Bir defa yapılabilir olan şey,artık önü alınamaz bir sancıya dönüşüyor. Geçtiğimiz günlerde çocuk kitapları ile ilgili konuşurken,konuyu genele bağlayarak şöyle demiştim;
“Ateist,deist,Müslüman,Yahudi…Ne olursa olsun aslında hepsi iyi bir insan istemiyor mu?Temelde aynı hassasiyet olması gerekmez mi?Hangi zihniyette olursak olalım iyi ve güzeli istemiyor muyuz?”
Bu insanın değerini düşüren vaka,hangi dine,örfe,yaşam tarzına sığıyor??
Nesil için endişelerimiz bu korkunç olaydan sonra maalesef ki arttı. Rabbim tüm yavrularımızı hayasızlıktan ve her türlü kötülükten emin kılsın,muhafaza etsin inşallah.
Terziye bir elbisenizi götürüp;
“şurasını şöyle burasını böyle yapalım”deyince
“yeni diksek daha kolay” der.Çünkü mevcutta olanı değiştirmek zordur.Yaşananın izini silmekte bunun gibidir.”Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek” deyimini anımsadım. Hadsizlik,arsızlık aklında olana bir kapı aralandı.Tedirginiz…Devlet karşıtı olanlar özellikle bu provokasyonları düzenliyor diyenler var. Diğer yandan,şeriat gelsin isteyenlerin işi bunlar diyenler! Arkadaş!Dinsiz de olsanız Müslüman da olsanız aynı vatan topraklarında,toprak bütünlüğünü,güvenliğini,huzurunu sağlamak hepimizin görevi.
Pekçok taciz,tecavüz olayı gündemi meşgul etti.Devleti,güvenliği tehdit eden şeylere karşı,sadece devletten bekleyip “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek bekleyemeyiz.Bir delikanlı,bir mü’min,bir insan evlâdı yok muydu bankta çırılçıplak yatan adama ya da o rezilliği yapanlara müdahale edecek?
Kıyam ve kıraati dimdik ve şuurlu olan bir namaz,kula hayata karşı “ا”(elif) gibi mü’mince bir duruş kazandırır. Namaz manevi frendir diyoruz ya hani!Frenlerimiz tutmuyorsa kontrol edeceğimiz yer bellidir.İbadetlerin hayata yansımalarının olmadığı yerde,imandan,ahlâktan,dinden bahsetmek zordur.Bir ay tutulan oruç,sonraki Ramazan ayına kadar bizi tutmuyorsa bir yerlerde eksik var demektir.Ve en önemlisi ırkına bakıp “Müslüman” olduğundan emin olmamalı.Yapılan bir hata dine mal edilmemeli,kusurun beşerin hatası olduğu göz önünde tutulmalı. Kusursuz olan dindir,insanlar değil!
Evet,bir etiket var Müslüman’a biçilmiş. Ancak asla uymayan!Zira Müslümanlık ahlâk dinidir,inceliktir,edeptir,kul hakkı hassasiyetidir,hoşgörüdür,saygıdır,ibadetler ışığında aydınlanan ve şekillenen bir yaşam tarzıdır.Geçtiğimiz günlerde bir hanımefendi;”kızıma sizin paylaşımlarınızı gösterdim. ‘anne bu kadın dindar beni,anlamaz’ dedi. Ablası itiraz etti ‘tanısan seversin’ dedi”diye anlattı.
Bu cümle hâlâ zihnimin duvarlarında yankılanıyor. Müslümanın anlayışsız olduğu fikrine nasıl kapıldı bu evlât ve daha niceleri?Sadece anlayışsız değil,cahil,kaba algılanması için özellikle ellerinden geleni yapıyorlar.
“Müslüman elinden ve dilinden emin olunandır” buyuruyor Efendimiz (S.A.V)…Öyleyse bizi “o yaptıysa/söylediyse muhakkak doğrudur” denilen kavi imanlı kullarından eyle Allah’ım (AMİN)
Hürmet ve dua ile dostlar…