Franz Kafka/ Şato



Franz Kafka/ Şato

Bu hafta Franz Kafka’nın Şato’suna gidelim..

Kitap tanıtımı onu şöyle tanımlıyor. Kafka Şato`da, tıpkı Dava`da da olduğu gibi şeffaflıktan yoksun, işlemeyen kurumlarla, otorite ve bürokrasiyi hicveder. Esrarengiz bir kont, ona ait bir şato; diktatörce eğilimler gösteren, hiyerarşi içindeki çok sayıda bürokrat… Roman, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu`nun modern ulus devletlere ayrışmasının ertesinde yazıldığından, Kafka geleneksel otoritenin nasıl bir düzene evrileceğini sorguluyor olsa gerektir. Okur, romanın muammalarını çözmek için her türlü karmaşa, ikilem ve belirsizlik arasından yolunu bulmaya çalışacağı “aktif” bir okumaya davetlidir.

Kitabın incelemesi ise şöyle ikilemlerin hakim olduğu bir eser, birbirinden bihaber bağımsız bürokratlar, şeffaflıktan yoksun bir otorite, yüksek makama tapan insanlar, sınıf ayrımları ve daha nice yamalı fikirler işlenmiş. Esas oğlan K. kadastrocu olarak bir yere atanıyor ancak yanlış bir anlaşılmadan dolayı aslında atanmadığını öğreniyor ve bu olayı araştırmaya, aslını öğrenmeye çalışıyor. Kendi hakkını arıyor ancak ordaki insanlar K’yı hep küçümsüyor. “Sizin meseleniz küçüğün bile küçüğü değil” diyor muhtar. Düşünün bir de muhtar, kendisini ne kadar yüksek bir mevkide görüyor 🙂 Kahramanımız şatoya ne kadar yakınlaşırsa o kadar uzaklaşıyor, binbir türlü uğraşla çabayla asla pes etmiyor ancak. Bir de onu saraya bir yakınlaştıran bir uzaklaştıran o kadın!!!

Kitap 350 sayfa ama bazı zorluklarından dolayı 500 sayfa ağırlığı yaşatabiliyor. Hafif ama ağır bir roman. Kafka hiçbir zaman basit bir dil kullanmamış siyasi eleştirilerini laf cambazlığı yaparak harflere ustalıkla hükmederek yer vermiştir işte bundan dolayı onun bazı eserlerini anlamak gerçekten zordur, Şato da bu zorlu eserlerden biridir..

Kitabın en özel cümleleri ise;

“Her şeyi yanlış değerlendiriyorsunuz, sessizliği de.”

“Konu yalnızca unutmak değil, çok daha ötesi.

Çünkü insan unuttuğuyla yeniden tanışabilir.”

“Öyle bir durumdayız ki, bütün dünyayla aramız açık.”