SERGÜZEŞT- Samipaşazade Sezai



SERGÜZEŞT- Samipaşazade Sezai

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okutulması tavsiye edilen 100 Temel eserden biri olan Sergüzeşt bu hafta ele alacağımız eserimiz. Türk milletinin ilgi duyduğu konulardan en ön sıralarda yerini alan “esaret” duygusu ele alan yazar Kafkasya’dan Türkiye’ye getirilmiş genç bir kızın hüzün dolu sergüzeştini anlatıyor.

Wikipedia üzerinde edebi olarak Sergüzeşt (Osmanlıca: سركذشت), Samipaşazade Sezai’nin yazdığı, Türk edebiyatında romantizmden realizme geçiş eseri olarak kabul edilir. “Sergüzeşt”, macera anlamında bir kelimedir bilgisini de bulabilirsiniz.

Yazar insanların mal gibi alınıp satıldığı kölelik ve cariyelik kavramlarına çok güzel değiniyor. Daha çocuk yaşta sevdiklerinden ayrılarak satılan küçücük bedenlerin yaşadığı korkunç acıları ele alıyor. Bir de ayrıldıkları yerde bıraktıkları gözü yaşlı sevdiklerini. Gerçek aşkı uzun zamandır okumadım diyen herkesi bu güzel esere davet ediyorum. Werther’in Acıları, Dostoyevski’nin Beyaz Geceler’inden ayrılan tarafı aşka işlenen onca fiziki acı. Yazarın dili oldukça akıcı. Betimlemeler biraz uzun ama onu temel eser yapan da bu özelliği zaten. Emek çağında yazılan eserlerin dilleri tabii ki ağır ve başka.

Ne acılar var daha yazılmamış kaç esere eklenmelik. Ne yarım kalmış sevdalar var ibretlik. İstanbul’a esir olarak getirilen Dilber konaklarda hizmetçiliğe bir şekilde dayanıyor ama bir Mısırlının konağında odalık olma ihtimaline dayanamayıp ölümü göze alıyor. Sanıyor musunuz şimdi yok böyle acı hikayeler? Sanıyor muyuz herkes mutlu? Ah insanoğlu sen ne zalimsin!.

Eserin en güzel cümleleri ise;

Korkma bu ağaçlar, çiçekler sır saklar. İnsan değil ki ihanet etsin.

Bir kalp sevmek, mutlak servete, asalete mi muhtaçtır? Bence en sahih ikbal ruhun gördüğü iki güzel göz, en büyük servet kalbin hissini gösteren gül rengindeki dudaklardan yansıyan tebessümdür. Güzellikten büyük asalet, Kalp saflığından büyük servet mi olur?

“Zavallı çocuklar! Sizin o mini mini elleriniz birkaç asırdan beri insanlığın altında inlediği esaret zincirlerini kırmak için değil, belki kendiniz gibi küçük kuşları,güzel çiçekleri okşamak içindir.”

“Gönül sevgiye karşı her zaman çocuktur.”