SADECE SEV!



SADECE SEV!

Minicik bir yavrunun dünya imtihanına şahit olduk geçtiğimiz günlerde.Önce anne tarafından terkedilmiş,sonra teyzesi olacak cani tarafından bir çöp evde açlığa,ölüme terkedilmiş…Ciğerlerimiz yandı o kısacık görüntülerdeki hâline.Ya ruhunda açılan kocaman yaralar ne olacak!Allah’tan dilerim ki; tüm dünya imtihanın küçücük yaşında bu yaşadıklarınla sınırlı kalsın ve güzel günler göresin yavrum…

Gelelim bu yaşanan rezaletten çıkarılacak derslere! Daha önce başka konu üzerinden;

 “keşke evlilik öncesi önemsenen fiziki sağlık kadar(kan testleri,ciğer filmi vs.) ruhî sağlık ve evliliğe yeterlilikte önemsense ” demiştim. Günler geçtikçe buna olan ihtiyacı daha iyi anlıyoruz sanırım. İnsanî melekeleri,ruh dünyası,duyguları,sorumluluk bilinci gelişmemiş/gelişememiş bireyleri,”evlensin adam olsun(kız/erkek farketmez)” mantığı ile evlendirince ortaya istenmeyen trajik olaylar çıkıyor maalesef.

Anne/babanın adam edemediğini,pırlanta gibi diye tabir ettikleri kurban seçilen genç edecek öyle mi! Ya da büyüdüğünde ortaya çıkan bireyi kendi yetiştirdiğini unutup, başından atmaya çalışan ebeveynler, “birbirine uyar” diyerek iki natamam bireyi bir araya getirerek faturayı dünyaya  gelen yavruya ödetiyor tabiri caizse!

Ne yapalım peki?İşe önce sadece sevmekle başlayalım ne dersiniz?Ağacı,bulutu,çiçeği,yaratılan herşeyi…Yaratıcısına hürmeten sevmekle başlayalım. Rasulullah’ın (S.A.V) yerdeki köpek leşine bakarak “ne kadar da güzel dişleri var” dediği gibi…Baktığı leş dahi olsa,güzel yönünü bulmayı başararak sevmek…

Bir kaç sene önceydi. Hayvanat bahçesinin camekânlı bölümündeyim.Kulağıma “ayy,iğrenç,ıııyy,öğkkk” gibi saçma sapan sesler takılıyor. Biraz ilerleyince o seslerin, iguananın camekânının önündekilerden  olduğunu anladım. Kalabalık dağılınca yanaştım,neden korktuklarını merak etmiştim doğrusu! Yaklaşınca korkmak değil,hayranlıkla dokundum cama.Camın önünde gözleri kapalı duruyordu. Belli ki tepkiler sirayet etmişti,görmek istemez gibiydi insanları! Gülümseyerek dokundum cama;

-“Allah’ımmm…Ne güzelsin sen!Nasıl güzel yaratmış seni Yaradan. Kalemle çizilmiş gibi üzerindeki harika desenler!” dedim heyecanla.İnanılır gibi değildi tepkisi,gözlerini açarak biraz daha yaklaştı cama…Sevginin dili yoktur.Ruhu,hissiyatı,samimiyeti,kalbi sarmalayan görünmez ama ısıtan bir yanı vardır. Yanımdaki arkadaş gülerek;”gevezeliğin onu da fethetti” dedi gülüştük 🙂

Her canlının kendinde olan iyinin/güzelin/hayrın parlatılmasına ihtiyacı var.Bunların keşfi için de önce sevilmeye … Korktuğu böceğin faydasını,fiziki özelliklerindeki kusursuzluğu anlatıp hissettirmeli çocuklara ki merhamet,hayret ve Yaratıcı’nın şahaneliğini idrak ile gönül kabı genişlesin. 

Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.(Rum suresi/21)

Bakınız ayette aşkla,şehvetle demiyor merhamet ve sevgi diyor. Merhamet erimeyen,tükenmeyen bir kaynaktır,imanın âlâmetidir.Sevgi ise kâinatın var oluş sebebidir;

 Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl,

Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl?

Muhammedî ahlâkın olmadığı birliktelikte; kadının emanet olduğu şuuru zayıftır,evlâdın hediye olduğu idraki zayıftır,aşk bedene sığan ve bittiğinde de “anlaşamadık,ayrıldık” denilecek kadar sıradandır…

Ruhsal problemlerin çokça yaşanır olması,çocuk/ergen ve yetişkin psikiyatr/psikolog randevularının normalin üzerinde yoğun olması tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor. Önde giden bazı psikolog ya da sosyologların dahi “çocukluğumda yaşadıklarım” diye başlayan,unutulamamış hikâyelerine şahit oluyoruz.O hâlde evlâtları önce sevgi ile rızıklandırmanın ehemmiyetini anlamış olmalıyız. Evlâdına merhamet edebilmesi,hediye/emanet bilinci ile değer verebilmesi için önce kendi yaralarını iyileştirme fırsatı tanınmalı. 

Evliliğe karar veren çiftlere,öncesinde belirli bir süre psikolojik destek verilmeli.Evliliğe talip olarak hangi sorumlulukları alacağını hatırlatmalı.Eli sıcak sudan soğuk suya değil,suya asla girmemiş genç kız,evlilikte hizmeti külfet görür elbette.Bir alışverişi yapmamış,bir çöp dahi atmamış delikanlı da yattığı yerden hizmet bekler doğal olarak!

Kaliteli zaman diye etkinlik arayışında olmak yerine,yavrularımızı yaş ve becerilerine göre hayata dahil etsek kâfi!Birlikte yaşanan hayat,sevgi ile rızıklanan ruhlar…

İki ayrı çiftin yaşadığı olaylar üzerinden kurulan cümleleri olayın ehemmiyetini gösteriyor;

“Ebedî âlemde asla onu istemiyorum,bu dünyada yeterince katlandım ona!” diyen hanımefendinin ruhundaki çöküntüyü,üzüntüyü varın siz düşünün.

Diğeri de ;

“Bu dünyadan seninle kavuşmadan ayrılmak  istemiyorum” diyerek gençlikte başlamış masalın,bir ömür devam eden sevda masalı olduğu  çift…

Her insan kendi masalının kahramanıdır ve nasıl olmasını,anılmasını istiyorsa öyle yaşar. O hâlde sevgi ve merhamet temeline oturtularak yapılandırılmış hayatlar gerek bize.Sevgi,merhamet,vefa,kadirşinaslık,hoşgörü gibi güzel duyguları parlatarak yaşayalım ki,hayatımız o yönde aksın…

Allah’ım sev,sevdir,sevindir…

“Allahım! Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim. Allahım! Senin sevgini bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha ileri kıl!” (Tirmizî, Daavât 73)

Amin… Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…