AŞURE TEFEKKÜRÜ
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! (Bakara/155)
Ahhh benim cânım bey amcam!!Market arabasına yüklediği birkaç şişe yağı kâr saymış…Aldığımız nefesi vermeye,verdiğimiz nefesi almaya garantimiz yokken açlık derdi sarmış.Hz.Ali’nin sözü düşüyor aciz gönlüme;
“Allah rızka kefildir ama imana kefil değildir. Bu yüzden İmanınızı dert edinin, rızkınızı değil.”
Allah alıştığımız nimetlerin yokluğu ile imtihan ve terbiye etmesin inşallah,ama bir düşünelim.Allah muhafaza kıtlık oldu diyelim!Herkes yoklukla kıvranırken,stokladığımız yiyecekleri kendi kendimize,gönül rahatlığı ile tüketebilecek miyiz?Eğer cevap evet ise,vahhhh ki vah!
Her hicrî yıl başında,muharrem ayının girişi ile etrafı miss gibi aşure kokuları sarmaya başlıyor. Komşulara,akrabalara keyifle,özenle dağıtılırken aşureyi tefekkür edip,ne yaptığımızı farketmiş olsaydık bugün stok hikâyeleri hayatımızda yer bulamazdı.Birşeyi örfî olarak,alışkanlık gibi yapmanın ötesinde,neden yaptığımızı bilmek ve ne kazandıracağını keşfedip hayatımıza uygulamak gerekir.Aşure; Hz.Nuh Peygamber’in (a.s) gemidekilerle yeryüzüne indiğinde,herkesin elinde kalan erzaklarını birleştirmesi ile pişen ilk yemektir.Aşure bir ders verir bize.Kimsenin elinde kalan birer avuç erzak kendi başına doyurmaya yetmezken,birleşince herkes doyar.”Bölünürsek yok oluruz.Bölüşürsek tok oluruz” sözünün yaşanmış hâli.
Aşure bir başka şeyi daha fısıldar kulağımıza; farklı gibi görünsekte aynı amaca talip olanların bir aradaki ahengi,güzelliği ve doyuruculuğu!Nasıl mı?Türkiye’de ehl-i sünnete uygun cemaatler var.Hepsinin amacı;dinde ince anlayışı yakalamak…O hâlde ahlâkî olarak en güzel hâle gelmek,güzele talip olmak,güzelliğe önder olmak gibi misyonları var diyebiliriz. Yani o cemaat,bu cemaat gibi ayrımlar bizi birliktelik şuurundan uzaklaştırır. Ehl-i sünnet çatısı altında,birlikte iken güzeliz demektir.Aşurede bir lezzet eksikken aranılan lezzete ulaşmak mümkün mü? Asla!
Ortaokulda olduğum dönemlerdi.Aşure bizim evde bir defa koca kazanla pişer komşuya,akrabaya,misafire ikram edilirdi. Ve sonra bir daha anneciğim pişirir,babam dükkân komşularına götürürdü.Sonra bir daha eve … Yani ay içinde bir kaç defa!O yıl anneanneciğim de bizde…Anneme ısrar ediyorum;”Biraz da bana özel pişirir misin anneciğim?Ben içinde kuru üzüm,kayısı,incir istemiyorum.” diye…Annem;”Kızım yaparım istersen ama onların da tadı var aşurede.Onlar olmazsa tadı değişir,sevmezsin ki!” Anneannem;”sen pişir kızım gönlü olsun,o yemezse ben yerim merak etme ziyan olmaz.” Allah razı olsun annem pişirdi,heyacanla bekliyorum. Ayıklamadan istediğim gibi yiyeceğimi umut ederek…İlk lokma hayal kırıklığı ama belli etmekte istemiyorum bir yandan. “Beğenmedin itiraf et” dedi annem muzip bir gülümsemeyle.Haklıydı,beğenmemiştim. Rahmetli anneanneciğime kalmıştı israf etmeme çabası!!
Tam da böyle kıymetli dostlar!Bir aradayken güzeliz,ama herkes gönlünün renginde olanı tercih eder o da ayrı mesele…Bir cemaat tesettür konusundaki gayreti ile önderdir,biri hizmetiyle,bir diğeri ilim çabası ile…Hepsi olunca muazzam lezzettir,ama herkes fıtratına uygun seçim yapıp yol almaya çabalar.
Aşure,bir teslimiyet dersidir aynı zamanda…Nuh(a.s) gelen emre itaat edip üzerine düşeni yapar ve gemisini Rabbi’ne teslim eder.Nuh Peygamber’e düşen gemiyi yapmak ve iman edenleri toparlamaktır.Yaşlı bir kadın vardır.Nuh Peygamber’e süt getirir ara sıra, “ben de Senin Rabbi’ne ve sana iman ettim.Tufan olursa sakın beni unutma!” diye de hatırlatır. Bir ders olması murad edilmiş olmalı ki,Nuh Peygamber yaşlı kadını tamamen unutur. Tufan biter ve az zaman sonra kadın yine elinde süt ile çıkıp gelir.Yine beni unutma deyince;
-“Sen neredeydin ki?Tufan oldu geçti. Birşey görmedin mi?” der.O da;
-“Evimden çıkmadım ki!Ama biraz ineğimin ayaklarında çamur vardı.”der.
Allah’a gönülden bağlanıp,teslim olanı kim unutursa unutsun Sahibi asla unutmaz.Bu nedenle “Ya Rabbi,sana sığınanları muhafaza ettiğin gibi bizleri de muhafaza eyle” diye sıkça dua etmeli ve samimi gönülle O’na teslim olmalıyız.
Nefesinize hoş gelen tadı ile kaşıkladığımız aşure bir derstir,tefekkür sebebidir,tekâmül yolculuğumuz için bir rehberdir aslında. Mevlâ nimeti ikram ederken ruhumuzu,kalbimizi terbiye edelim diye hikmetlerle süsler. İş ki;gönül kapılarımızı aralayalım,ikramın içindeki nimeti,imtihanı,hikmeti görmeye,gördüğümüzle amel etmeye talip olalım.
Bir kâse aşureyi nefsimiz memnun olsun diye yemekten fazlasına talibiz artık…Çiçekte,ağaçta,her yaratılan mahlûkta,kendimizde görmeye çalıştığımız bir ders varsa,kalbimizin ve ruhumuzun sınırlarını sonsuz alemin güzelliklerine göre genişletiyor ve hazırlıyoruz demektir.
“Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.” (Suyutî, Camiu’s-Sağir, II/127; Aclûnî, I/310)
Bakmak ayrı,görmek ayrı,gördüğünü içselleştirip amel etmek ayrı. Allah’ım baktığımız her şeyde seni görmeyi,nefsimize düşen dersi almayı ve aldığımız ders ile imanımızı güçlendirmeyi,razı olacağın ameller işlemeyi cümlemize nasip eyle….Amin!