BU DA GEÇER YA HU!
“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)
Merkezi Kahramanmaraş olan ve on ilde pek çok can kaybı ile sonuçlanan deprem sonrası,bu hadisi iliklerimize kadar hissettik.Kar yağdıkça ısınamadık evimizde.Dilimiz duada,elimiz yardım kolilerinde ve iban tıklamada, gözümüz/kulağımız enkazlardan gelecek bir mucizede yaşadık.Ve uzun süre şehirler tekrar yaşanılası hâle gelene kadar da kendimiz için yaşamayı askıya aldık tabiri caizse.Saatler ne uzundu sahi bekleyene,fakat enkazda çalışan için yarışılan ezeli bir rakip gibiydi âdeta.
Bir pansuman gibiydi akan onca yardım. Düşünsenize gecenin bir vakti bir eşofmanla sokakta kalıyorsunuz,o da yaşamdan hâlâ nasibiniz varsa! Enkazdan çıkış yeniden dünyaya geliş gibi,sıfırdan başlamak şart ! Ancak belki de en çok sevdiğiniz, değer verdiğiniz, destekçiniz olan kıymetlileriniz yok yanınızda…Kocaman bir imtihan,verenin hatrına eyvallah deyip boyun bükme ve Bismillah deyip kolları sıvayıp kulluk gücünü kullanma zamanı…Ancak adım adım.
Kul,muhtaçtır Rabbi’ne ve O’nun vereceği her hayra.Musibete ilk andaki sabır, zarifçe,isyandan uzak gözden süzülen yaşlara müsade etmek gerekli önce. Yaşanılanları sindirmeye,kalbi sakinleştirmeye…”Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzura erer” buyuruyor Rabbimiz Rad süresinde. O hâlde içeriden tamire başlamak elzem…Abdestli bulunmaya ihtimam göstermek, kaybedilenlere dua ve Kuran’ın ayetleri ile köprü kurmak,doğal antidepresan tadındaki inşirah suresi ile yüreğe genişlik niyazında bulunmak ve devam eden hayata imtihandan kazanılan bir şeyi hayata katarak devam edecek motivasyonu aktif hâle getirmek…Evet ,her imtihan elbet son bulur,önemli olan geçip gittiğinde “ben kul olarak ne öğrendim, bu öğrendiğimi hayatıma nasıl katarım?” çabasını taşımak kazanımdır şüphesiz.
Belki geceden kırgın yattınız yatağınıza ve sabah barışacak vaktiniz olmadı. Geride biri kaldı ise ömür boyu içinde bir burukluk hissettirecek bu durum.Ya da bir komşunun hakkına girdiniz, helâllesecek vakit verilmedi! Tam tersi durumlarda olabilir,sabah uyanınca kırdığınız bir yüreği tamir etmeye niyet ederek daldınız uykuya ve uyanmak nasip olmadı. “Nasıl yaşarsanız öyle ölür ve nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” (bk. Aliyyülkârî, Mirkâtü’l-mefâtîh 1/332, 7/375, 8/431)
Bu sebeple ölümün hayatı gerçeği olduğu ve ne zaman vuku bulacağı bilinmediğinden dolayı İslâmî incelikte bir hayat imar edebilmeli kul…
“Yerinde hareket etmesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz.”der büyükler.Bu aslında kul hakkı inceliğinde bir ömür yaşamaya talip olmak demektir.
Minicik yavruları ile o soğukta dışarıda kalan anneler,ailesini güvenceye almaya çabalayan babalar,acilen yardım ulaştırmaya çabalayan devletimiz ,imtihanın tam ortasında içindeki zehri ortaya kusan merhamet yoksunları aynı mekânda bulundu.Ve herkes kendi fıtratına yakışanı yaptı şüphesiz.
Derviş ve akrep kıssasını hatırlatmak isterim ;
Derviş suya düşen akrebi kurtarmak ister. Elini uzatınca akrep sokar; Derviş tekrar dener, akrep yine sokar. Bunu görenler dayanamaz dervişe, “İyilik yapmak istediğin halde sana zarar verene daha ne diye yardım edersin?” der.
Dervişin cevabı manidardır:
“Akrebin fıtratında sokmak var, benim fıtratımda ise yaratılanı sevmek, merhamet etmek; o fıtratının gereğini yapıyor diye. Ben niye fıtratımı değiştireyim? Akrep akrepliğini yapıyor diye, ben dervişliğimi yapmayayım mı?”
Tüm provokasyonlara aldırmadan sahada canla başla ve millet sevdasıyla çalışan cumhurbaşkanımızdan başlayarak tüm yetkililerden,kurtarma ekiplerinden, stk.lardan,gönüllülerden Rabbimiz ebeden razı olsun. Tüm çabalara ket vurmaya çalışan, motivasyonu aşağı çeken art niyetlileri de Sana havale ettik Ya Rabbi…
Miletimizin başı sağ olsun.Rabbim kalanların zorlarını kolaylaştırıp yüreklerine ferahlık versin,Ümmeti Muhammed’e hayırlar göstersin …(Amin)