“ALLAH VAR”
Coronada eve sığındık bir kaç sene önce. En güvenli (!) yer dedik,burnumuzu çıkarmaya korktuk tabiri caizse.Sonra deprem olunca,dar geldi.Korkular,kaygılar tetiklendi. Evin düşündüğümüz kadar güvenli olmadığını farkettik. Sığınağımız korkumuza döndü.Derken sel felaketi…Depremde nasibimiz varsa evden kaçma ve kurtulma imkânı varken,selde nereye kaçılır ki! Rabbimiz , O’nu unutmuşça yaşayan kullarına ikaz tadında gazap tecellileri ile,kendinden başka kaçacak yer olmadığını hatırlatıyor.
Fe firru ilallah!! ) “Şu halde Allah’a sığının.”(zariyat/50)
(Sel sebebiyle hayatını kaybedenlere rahmet,geride kalanlara sabır ve hayırlar versin Rabbim…)
Ne garip şu insanoğlu.Doğduğu günden itibaren ölüme aday olduğunu bilmez gibi! Malum son bizi bulacak madem,korkumuz ölüm değil, hazırlık yapmaksızın ziyan edilen zaman olmalı. Korktuğumdan emin olmak için tedbire yönelmeli, yapabileceklerime odaklanmalı ve en önemlisi Allah’ın razı olacağı hal üzere bulunmak gibi bir çaba ile hayata tutunmalıyım.
“Başınıza gelen sıkıntılar, size gelen öğretmenler gibidir,ne öğrettiğine bakın,niye geldiğine değil.” der Mevlânâ Hz.Hayatımıza giren her insan,yaşanan her olay mutlaka birşey öğretir, katar ya da tamir eder.Önemli olan ibret nazarı ile bakıp, hisse alabilmek…
Her imtihan kulun derecesini yükselmesine vesile olur.Ecel böyle bir felaketle gelirse,şehadet kapıları açılır. Yani mümine korku yoktur.”Korku kafire,umut mümine yaraşır.”
Varış noktamız belli ise,hedefimizi de rotamızı da iyi belirlememiz gerekir.İyi anne/baba,evlât, gelin/damat,eş, arkadaş, komşu olma çabamız olsa da büyük fotoğrafta iyi bir kul olmak var aslında.Anne/babaya hürmetin arka plânında kulluk bilinci yatıyor yani.Zahiren hizmetimizle onların gönlünü hoş ederken,”Allah’ın rızası anne/babanın rızasında gizlidir” farkındalığı vardır. Yani kul cennete talipse,iyi/güzel/doğru olan ne varsa meyli onadır. Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç “İslâm benim için, güzel ve asil olan herşeyin diğer adıdır” diyor.Nasıl da yüreğe işliyor değil mi? Kulluk,ince insan işidir.
Ayette “Ey iman edenler!,iman ediniz” buyuruyor. İman ettiğiniz dinin ne olduğunu farkediniz,içselleştiriniz diye algılamalıyız . Yaşam tarzımızı dinimiz muhafazaya alıyor tabiri caizse.Atalarımız “korkunun ecele faydası yok” derken,herkesin ölüm gerçeğiyle barışmasına dikkat çeker. Bununla birlikte,korkunun ecele faydası vardır elbet.Zira insanın korktuğu, Mevlânâ Hz.nin “şeb-i arus”(düğün gecesi) / vuslat olarak tarif ettiği ölüm olamaz değil mi? Korktuğumuz; yapmamız gerekirken yapmadıklarımız ve yapmamamız gerekirken yaptıklarımız…Yani amelimiz,yani kendimiziz!Bu yüzden ölümden korkan,korkulmayacqk bir hayat imar etme çabası ile tutunur hayata.
Kul kulluğunu bilir,yolunu/yönünü/gönlünü Rabbinin rızasına döndürürse herşey bambaşka olur.
Bankada bozuk Türkçesinden yabancı olduğunu anladığım bir genç ,yan masadan kalktı, başka bir şubeye yönlendirdiler.Sonra başka birşey sorarak geri döndü. Tahminen 20’li yaşlarda, esmer,kıvırcık kabarık saçları,neşeli tavrı ile dikkatimi çekti. Banka memurunun da dikkatini çekmiş olmalı ki geri dönünce;
“Biraz anlat kendini ya!” dedi onun neşesine, samimiyetine mukabele eder bir tavırla.
“Suriyeli misin?”
“Hayır abi,Yemenliyim ben.”
“Ne iş yapıyorsun?
“Ben kimya mühendisiyim aslında,ama emlâkçılık yapıyorum.”
Belli ki büyük meblağlar dönüyordu ki banka memuru beyin dikkatini çekti.
“Evli misin?”
“Hayır.”
“Akraban var mı burada?”
“Yok.”
“Ailen mi yanında mı?”
Beyefendi,bu yaşta genç birinin ülkesinden uzak bir yerde,bir başına başardığına şaşırmıştı.Bir destek vardır kesin diye düşünüp sordukça sordu.
Genç ;
“Yok..”
“Yalnız mısın yani?”
Genç kendinden emin ama soruya şaşkın bir tavırla;
“E Allah var abi!”
Cevap beni benden aldı, beyefendi;
“Maşallah sana genç” dedi.
Gencin cevabını duyunca,o kıvırcık saçlarını anne şefkatiyle okşayıp,yanaklarını sıkmamak için zor tuttum kendimi.Ben aciz bir kulken, gencin Allah’a teslimiyeti benim yüreğimi coşturmuşken, ya Rabbimiz nasıl memnundur onun halinden. Memnun ki,açmış yollarını … Yolun hep hayra, Hakka çıksın inşallah genç ne diyeyim ki başka?
Her konuda “Allah var!” demek,bunu yürekte diri tutmak ve hayatı bu zemine oturtmak elzem.
Ez cümle;
“Cenâb-ı Hakk’ı bulan neyi kaybeder? Ve O’nu kaybeden neyi kazanır?”; yani “O’nu bulan her şeyi bulur. O’nu bulmayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına bela bulur.” sözü özet tadında…
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…