O sese kulak vermek !



Yıllardır bu kentte yaşayan, bu kentte gazetecilik yapan biri olarak güzel şeylerle anıldığımızı pek görmediğimi söylesem isabet olurdu. Gebze denince akla gelen, İstanbul’la İzmit’in arka bahçesi, sanayinin istila ettiği bir taşra kenti gelmekteydi. Suç oranının fazla olduğu, Gebze-Harem minibüs hattıyla, Eskihisar feribotu ile  tanınan bir garip ilçe gelirdi akla. 1988 yılında burada iş hayatına başladığımda Gebze’nin bırakın konumunu,  nereye bağlı olduğunu dahi bilmiyordum.  Sürekli olaylar, cinayetler, polisiye vakalarla anıldı yıllar boyu. Günlük yaşamda başta olmak üzere , eğitim ve kültürde, sanatta, cemiyetçilikte bir arpa boyu yol kat edemedi Gebze uzun yıllar. Ama son 10 yılda , özellikle OSB’lerin inşa edilmesi, Gebze Center gibi AVM’nin şehre konuçlanması, Gebze Teknik Üniversitesi, Ballıkayalar Tabiat parkı,  ve Bilişim Vadisi ile bir cazibe merkezi haline gelen Gebze, bu algıyı son dönemlerde  “Sanayinin başkenti” “Sanayi Kenti “,  “Marka Şehir”, “ Öğrenci kenti Gebze”  gibi isimlere bıraktı…
 
ALKIŞLAR VE ÖVGÜLER NAİL ÇİLER’E
Geçtiğimiz günlerde Gebze ,Gebze Sanayisi ve iş dünyası yine ülke gündemindeydi. Ama bu kez güzel bir etkinlikle. Gebze’nin imajını değiştirecek bir yaklaşımla ulusal haber kanallarında yer buldu. Gebze Ticaret Odası, Gebze Teknik Üniversitesi ve Gebze Organize Sanayi Bölgesi bir araya gelip, yanlarına ulusal haber kanallarıyla her akşam evlerimize konuk olan tanınmış isimleri alarak bir güzel etkinliği yaşadılar, yaşattılar… Kadının günümüzdeki yeri, sanayi içerisindeki konumu ve sıkıntılarının konu edildiği “ Sesim Olurmusun?” paneli GOSB Salonu’nda geniş bir katılımla gerçekleşti. GTO Başkanı Nail Çiler, GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün ve GOSB Başkanı Vahit Yıldırım, belki de hayatlarının en zor panellerini yaşadıkları organizasyonda Türkiye’nin seçkin ve bir o kadar da güzel 5 kadın spikeri arasında konuşabilmenin gayreti içinde oldular. Bana göre de gayet iyi götürdüler bu anları. Yılların televizyoncularına taş çıkartırcasına kekelemeden, bocalamadan, içlerinden geldiği gibi aktardılar düşüncelerini. Kadınlarımızı, kadınların iş dünyasındaki konumlarını ve kurumların kadınlara bakışını anlatırken, Gebze’yi anlattılar, Gebze sanayisini anlattılar, Gebze’nin akademik dünyasını aktardılar… Bir taşla birkaç kuş yani. BU panelde de öne çıkan, gerek program sırasında , gerekse dışarda başrol aktörü kuşkusuz GTO Başkanı Nail Çiler’di. Kadın girişimciliği için heler yaptığını, kadınlara verdiği önemi bilen birisi olarak o günkü performansını ayakta alkışlıyorum. Serum yiyerek çıktığı bu panelde, Gebze’yi tüm ülkeye anlatmaktan geri durmayan bir kültürel elçi gibiydi adeta. Panele gelen konuklarını tanıtırken, Gebze’de ilk kez böylesine sosyal bir platforma katılan  Kaymakam Güler’i onure ederek, kendi bölgesi olmamasına rağmen doğasında kadın olduğu için panele gelen GEPOSB’un kadın bölge müdürü Güher hanımı tanıtırken,  bir oda başkanından ziyade projenin moderatörü gibiydi adeta. Kadın girişimcilerin sanayinin olmazsa olmadığını, başarının kadın eli değdiği sürece gelebileceğini bir güzel anlattı salona ve tüm ülkeye… Zira akşam haber saatleri 2-3’er dakika da olsa Gebze’den bahsetti durmadan… Bu Gebze’nin üzerindeki olumsuz algıyı alıp götürdüğü gibi, Gebze’nin ücretsiz reklamı da; Türkiye’nin en çok izlenen kanallarında yapılmış oldu. Hem de böylesine anlamlı bir konuyla;
O yüzden bu panelin ardından en kocaman alkışlarımızı GTO Başkanı Nail beye göndermek gerekiyor…

STK’LAR VE SENDİKALAR DA OLMALIYDI
Eksikleri yokmuydu? Elbette vardı; Daha güzel ve daha kapsamlı  bir panel yapılabilirmiydi? Elbette yapılabilirdi;
Gelelim gördüğüm eksikliklere;
Bir kere Çiler, Görgün ve Yıldırım bu etkinlikte panelist olmazdı. Yapılacak şey bu isimlere birer konuşma yaptırıp yerlerine göndermekti. Onların yerine yine kadın istihdamını benimseyen, bu alanda katkıları olan iş adamlarımız, ya da girişimce kadınlarımız olabilirdi. Bu günlere nasıl gelmişler, kadın olarak hangi zorluklardan çıkmışlar. Onlar yaşayan ve en iyi bilen taraf olduğu için çok daha farklı sonuçlar alınabilirdi.
Hem anne, hem eş, hem de ev kadını olarak iş dünyasında yaşayan işçi kesimi olsun, yönetici kesimi hatta işveren kesimi olsun görüşleri alınabilirdi. Ayrıca Gebze binlerce sanayinin olduğu 10 binlerce çalışanın olduğu bir bölge olarak bu konuda katkıları da olan STK’lar ya da sendikalardan temsilciler burada konuşabilirlerdi. Ancak bu bir başlangıçtı ve “ Sesim Olurmusun?”un ilk sesi Gebze’den haykırılmış oldu. Kadınlar başımızın tacıdır, onlarsız hiçbir şeyin ne ederi olur, ne tadı , ne de tuzu. O sebeple bu panelin oluşmasında emeği geçen, panelin ardından bunu haber bültenlerine taşıyan  herkese şükranlarımı sunuyorum. Gebze’nin ismini böylesine ortamlarda duyurduğunuz, bu şehrin sadece Sanayi şehri olmadığını ,gündüz işe, akşam evlere giren insanların yaşadığı, içine kapanık, kentleşememiş, sosyalleşememiş bir  varoş kenti olmadığını, kültürel, sosyal bir merkez olduğunu da tüm ülkeye gösterdiniz.
Panelin öncesi ve sonrasında TV Kanallarında, sosyal medyada, gazetelerde çıkan haberlerle Gebze’nin çok daha zengin bir sanat, spor ve kültür kenti olabileceği bu panelden sonra bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yeter ki buradan çıkan sesi hatta görüntüyü birileri de görebilsin…