Yok mu arttıran?



CHP Kocaeli milletvekili ve 25 Haziran’da yeniden aday Tahsin Tarhan, önceki gün gazetemizi ziyaret etti. Daha öncede birkaç kez yaptığı ziyaretlerde  nasıl bir hazırlık yaptığımızı tahmin edecek olmalı, bu defa  ki kendisi de hazırlıklı gelmişti.

Her şeyden önce şunu itiraf etmeliyim ki; siyaset sahnesine yeni çıkan ve ilk çıktığı en ciddi çalışmasında hedefini yakalayan bir vekil olarak, parti ayırımı yapmadan bulunduğu koltuğun hakkını veren belki de tek vekil Tahsin Tarhan…

Kendisini uzun yıllar önce tanıdım. İşinde nasıl başarıyı yakaladığını, hangi süreçleri, hangi badireleri geçtiğini iyi biliyorum. Küçük bir atölyeden, bugün devasa otomobil firmalarına üretici olarak devam eden Çelikyay serüvenini  takip eden ve bilen bir gazeteciyim. İş dünyasının dışında iyi bir spor adamı, geçmişte yapmış olduğu yöneticilik deneyimleri ile Türkiye’de sporu bir çoklarından çok daha iyi bildiğini ve doğru bir spor politikası olduğunu da bilen biriyim. Hayırsever, eğitim gönüllüsü ve gerçek bir fotoğraf ustası. Yanılmıyorsam Küba, Fas, Hindistan ve yurt içinde gezip gördüğü  yerlerde  çektiği fotoğrafları kitaplaştıran ve gelirini Türk Eğitim Gönüllüleri Derneği’ne bağışlayan bir sosyal sorumluluk neferi; Kendini siyaset konusunda da yetiştiren ve milletvekilliğini meslek olarak gören, iş kolu olarak bakan, çalışkan ve korkusuz  bir siyaset ve hizmet adamı;

Bunları kendisi ile 20 yılı aşkın bir dostluğum olduğu için yazmıyorum. Ama ‘Sezarın hakkını Sezar’a ‘ da vermeli diye düşünüyorum…

Geçtiğimiz günlerde Samet Kahraman arkadaşımız, TBMM’de göre yapan milletvekillerinin mecliste yaptığı işlerle ilgili bir araştırma haber yapmıştı. Orada ortaya koyduğu raporlar ve rakamlar oldukça çarpıcı ve kimsenin inkar edemeyeceği rakamlardı. Öyle ki bu haber oldukça tekdir topladı ve sürekli yorumlar alan bir araştırma haber olmuştu. Orada da görüldü ki Tahsin Tarhan, 11 milletvekiline sahip Kocaeli’nin ilk 3 sırasında yer alan vekillerinden biri durumunda. Gebze milletvekili olduğu için de Gebze’nin en çalışkan ismi durumunda…

Tahsin Tarhan’la zıtlaştığım, düşüncelerine ve açıklamalarına katılmadığım konular yok mu? Elbette var; Mesela yerli otomobil konusunda kendisi ile aynı düşünmüyorum;

Yerli otomobil konusunda, Tarhan’ın gündeme getirdiği  Fikri Işık’ın Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı döneminde, batık SAAB firması ile girmiş olduğu ticari ilişki bana göre de yanlıştı. Harcanan para da boşa gitmişti. Ama bu demek değildir ki bu yolun hepsi yanlış. BU ülke bir yerli marka otomobil yapabilecek güçte bir ülkedir. Geç bile kalmıştır. Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Işık dönemi de dahil her aşamayı ortadan kaldırarak insiyatifi tamamen kendisi ele aldı. Önce 5 babayiğit bulundu, oluşturulan konsersiyum kamuoyuna tanıtıldı. Geçtiğimiz günlerde de şirketin kuruluşu ve CEO’su açıklandı. Bu yol doğru bir yoldur ve bu ülkenin 2023 yani Cumhuriyetimizin 100.Yılına kendi marka otomobile ile girme yoludur. Sırf siyasi ve hasetle bakarak bu gelişmeyi yok saymak ne Tahsin Tarhan’a, ne de mensubu olduğu partiye bir şey kazandırmaz..

Gelelim Tarhan’ın ziyaretine;

Ben ve arkadaşlar samimi bir görüşme yaptık. Sorularımız da samimiydi, aldığımız cevaplar da. Bir türlü bitirilemeyen Fatih Devlet Hastanesi’ni sorduk; Neden bitmediğini ve sıkıntının kaynağını ortaya koydu. Aynı düşüncede olduğumuzu söyleyerek geçeyim. TOKİ’ye devredilen askeri alanla ilgili düşüncelerini sorduk. Gebzelilerin nefes alabileceği bir alan olması, sosyal donatılarla çevrilmesi, sağlık merkezleri, dinlenme alanları, eğlence merkezleri hatta müze ve sergi alanlarının da içinde olduğu bir kompleks haline getirilmesi gerektiğini söyledi; ‘ Başbakan yardımcısı Fikri Işık’ın Gebze için bir şey yapmasının vakti gelmedi mi?’ serzenişini de ekleyerek … Tarhan’ın bu konuya da iyi çalıştığı belliydi.

Hastaneler konusunu anlatırken konu, Dilovası Devlet Hastanesi’ne ve ister istemiz Dilovası’nda Kömürcüler OSB’nin  bölgeye verdiği zarar ve sağlık alanındaki tahribatına uzandı. Dilovası Kömür OSB ile hastanenin yakınlığına dikkat çekti ; Öyle bir şey söyledi ki sayın Tarhan“ Dilovası’nda doğan her çocuğun da ülkemizin başka yerlerinde olduğu gibi  temiz, ferah bir havayı soluyarak doğmaya, yaşamaya ve gelişmeye hakkı vardır.” Böyle bir sözün altına kim imza atmaz ki;

Bugün Dilovası’nın başına gelen ve burada bir sağlık kaosuna doğru ilerleyen bu “kömür faciası” önlem alınmazsa bir toplum felaketine doğru gitmekte. Bunu bilmek için daha kaç muhtar Mehmet Şirin Barışların, bu kömür tozlarının tetiklediği hastalıklardan  ölmesi gerekecek? Bugün muhalefet bir milletvekili “ yeri de, muhteviyatı da yanlış bir OSB’nin kaldırılması için ne gerekiyorsa yapacağım derken, bu bölgenin içinden çıkan, bu bölgede belediye başkanlığı yapmış, o bölge insanı ile aynı havayı solumuş Dilovalı bir milletvekilinin bu manada sessiz kalıyor olmasını nereye koyabiliriz acaba?

Bir kez daha sözü geçmişken kendisini bu davaya adayan, bu mücadele, kömür tozlarına ve onun yol açtığı sıkıntılara direnen ancak yakalandığı hastalığa daha fazla direnemeyen Turgut Özal Mahalle muhtarımız Mehmet Şirin Barış’a Allah’tan rahmet diliyorum.

Tahsin Tarhan’ın geldiği gün gazetemizin manşeti “ Höbek 9’u işaret etti” şeklinde bir manşetti; Sayın vekil biraz da esprili bir şekilde bu manşete gönderme yapmıştı; “ … Yok mu arttıran!’

Şehrin ve bölgenin durumu ortada;

Yatırımlar, Gebze’nin bu yatırımlardan aldıkları da.

Trafik, sağlık, sosyal ve kentleşme sorunlarımız had safhada.

Bu sıkıntılar içerisinde de tarihi bir seçime gidiyoruz…

Sorunlarımıza her gün çözüm yerine başka başka sorunlar ekleniyor.

Ne diyelim ki;

Yok mu arttıran!