Ah şu vaatler!



Seçime saatler kala Gebze ve Bölgede atmosferde bir hayli yükseldi. Ancak eski seçimlerde yaşanmayan, adrenalini bile yükselten bir seçim öncesi yaşadığımız muhakkak. Henüz sandıklar gelmeden seçim totolar başladı ve siyasi partilerin seçilecek milletvekili sayıları üzerinden iddialaşmalar da kırla gidiyor. Hatta öyle ki, bu işe bizim meslektaşlar bile fena halde bulaşmış durumda;

Yıllardır bu ülkede seçimler görmüş, seçim yarışlarına tanıklık etmiş biri olarak sandıktan çıkan her sonuca saygı duyulması gerektiğini, kazananın Ahmet ya da Mehmet değil Türkiye olmasına inanan biri oldum. Elbette ki bir siyasi görüşüm, gidişatını beğendiğim, ülkeye ne kadar faydalı olduğunu bildiğim bir siyasi parti ve liderim var. Ama bunu kalkıp ta körü körüne dayatacak biri de hiç olmadım.

Seçimlere sadece 48 saat kaldı. Sadece Türkiye’nin değil bana göre Dünyanın gözü kulağı da bu seçimlerde olacak. Herkesin bir hesabı kitabı olduğuna göre, seçim öncesi hesapların seçim sonrası büyük ölçüde değişeceğine göre, dostun ayrı düşmanın çok ayrı bakacağı bir süreç yaşayacağız.

Seçim öncesi yaşananlara baktığımızda, mevcut iktidar Ak Partiye muhalefet gurubunun  ortamı germe, yıkma, bozma ve yok sayma üzerine bir seçim görüntüsü ortaya koydukları görülmekte. BU sandıkta ne getirir onu bilmek için geçmiş seçimlere bakmak yeterli olacak. Bizim milletimiz bu şekilde ortaya çıkanlara yakın tarihte hiç pirim vermemiştir. CHP’nin 1969 yılında seçim bildirgesine koymuş olduğu Köykent kırsal kalkınma projesi ancak 1978-1979’da Ecevit başkanlığındaki CHP iktidarı döneminde iki köyde  başlatıldığı halde devam edebilmiş miydi?  1991 seçimleri öncesi Demirel’in ”kim ne veriyorsa beş lira fazlasını vereceğim” deyip, siyasi literatüre giren vaadini iktidar olduğu halde  gerçekleştirebildi mi?

Yine aynı seçimlerde  DYP-SHP hükümetinde ekonomiden sorumlu devlet bakanı olan Çiller, “ herkese biri ev biri araba iki anahtar “, ”Her mahallede yüz trilyoner olacak” , ”her köylüye traktör” sözlerinin hangisini Başbakan olduktan sonra hayata geçirebildi?

Bunlardan en dramatik sonu da kuşkusuz rahmetli Necmettin Erbakan yaşamıştı. 1996 yılında REFAHYOL hükümetinin   vaat yarışında rakiplerinin hiçbirisinden geri kalmamıştı. Taksim’e cami yapacağız, 5 bin tank üreteceğiz , her İle bir havaalanı ve hızlı tren vaatlerini gerçekleştiremeden 28 Şubat’ta ki post-modern darbe sebebiyle iktidardan indirilmemiş miydi?

Bu örneklere, 1999 seçimlerinde Mesut Yılmaz’ın ”Susurluk’u çözeceğiz”, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Apoyu idam edeceğiz “, 2002 seçimlerinde Genç Parti lideri  Cem Uzan’ın; mazot 1TL , fındık 8 TL, sınavsız üniversite vaatlerini pekala sayabiliriz…

Demek ki iktidar olmak için söylemler de vaatler de yeterli olmuyor bu ülkede. Halk bildiğini, yaşamında olanı, etrafında gördüğünü,  tahlil ettiğini ve aklına yattığını kabul ediyor, uygun görüyor.

O sebeple, bugün mitinglerde muhalefet adaylarının size şunu vereceğim, şunu yapacağım şeklindeki nutukları artık bu ülke insanının ilgisini de, oyunu da çekmiyor. O yüzden parti liderlerimiz, 25 Haziran sabahı sonuçları da aldıktan sonra neleri fazla attıklarını, bu attıkları vaatler yüzünden neleri konuşmayı akıl edemediklerini bir daha düşünürler belki de;

…

MMOB

Gebze’de de temsilcilik olarak  faaliyette olan bir oda var; Adı Makine Mühendisleri Odası. Bu oda Sinan Yücel başkanlığında geçtiğimiz günlerde ‘24 Haziran Seçimleri’ başlıklı  bir basın açıklama göndermiş. Açıklamaya baktım, inceledim Gebze adına üzüldüm. Yenilir yutulur gibi değil yazılanlar. Bu nasıl bir odadır, kime aittir, bu toplumun içinden midir? Anlamaya çalışıyorum. Bu oda Gebze’de bulunmasına rağmen, ne Gebze’yi ne de bu ülkede yaşayan halkı tanımadığı da yine bu açıklamada ortaya çıkmakta. Parti bildirgesi gibi olan bu açıklamayı da haliyle değerlendirmedim. Bu metni Türkiye muhalifi bir ülkenin bir mensubu yazsa ancak bu kadar kin ve nefret dolu olabilirdi. Meğer bu ülkede neler neler olmuş, ne haksızlıklar, ne kanunsuzluklar olmuş, ülke nasıl soyuluyormuş da bizim haberimiz olmamış… 3-5 sözüm ona mühendis bir araya gelmiş, bağımsızlık ve barış için oy kullanılacakmış, herkesi de o yönde oy kullanmaya çağırıyor!

Neymiş efendim, sandığa sahip çıkacaklarmış…

Sayın oda sakinleri;  

Sandığa bu ülkede herkes sahip çıkacak. Tabii sandıktan çıkana da; Peki siz neden bu ülkede son seçimler sonrası sandıktan çıkan halk iradesine biraz olsun saygı göstermiyorsunuz? Halkın oylarıyla seçtiği hükümete ve onların vekillerinin seçtiği Cumhurbaşkanına saygı göstermiyorsunuz? Bağımsızlık ve Barış için oy kullanacakmışsınız. Bu ülke bağımsız değil mi?

Unutmayalım; Bu ülke bağımsızlığının devamı için yıllardır terör örgütleriyle savaşıyor. Kast ettiğiniz barış o örgütlerle yan yana gelmek, onların akıttığı şehit kanlarını yerde bırakmaksa kimse kusura bakmasın. Ne öyle bir millet var, ne de öyle bir şey yapacak siyasi bir iktidar var bu ülkede…  

Eğer bu mesaj terörle mücadeleyi askıya almak gibi şerefsiz bir mana taşıyorsa, siz  bu ülkenin Cumhurbaşkanının mesajını iyi anlamamışsınız demek ki;

Ne diyor Sayın Cumhurbaşkanı; “Bu ülkede tek bir terörist kalmayana dek bu mücadele sürecek”.

Sizin isminizin başındaki o “ Türk” kelimesini kaldırmayı gündeme getirenlere, bunu tartışmaya açanlara şimdi hak veriyorum; Sizin bu düşünceleriniz ve altına imza koyduğunuz açıklamalarınız, isminizdeki o Türk kelimesini hak etmediğinizi gözler önüne seriyor…   

Hem ülkede baskı var, dayatma var, demokrasi sıkıntılı diyeceksiniz, hem böyle bir ortamda, Mühendisler gibi, bu ülkenin en değerli okullarında yetişen bir mesleği temsil eden bir kurumun ismi ile, üstelik sana tabi olmayan mühendislerin de adına da  bu denli kin ve nefret saçan  bir açıklamayı basına servis edeceksiniz?

Yakışık kalır mı?

Bugün bu tür eleştirileri hatta yıkım tefrikasını rahatça yayınlayabiliyor, milleti ve onun seçtiklerini yok sayabiliyorsanız, bunu bu iktidarın sayesinde yürüyen demokrasi ve istikrar ortamında yaptığınızı unutmayın;

Bu bildiri sonrası anladım ki,  iyi ki Gebze gibi bir yerde sadece temsilcilik olarak kalmışsınız. Biraz daha palazlansanız kim bilir, esinlendiğiniz yerler gibi 15 Temmuz hain darbe sonrası bu ülkeden ardına bile bakmadan kaçanları da kahraman ilan ederdiniz!

Bugün bir huzur ortamı beklentilerinin olduğu bir dönemde bunu yapıyorsanız, yarın onu da yaparsınız. Belli mi olur?