Zaferden çıkan uyarı?
24 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferi geceye damga vurdu. Ak Parti gece boyunca Cumhuriyet tarihinin ilk başkanının sevincini doyasıya yaşadı. Seçimin ikinci tura kalacağı şeklinde yorumlar yapan anketçiler başta olmak üzere bir çok siyasi otorite maalesef bu seçim sonuçlarının altında kaldı.
Türkiye dün sabaha farklı bir siyasi konjektör ile uyandı. Artık TBMM’de Başbakan değil, Devlet Başkanı sürecini yaşayacağız milletçe…
Gelelim milletvekili seçimlerine; Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tam tersi bir durumla karşı karşıya kalan bir Ak Parti söz konusu. CHP’nin “ Her evden bir oy HDP’ye” söylemi ve icraatı maalesef kabul gördü ve HDP, % 11’lerin üzerine dayanan bir yüzde ile mecliste yerini aldı. Bu sayısal rakamlar da HDP’ye TBMM’de 65’in üzerinde bir milletvekili ile temsil şansı verdi. Bu tabloyu sağlayan CHP, sırf Erdoğan’ı indirmek için başlattığı bu kampanya ile belki amacına ulaşıp Erdoğan’ı gönderemedi ama, meclise sıkıntılı bir yapıyı da bırakmış oldu…
Bu tablonun CHP’ye getirisini ve götürüsünü yakın zamanda hep birlikte yaşayıp göreceğiz. 1991 seçimlerinde Erdal İnönü’nün Sosyal Demokrat Halkçı Parti’si nasıl HEP ittifakının hesabını bugün dahi veremediyse, CHP’nin de bu çalımı, gerek bu partinin gerçek sahibi olan tabanı tarafından, gerekse olası başkanlık değişiminde gelecek başkan ve ekibi tarafından mutlaka irdelenecektir.
O yılları hatırlayanlar iyi bilir. HEP ile işbirliğine giren SHP’nin, 1989 yerel seçimi il genel meclisinde %28,6’ya kadar yükselttiği oyları, bu birleşme sonrası 1991 genel seçiminde %20,7’ye düşmüştü. SHP seçimden, DYP ve ANAP’ın ardından üçüncü parti olarak çıkmıştı. Parti Türkiye çapında 74 ilden 44’ünde milletvekili çıkaramamıştı!
SHP’nin HEP’i meclise taşıması ve SHP’yi iktidardan uzaklaşmasına yol açan hamlesi, O dönemlerde bu ittifaka muhalefet eden solun potansiyel adayı Deniz Baykal ile genel başkan Erdal İnönü arasında kurultaylara taşınan bir kavga yaşatmıştı.
Pek çok kişiye göre ortaya çıkan seçim sonuçları söz konusu ittifakın SHP’ye Güneydoğu Anadolu dışında büyük bir oy kaybı yaşattığını gösteriyordu. Özellikle Ege, Marmara ve Karadenizli seçmen söz konusu işbirliğine büyük tepki göstermişti!
24 Haziran seçimlerinde de CHP’nin kampanyalar başlatarak HDP’yi meclise taşıması, parti içi muhalefetin seslerini yükseltmesine, Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider karşısında % 30’ların üstünde bir oy alan Muharrem İnce’nin CHP genel başkanlığı hazırlıklarına sebep olmuştur. Diş macunu tüpten dışarı çıkmıştır. Artık yerine konulamaz. Kılıçdaroğlu başta olmak üzere bu partiyi yönetenler, kendi elleri ile bir kargaşa ve belirsizlik sürecine yelken açmışlardır. Bekleyip görelim bakalım;
CHP, Cumhurbaşkanı adaylığında Selahattin Demirtaş’ın kendi oyunun bile % 8,5’larda kaldığı bu seçimlerde, HDP’yi barajın üzerine taşıyan hamlesi ile kendi oylarını düşürmüş, sırf Ak Partinin daha fazla sandalye çıkartmaması için adeta bu marjinal gurupla işbirliğine gitmiştir. Bunu milletvekilliği aritmetiğinde de başarmıştır. Ama unutulmamalı ki, bir muhalefet partisinin amacı, birinci olan partiden vekil devşirip bir başka partiye çıkar sağlamak değil, girdiği seçimi kazanarak iktidara ulaşmaktır. Sonuç olarak, 24 Haziran seçimlerde CHP desteği ile ile mecliste önemli bir yer edinen HDP, kendisine altın tepside sunulan bu fırsatın keyfini yaşarken, CHP’yi de önce genel başkanlık kaosu, ardından da parti tabanının sonuçları sorgulayan tepkisi ile karşı karşıya bırakmış oldu.
Kim ne derse desin; Bu seçimin milletvekili sorgulamasına baktığımızda kazananın, sürekli kendi oy oranını % 7-8’lerde gösteren anket kumpaslarına rağmen % 11’in üzerinde bir oy alıp , Cumhur İttifakı’nın gereğini yapan MHP olduğunu görüyoruz. Başta Türkiye genelinde % 7 -8 civarında oy kaybına uğrayan Ak Parti, CHP’nin genel başkan bile yapmadığı bir adayın % 31’e yaklaşan bir oy oranı elde edip, koltuğunu sıkıntıya sokan Kemal Kılıçdaroğlu. Yüzde 1,5 civarlarında oyu ile sözüm ona ittifak pazarlıkları yapan, her fırsatta iktidara ayar vermek isteyen SP’nin genel başkanı Karamollaoğlu bu seçimde büyük bir yıkıma uğradıklarını söyleyebiliriz. İyi parti gibi yeni kurulmuş bir partinin, henüz daha tam toparlanmamış olmasına rağmen, girdiği ilk ciddi bir seçimde ülke genelinde % 10’un üzerinde bir oy alması da önemli bir başarı olsa gerek.
Kocaeli’ne gelince;
İktidar partisinin, Türkiye’nin bir çok yerinde olduğu gibi burada da kaybı büyük. “8 vekil çantada keklik, 9’u zorlarız” diyenlerin, şimdi şapkalarını önüne koyup düşünmeleri lazım. Kocaeli’nde sayı 11 milletvekili iken 7 vekil çıkarıp, sayının 13 milletvekiline yükselmesine rağmen aynı vekil sayısı ile TBMM’de temsil edilecek olmasını nasıl izah edebilecekler?
Bu bir kayıptır. Bu Ak Partinin Türkiye’nin bir çok yerinde olduğu gibi Kocaeli’nde de erimesi anlamına gelir. Yeni kurulan İyi Parti , Kocaeli’nde artık yoklar denilen HDP Kocaeli’nde vekil çıkartırken, CHP 3, MHP’de 1 milletvekili ile vekil sayılarını korumuş oldu.
Türkiye 25 Haziran’a Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la uyanmış oldu. Bundan sonra Türk siyasetinde yepyeni bir dönem başlayacak. Cumhur ittifakının seçimlerde başarıyla sürdürdüğü bu birlikteliğin, her ne kadar ayrı iki parti olarak meclis koltuklarında olacak olsa da, mecliste ve ülke yönetiminde de aynı kararlılık ve uyum içerisinde devam edeceğini öngörüyorum. Türkiye’nin artık bir an önce, vakit kaybetmeden yeni sistemini hayata geçirmesi ve Türkiye’nin 16 yıl önce Ak Parti ile başlayan bu büyüme ve kalkınma hamlesini sürdürmesi gerekiyor.
Kimse sandıktan çıkan bu sonuçları yanlış okumaya kalkmasın. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her ne kadar önceki gece sabaha karşı yaptığı balkon konuşmasında “ mesajı aldım” açıklaması yapsa da, bu mesajın adresinin sadece Erdoğan olmadığı bir gerçektir. Ak Parti sonuçların neden böyle olduğunu sorgulamalı, öz eleştiri yapmalı, teşkilatlarını gözden geçirmeli ama halkın verdiği ve vermediği oyların sebeplerini başka mecralarda aramamalı.
Seçim öncesi ortaya çıkan milletvekili listelerinin beklenen ilgiyi görmediği ortada. Listelerin almış olduğu oyların bu seviyelerde olması, bu partide bir şeylerin değişmesi gerektiğini ısrarla kabul etmeyenlerin bir sonucudur. Bu listeleri o bölgenin insanına sormak, onların tercihlerini göz önüne almak yerine, kendi doğrularına ve hesaplarına göre yapanlar, Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da maalesef yanıltmışlardır. Kocaeli’nde aday tespitlerinde, halkın tercihlerini ve hassasiyetlerini yok sayan, temayül yoklamaları başta olmak üzere mülakatları ve araştırmaları hiçe sayarak kendi listelerini seçmene dayatanlar bu seçimin sonuçlarını da göğüslemek zorundadırlar. Aynı kafa ve aynı yöntemlerle yerel seçimlere gidilmesi bu partiye daha büyük sıkıntılar yaşatabilir…
Ülke yepyeni bir döneme kucak açarak, Başkanlık sistemini uygulamaya hazırlanırken iktidar partisi de bu sisteme uyumlu kadroları bulup bir an önce teşkilatlarına monte etmelidir.
Aksi olursa; 24 Haziran seçimlerini kendilerine bir uyarı olarak algılamayan, teşkilatlarını yeniden gözden geçirmeyen Ak Parti, 24 Haziran’da olduğu gibi sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi oylarının başarısı ile kendini avutmak zorunda kalacaktır…