ADI DORİS!
Doris;
Bu isim bir Holywood yıldızı ya da bir pop sanatçısının ismi değil;
İstanbul sosyetesinin uğrak yerlerinden bir eğlence merkezinin adı da değil;
Bu isim bir yarış atı, ya da bir mekan ismi hiç değil;
Bu isim 29 yaşındaki genç bir mühendisin, 6 yıl uğraştığı ve hayata geçirdiği yerli ve milli bir projede ortaya çıkan ürünün ismi…
Eski Yunancada Deniz tanrıçası demekmiş…
Denizlerin saflığı ve temizliği anlamında kullanılan bir isim…
Şimdi ise Denizlerde katı ve sıvı atıkları toplayabilen otonom aracın ismi…
Önceki gün bu aracı test etmek için Yalova’ya , Setur Marina’ya bu aracı görmek için gittik. Doris’in otonom araç teknolojisi ile denizlerdeki atıkları nasıl topladığına şahitlik ettik.
Hikayesini dinledik, neler yapacağını ve yerli ve milli bir araç olarak Dünya’da nasıl yankı uyandırdığını tespit ettik;
Mustafa Erol, Gebze Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisansını yapmış genç bir Metroloji mühendisi. Doris’le ilgili çalışmaları Gebze’de başlatmış, projeye GTÜ’de inanmış olacak ki kendisine Teknoloji Gelişim Bölgesi’nde bir de ofis tahsis etmişler. Genç mühendis Mustafa Erol, 4 kişiyle başlattığı bu projede şu an 26 kişilik bir ekibe ulaşmış ve bu ekip denizlerde atıkları toplayan otonom bir araç olan Doris’in donanım ve yazılımını yapıp test aşamasına kadar getirmiş…
Hikayesi oldukça ilginç;
Erol, bu araçla yarışmalara katılmış. Birleşmiş Milletler tarafından proje anlamında listeye girmiş, ülke genelinde Çanakkale Üniversitesi TTO gibi, Endeavor Türkiye gibi, TİM gibi, TET gibi kuruluşların Smart Future World Expo gibi yarışmalarında ödüller kazınmış. TÜBİTAK TAYDEB gibi kurumların da desteğini almış, Sanayi Bakanlığı’nın tekno katoloğunda yer bulmuş…
Kendisi bu anlamda bir de şirket kurmuş. Gebze Uluçınar Vergi Dairesi’ne kayıtlı IW RobotX Software Co. adlı bir firması ile bu tip otonom araç teknolojileri üzerine projeler ve ürünler ortaya çıkartmış, büyük firmaların dijital dönüşüm ve otonom teknolojilerine projeler yapmış.
Tamamen kendi tasarını ve üretimi olan Deniz üzerinde katı ve sıvı atıkları toplayan robot ile de bana göre son yıllarda bu ülkenin kendi mühendis ve kendi tasarımı en anlamlı ürününü ortaya çıkartmış;
Denizlerimizi ve deniz canlılarını yok eden en büyük sorun, deniz yüzeyine bırakılan atıklar. Birleşmiş Milletlerin iddiasına göre Türkiye’den 144 ton plastik atık sadece Akdeniz’e akıyor. Bu atığın, atılıp atılmadığı konusunda Türkiye kendisini ispatlayamıyor. Bu proje izlenebilirliğin sağlanması için çok ciddi önem arz ekmekte. Mustafa Erol’un derdi şu an, bu atıkların ber tarafında önemli bir yol alacak olan bu ürünü ticarileştirmek, üretmek ve ihracatını yapmak. Bu yolda epey de mesafe kat etmiş zaten. Kanada Toronto’dan 625 bin Euro karşılığında bu ürünü alıp Kanada’ya getirmesi teklif edilmiş. Ama bir Türk girişimci olarak bu ürünü Türkiye’de üretmek istediği için teklifi geri çevirmiş. Yunanistan, Fransa ve Rusya’dan ciddi iş birliği teklifleri almış, halen almaya da devam etmekte…
Geldiği noktayı bu ülkeye borçlu olduğunun, bu ülke için yapılması gereken çok şey olduğunun bilincinde olan bu ‘Türk Dehası’ teknolojinin, Endüstri 4.0’ın, Ar-Ge’nin ve inovasyonun Türkiye’de kalması için Türk insanının bu buluşunun yine Türkiye’de kendi öz kaynakları ile üretilmesinden yana.
Şöyle bir düşündüğümde; 3 tarafı denizlerle kaplı ülkemde, deniz kirliliği ve Birleşmiş Milletlere kadar giden ‘Denizleri kirleten ülke’ imajının değişmesi için ne kadar önemli bir projeydi Doris’in gelişi…
Yerde ararken gökte bulmak gibi bir şey olmalıydı.
Doris, otonom düzenekte atıkları görüntü işleme yöntemi ile, yapay zeka teknolojisi ile görüntüleyip, algoritmik verilerle tespit edip bu atıkları kendi özel haznesinde topluyor. Topladığı atıkları veri olarak kayıt altına alıyor ve raporlama yapabiliyor. Atıkları kaynağında tespit ediyor, bu atıkları özel mekanizması ile bünyesine alıp sıkıştırıyor. Yaklaşık 1 ton kadar atığı sıkıştırarak toplayıp, yine kendi otonom düzeneği ile atık toplam alanına boşaltıyor. Araçta iki küçük deniz motoru, yazılım ve donanım anlamında güçlü cihazlar konumlandırılmış. Yerlilik oranı ise % 80’lerde…
Sadece kamera sistemleri ve motorları dışarıdan alınmış. İç donanımı ve yazılımı tamamen Mustafa Erol’un ekibi ve yerli işçilik ve malzemeden oluşmuş. Ana gövde keza yine Yalova’da yat yapan bir firmada yaptırılmış.
Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın başlattığı sıfır atık programına ciddi katkı sağlayacak bir araç..
Mustafa Kara, başta sanayi ve ticaret bakanı olmak üzere, Çevre ve Şehircilik Bakanı, kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra yatırımcı iş insanlarına çağrıda bulunarak, bu aracın Türkiye’de üretilip Dünya’ya pazarlanmasında destek istiyor…
Aslında istediği bu destek, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yerli ve milli üretim aşkının tam karşılığı değil mi? 2021 Türkiye’sinin katma değer üreten ve öz kaynaklar kullanılarak üretilen ürünlerine bir örnek değil mi?
Mustafa Erol, Doris’le yetinecek bir mühendis değil;
Bu ürünün daha büyüğünü, Dünya denizleri ve okyanuslarda da çalışabilecek araçları da üretmek için kolları sıvadığını söylüyor;
Adını da ‘Piri Reis’ koymuş bile…
Henüz Doris’le tanışamayan ülkem, yakın zamanda Piri Reis’i kucaklamaya hazırlanacak…
Denizler bizim geleceğimiz; Denizlerini temiz tutamayan, ülkesini temiz tutamaz. Madem bu atıkları, kirliliği oluşturmayı ülkem insanına öğretemedik, bari temizlemeyi, teknoloji ile birlikte bu alanda kafa yoranları destekleyelim…
2 Hafta sonra Mustafa Erol kardeşimiz, İstanbul’da Boğaziçi’nde bu ürünü ile tamamen yerli ve milli aracı ile deniz temizliği yapacak. Bunu bir lansman olarak konuyla ilgili insanlarımıza gösterecek. Bana göre de tüm Dünyaya gösterecek…
Bizim hedefimiz bu ürünü üretip sattırmaktan daha ziyade, Mustafa Erol gibi gençlerimizin önünü açmak olmalıdır…
Okullarımızda öğrenim gören geleceğin mühendislerine bu aracı ve onu tasarlayan beyinleri anlatmak, onlara bu tür ürünlerin nasıl tasarlandığını, nasıl şekillendiğini anlatmak olmalıdır…
Kitaplardan, ezberlerden uzaklaştırıp doğrudan sahaya inmelerini ve ‘tasarla-yap’ anlayışını aşılamamız olmalıdır…
Ama hala üniversitede teknik resim derslerinde T Cetveli kullanan bir anlayışın bunu başarabileceğine olan inancım maalesef çok az…
Neyse ki, Mustafa Erol gibi bu ülkenin geleceğini düşünen mühendislerin ortaya çıkıyor olması, içimdeki o sönen umutları bir az olsun yeşertmiş oldu…
Teşekkürler kardeşim;
Teşekkürler emeklerin için
Doris’le beraber sana bu denizlerde kolaylıklar diliyorum;
Allah bu yolda ne muradın varsa versin!
BU ülkeye olan borcunu, bu ülkenin geleceğine yatırım yaparak ödemiş oldun…
Ne mutlu sana!