Türk Metal, 17.Genel Kurulu’nu Yaptı



Türk Metal, 17.Genel Kurulu’nu Yaptı

Türk Metal Sendikası 17.Olağan Genel Kurulu Ankara’da yapıldı. Genel Kurula; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, TÜRK-İŞ Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Eyüp Alemdar, IndustriAll Küresel Sendika’nın Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Özkan, TİSK ve MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, Türkiye Haber-İş Sendikası Genel Başkanı Veli Solak, Petrol-İş Sendikası
Genel Başkanı Süleyman Akyüz, TÜRK İş Genel Mali Sekreteri Ramazan Ağar, TÜRK-İŞ Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat, TÜRK-İŞ bağlı sendikaların Genel Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Kazakistan Maden ve Metal İşçileri Sendikası Başkanı Asilbek Nuralin, TİSK Genel Sekreteri Akansel Koç, MESS Genel Sekreteri Fatih Ay, MESS Ankara Bölge Temsilcisi Ozan Mimaroğlu ve çok sayıda davetli katıldı. Genel Kurulda Divan Kurulu, TÜRK-İŞ Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Eyüp Alemdar başkanlığında, Türkiye Haber- İş Sendikası Genel Başkanı Veli Solak, Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Süleyman Akyüz, Nurten Yüksek ve Yusuf Yılmaz’dan oluştu.
BAKAN VEDAT BİLGİN DELEGELERE SESLENDİ
17.Olağan Genel Kuruluna selam, sevgi ve başarı dileklerini iletti. Daha sonra söz alan TİSK ve MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, Türk Metal’le uzunca bir süredir birlikte olduklarını, bu süreçte, ortak eğitim projesinden tamamlayıcı sağlık sigortasına kadar son derece verimli işbirliği gerçekleştirdiklerini söyledi. TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay da Genel Kuruldaki konuşmasına, 6 Şubat’ta meydana gelen deprem felaketinden etkilenen şehirleri ve orada yaşayan insanları hatırlatarak depremin meydana geldiği gün, TÜRK-İŞ bünyesinde bir kriz masası oluşturduklarını ve ertesi gün sabahından itibaren yardım ve destek faaliyetlerine başlandığını belirtti. Genel Kurulda son konuşmayı gerçekleştiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, geçmişten bu yana emek hareketiyle, yakın işbirliği içinde olduğunu, elinden gelen katkıyı sunmaya çalıştığını belirtti. Ekonomik sıkıntıların, kaçınılmaz olarak, dar gelirlilerin, emekçilerin hayatını olumsuz etkilediğini belirten Bakan Bilgin, “Ben öğrencilik yıllarımda, asgari ücretin vergi dışı bırakılması konusunu yazdığım hatırlıyorum. Yıllar sonra, bunu gerçekleştirmek bana nasip oldu. Bunun mutluluğunu yaşıyorum. İşçi sendikalarının bir süredir gündeme
getirdiği ve işverenlerin de destek verdiği, vergi adaleti konusunu da yakın zamanda çözeceğiz” dedi.
TÜRK METAL OLARAK BİZ DE ORADAYDIK
Genel Kurulun ilk gün yapılan açılış programı Türk Metal Sendikası Genel Başkan Pevrul Kavlak’ın konuşmasıyla başladı. Kavlak konuşmasında , “Bu genel kurulumuzu ne yazık ki, büyük bir felaketin ardından gerçekleştirmek zorunda kaldık. Hepimiz bunun üzüntüsü içindeyiz” dedi. Merkezi Kahramanmaraş olan ve 11 ili kapsayan depremlerin yalnızca orada yaşayan vatandaşları değil, tüm Türkiye’yi derinden sarstığını ifade eden Genel Başkanımız Kavlak, şöyle devam etti: “Depremlerde 50 binin üzerinde vatandaşımız hayatını kaybetti. On binlerce vatandaşımız yaralandı. Kadim şehirlerimiz yerle
bir oldu. Halkımız kurulan çadır kentlerde yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldı. Acımız çok büyük, yaralarımız çok derin. Nasıl olmasın ki değerli arkadaşlarım, on binlerce canımızı toprağa verdik. İnsanlarımız sevdiklerini, evlerini, işlerini, anılarını, doğup büyüdükleri şehirlerini kaybettiler. Bir gün
önce var olan umutlar, bir gün sonra yok olup gitti. Günler, bir enkazın başında, küçük bir ses duyma ümidiyle geçti. Anneler, babalar, kardeşler, yakınlarının ölümlerini çaresizlik içinde izledi. Dedim ya, tarihin en büyük felaketlerinden birini yaşadık. Bütün Türkiye, felaketin ilk saatlerinden itibaren bölgedeydik.
Devletimiz, gönüllüler, sivil toplum kuruluşları yabancı ülkelerin arama-kurtarma ekipleri herkes ama herkes oradaydı. Hepimiz, elimizi taşın altına koyduk. Canla, başla çalıştık. Türk Metal Sendikası olarak biz de oradaydık. Bizim de kayıplarımız oldu. Bu süreçte iki üyemizi aileleriyle birlikte kaybettik. İskenderun Şubemize üye yaklaşık üç bin üyemiz mağdur oldu” diye konuştu.
ACIMIZ ÇOK BÜYÜK YARALARIMIZ ÇOK DERİN
Türk Metal Sendikası’nın da diğer kurum ve kuruluşlar gibi depremden etkilenen vatandaşlar için ilk günden itibaren yoğun bir faaliyet içine girdiğini kaydeden Genel Başkanımız Kavlak, “Bütün otellerimizi ve sosyal tesislerimizi üyelerimizin ve depremzedelerin hizmetine açtık. Bölgede yemek ve erzak dağıtımı yaptık. Bununla da kalmadık, bölgedeki üyelerimize 10 milyon liralık nakdi destek sağladık. Önümüzdeki
süreçte bu desteği 25 milyon liraya çıkartmak için de karar aldık. Elbette tüm bunlarla yetinmedik. Bir yandan onların yaralarını sarmak için seferber olurken, diğer yandan da kurtarma çalışmalarına katıldık” dedi.
BİR TEK TÜRK METAL ÜYESİ BİLE İŞSİZ KALMADI
Konuşmasına, Türk Metal Sendikası’nın bir önceki genel kuruldan bugüne kadar gelen süreçte ülkemizde ve dünyada birçok olağanüstü durum yaşandığını dile getiren Genel Başkan Kavlak, “Pandemiyle birlikte ağırlaşan hayat şartları, giderek artan enflasyon, durgunluk, üretim krizleri, işten çıkartmalar, ölümcül bir virüs gibi önce bize bulaşmaya başladı. Yeni koşullar herkesten önce emekçileri vurdu. Özellikle örgütsüz işçiler, işlerinden oldu, ücretlerini alamadı. Olan, yine emekçilere oldu. İşte o zaman örgütlü toplumun ve sendikanın önemi bir kez daha ortaya çıktı. İşte o zaman ancak birleşirsek, birlikte mücadele edersek kazanacağımızı bir kez daha anladık. Nitekim öyle de oldu. Zamanında aldığımız önlemlerle bir tek Türk Metal üyesi bile işsiz kalmadı. Bir tek Türk Metal üyesi bile ekmeğinden olmadı. Çünkü onların arkasında
sendikaları vardı” dedi.
DÜNYANIN NERESİNDE FAKİRDEN ALIP ZENGİNE VERMEK VAR?
Türkiye’nin son dönemde, neredeyse her 10 yılda bir ekonomik krizlerle karşı karşıya kaldığını ve bu krizlerin, bütün ekonomik sonuçlarıyla, önce emeğiyle geçinenleri etkilediğini, emekçilerin ekmeği küçülmeden de krizlerden çıkılamadığını ifade eden Kavlak, “Ülkemiz bir ekonomik krize girmiş
her şeyin fiyatı üçe, dörde katlanmış. Enflasyon almış başını gitmiş ama patronlara, zenginlere hiçbir şey olmamış. Onlar her zamanki gibi karlarına kar katmış. İşte bakın büyüme rakamlarına, Türkiye 2022 yılında yüzde 5,6 oranında büyümüş. Sermayenin bu büyümeden aldığı pay 52,4’ten 54,5’e yükselmiş. Çalışanların
aldığı pay ise yüzde 31’den yüzde 26,3’e düşmüş. Dünyanın neresinde böyle adaletsiz bir gelir transferi var? Dünyanın neresinde sürekli fakirden alıp zengine vermek var? Dünyanın neresinde birilerine vergi
affı gelirken, bizim sırtımıza vergiyi yüklemek var? Dünyanın neresinde böyle adaletsizlik, haksızlık
var? Soruyorum neresinde var?” dedi.
KAYIPLARIMIZI SON KURUŞUNA KADAR ALACAĞIZ
Cumhuriyetin ilanından bu yana kurulan 66 hükümetin hemen hepsinin hükümet programlarında gelir dağılımında adalet, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi, tüm çalışanlara özgürce örgütlenme hakkı vaatleri olduğuna dikkat çeken Pevrul Kavlak, “Enflasyonun olmadığı bir ülke ve fiyat istikrarı vaat etmiş. Sabit ücretlileri, yani emekçileri kastederek herkese başını sokabileceği bir ev vaat etmiş.
Bazıları bununla da yetinmemiş bir de araba vaat etmiş. Bedava eğitim, bedava sağlık hizmeti, ucuz ve kolay ulaşılabilir temel gıda vaat etmiş. Peki, şimdi soruyorum sizlere. Bu hükümetlerin kaçı, vaatlerini yerine getirmiş? Kaçı verdiği sözleri tutabilmiş? Hangisi gerçekten emeğin hakkını korumuş?
Ne yazık ki hiçbiri” dedi. Emekçilerin artık ezilen, horlanan, sürekli kaybeden olmak istemediğini belirten Kavlak, “Ezenin de, ezilenin de olmadığı hakça bir düzen istiyoruz. Biz, uğruna can verdiğimiz bu topraklarda, mutlu, özgür ve refah içinde yaşamak istiyoruz. Soruyorum size dostlarım, çok
şey mi istiyoruz? Son iki yıldır yaşadıklarımızı kimse aklından çıkartmasın. Küçülen ekmeğimizi, eriyen ücretimizi, sırtımıza yüklenen vergileri, hele hele sürekli çarpıtılan TÜİK rakamlarını kimse aklından çıkartmasın. İşte buradan ilan ediyorum, öyle bir sözleşme imzalayacağız ki, kaybettiklerimizin hepsini
yerine koymakla kalmayacağız, bir de üstüne koyacağız. Hakkımızı, kayıplarımızı son kuruşuna kadar alacağız. Bu sözleşme, adına yaraşır bir sözleşme olacak. Çünkü bu sözleşme, Türkiye işçi sınıfı için Cumhuriyet sözleşmesi olacak. Bu sözleşme, Türkiye işçi sınıfının ayağa kalktığı, yeter artık dediği bir haykırış sözleşmesi olacak, bir direniş sözleşmesi olacak. Bu sözleşme, işçi sınıfının gözbebeği, buzkıran gemisi, Türk Metal’in yiğit üyelerinin zafer sözleşmesi olacak.”