GERÇEKTE DE MEMLEKET MESELESİ Mİ?
Okulların açılmasına az bir süre kaldı. Vatandaşlar bir yandan okul kayıtları, bir yandan okul servisleri ve diğer yandan okul kıyafetleri ve araç gereçleri için adeta iğne ile kuyu kazmakta. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’In bir konuşmasında, “ Çözemediğimiz tek konu eğitim konusu, maalesef istediğimiz yerde değiliz” açıklaması da bu sorunun bir kısmın değil, bir bütünün sorunu olduğunu ortaya koymuyor mu?
Kocaeli ve özellikle Gebze’de yeni eğitim ve öğretim yılına sorunlarla girmeye hazırlanıyor. Yetersiz okullar, kalabalık sınıflar, kayıt kargaşaları, müfredat sıkıntısı, okul tercihleri ve öğretmen yetersizlikleri…
Henüz dönem başlamadan belli başlı sorunlar olarak öne çıkmakta.
Gebze, sanayinin başkenti ama, eğitimin de sıkıntılar kenti olarak öne çıkmakta son yıllarda.
Eğer Gebze bir sanayi kentiyse, söylediğimiz gibi sanayinin başkentiyse burada eğitim ağırlığımız da, önceliğimiz de kuşkusuz mesleki ve teknik eğitim olmalıdır.
Özellikle son 2 yılda artan meslek lisesi, mesleki kolej ve mesleki teknik Anadolu liseleri henüz sanayide çalışacak mezun teknik elemanları henüz veremediği için bu okulların işlevi ile ilgili bir yorum yapamıyoruz…
Ancak bu okullar ard arda açılırken, sanayiye ara eleman klişeleri ile vatandaşa tanıtılırken bir şeylerin eksik olduğu gibi bir durum var ortada.
Bu okullardan mezun olanlardan, üniversitelere kayıt yaptıranların dışında kalan mezunlarının sanayi tesislerine nasıl iş başı yapacakları?
Bunun için bir yasal düzenlemeye ihtiyaç yok mu acaba?
Bugün yeni mezun bir ara elemana fabrikasında CNC tezgahı teslim edecek kaç işveren çıkar acaba?
Bugün yeni mezun bir ara elemana Ar-GE ya da elektronik bakım alanında kaç işveren tulum giydirip, eline ölçü aleti verir acaba?
Bana göre çoğu kimse vermez;
Mühendisinin ya da operatörünün yanında çanta taşıtıp, tornavida pense tutturup maaş verir ama ona o sorumluluğu vermeye çekinir…
Maalesef durum bu;
Oysa bu okulların statüleri belirlenirken, sanayi kuruluşlarının ihtiyaç duyulan bölümleri okullara konulsa, oralardaki üretim prosesleri ile ilgili müfredat hazırlansa daha bir anlamlı olmazmıydı?
Bugün sanayicilere, iş adamlarına, firmaların insan kaynaklarına rica minnet bu mezunların işe alınması için kapıları aşındırılacak yerde, “öğrenci hangi alanda eğitim görüp mezun oluyorsa firmalar o alanlarda belli kontenjanda ara elemanı istihdam etmek zorundadır” gibi bir yasa eklense, bu gençlerin önleri açılır, istihdam alanında da önemli bir adım atmış olurduk…
Okul-sanayi hamlesi öyle kuru kuruya olmamalı!
Okul-Sanayi hamlesi sadece okulun fiziki eksikliklerini gidermek, atölyesine makine veya ekipman koymakla olmuyor.
Biz, bu liselerden mezun olan öğrencileri mutlaka sanayi tesislerinde iş başı yaptırmak zorundayız…
Gerekirse devlet bu mezunların maaşlarının bir bölümünü işverene ödeyecek, bu sorunu öyle aşacak. BU gençler bomboş mekanlarda gezip, hayali üniversiteleri araştırıp, işsiz üniversiteliler arasına sokulmamalı.
Diğer sanayide gelişmiş ülkeler bu işi nasıl çözmüş?
Buna kafa yormalı insan…
Almanya, gerçekleştirdiği onca sanayi devriminde bu yollardan nasıl geçmiş?
1970’li yıllarda Türkiye’den akın akın işçi alırken, neden teknik eleman ya da tekniker pozisyonlarında insanları almamış ? Çünkü kendileri yetiştirmekle uğraşıyormuş. O dönemlerde Almanya’da mühendisten fazla teknik okullardan mezun, yetişmiş teknisyen ve teknikerler bu devrimi gerçekleştiren unsurlar olmuş. Bunlara bakmak, bunları irdelemek lazım…
2014 Yılından bu yana Türkiye’de her yıl ortalama 92 bin mühendis üniversitelerden mezun olmakta. Bu da iş dünyasına her yıl 100 bin olmasa bile en az 70-80 bin iş başvuru olarak yansıyor. Mezun mühendisler diğer mezunlarla rekabet etmek durumunda. Ayakta kalıp iş bulabilmek için ise ya çok iyi bir okuldan mezun olacak, ya da öğrenimi sırasında kendisini farklı alanlarda da geliştirerek diğer adayların önüne geçecek. Bu sistem maalesef bu alanda binlerce mezunun ortalıkta işsiz güçsüz dolaşmalarını getirmiştir. İş arayan mühendis, çalışacağı sınırı kendisi belirlemek istiyor, işveren de torna tezgahının, CNC tezgahının çalıştırılmasını istiyor ama mühendis maaşı ile bunu yapmak istemiyor…
Mesele sayıları yüzlerce olan devlet veya vakıf üniversitesi açmak değil…
Mesele bu okullardan binlerce mühendis yetiştirmek değil;
Mesele üretimin kalkınması, Dünya ile rekabet edilebilmesi için kendi makinesini kendi yapacak, kendisi çalıştıracak, kendisi üretecek kadroları oluşturmak.
Bir fabrikada tüm makinelerin başına birer mühendis koyabiliyormusunuz?
Buna imkan da, para da yetmez sanırım. Ama her makinanın bayına, her tezgahın yanına yetişmiş ara elaman pekala koyabiliriz…
İşe bu değişimi ve gelişimi sağlamamız lazım.
Geçtiğimiz günlerde GEBKİM Eğitim ve Sağlık Vakfı İbrahim Aracı bey, vakfın gözbebeği olan GEBKİM MTAL’de bir değişik uygulama başlatacaklarını söyledi.
Neydi bu değişim?
Öğrenci, okulda tıpkı bir fabrikada üretim yapar gibi, üreterek öğrenecekti. Makineyi kullanacak, üretim hattını geliştirecek, arızalarda müdahale etmeyi, kapasite kullanmayı, hattın duruşlarını, üretimin her aksamını kendisi bizzat yaşayarak öğrenecek…
Bana göre de en doğru eğitim modeli bu tür uygulamalar.
Bölgemizde robot üreten ve bu alanda eğitim laboratuvarı kurup, eğitim veren Hamle Mühendislik yönetim kurulu başkanı Ahmet Murat Nuhoğlu’da, öğrencilerin robotu teknolojiyi, dijitalleşmeyi kitaplardan okuyarak öğrenemeyeceklerini belirterek, mesleki okullarda öğretmensiz eğitim modelini şu anda eğitim programlarında uygulamakta.
Öğretmenin yerini, öğrencinin gördüğü ders ile ilgili görsel yazılımlar, otomatik kumanda sistemleri ve gerekli kodlamaların yazıldığı tabletler almakta.
Öğrenci öğrenmesi gereken her türlü bilgiyi bu uğraş verdiği konuların eğitim kitlerinden öğrenmekte. PLC, otomatik kumanda, dijital uygulamalar artık o bildiğimiz oku ve ezberle ortamlarından çıkarak, “ Yaşa ve gör” seviyelerine gelmelidir…
Bakalım eğitim sistemimizdeki bu köklü değişime hangi Bakan, hangi hükümet, hangi iktidar el atacak?
Sanayi dünyasının Ar-Ge si, inovasyonu ve dijital dönüşümü Türk mühendisleri, bilim adamları ve bugün sayıları onları aşan meslek liselerinden mezun ara elamanlarla hayat bulacak..
Türkiye’nin 2023 hedeflerine inanın her Türk insanı, bu öngörüyü de yok saymayacak…
Hani , hep demiyormuyduk?
Meslek Lisesi Memleket meselesi!
Gerçekten de memleket meselesi mi?