Krizi yönetemediniz!



Gebze Belediyesi şu ana kadar yapılmayan bir şeyi yaptı şehirde; Yıllardır kaldırımları işgal eden, yaya geçişlerini hiçe sayan, vatandaşın çarşıya çıkmasını bir çile haline dönüştüren yaşam koşullarını olumsuzluğa çeviren bir anlayış ve tutumla kaldırımları tıpkı dükkanlarının vitrini gibi kullandılar. Çarşıda yürümeyi bırakın, kalabalık günlerde nefes almayı bile zorlaştırdılar. Buna dur demek isteyen Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz’de vatandaşlarla düzenli olarak gerçekleştirdiği ‘halk toplantılarında kendisine iletilen bu tür şikayetlerin artması ile düğmeye bastı…

Gebze’nin cadde ve sokaklarının gelişigüzel işgal edilmesi, üzerinde ticari bir alan açılması elbette istenen bir durum değil. Ancak Gebze Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nün polis destekli son yaşanan olaylardaki tutumunu da tasvip etmek mümkün değil;

Gebze Belediyesi’nin internet sitesindeki resmi sayfasında, Zabıta Müdürlüğü’nün görev ve yetkilerine bir süredir bakıyordum. Ancak bu olaylardan sonra belliki apar topar sitedeki bu görev tanımı değiştirilmiş, genişletilmiş, içerisine bu tür müdahalelere onay verecek, eleştirilere cevap verebilecek  maddeler eklenmiş…

Genel Görev Tanımlarının 3.maddesine; “ İşyerlerinin önüne masa, sandalye gibi teşhir ve ticari amaçlı emtia çıkarıp işgal edenlere, kaldırım ve yolları kirletenlere vb.lerini yapanlara engel olmak.” Diye bir tabir konulmuş. Bu olaylara bir dayanak olarak bu maddenin eklendiği çok belli. Demek ki bu ‘engel olma’ nın içine zabıta ekiplerinin zor kullanma, darp etme, itip kakmaları da girmekte…

Gelelim Polis destekli zabıtanın ‘Kaldırım Operasyonları’ na;

Zabıta ekipleri Belediye’nin emriyle bu uygulamayı başlattı. İşyerlerinin önüne masa, sandalye gibi teşhir ve ticari ürün çıkaran esnaflara 3 gün öncesinde tebligat yapılmış, bu ürünlerin kaldırılması istenmiş.

Elbette, Belediye tarafından gönderilen bu tebligata esnafların uyma zorunluluğu var. Ancak bu tebligatlar, uymayanlara, süresinde bu alanları boşaltamayanlara zor kullanma hakkını kimseye vermez.

Acaba o tebligatta, ‘Bu malzemeleri verilen süre içerisinde kaldırmazsanız sizi polis desteği ile döveriz, tartaklarız, darp ederiz “ diye uyarı yapılmış mı?

Belediye, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve 5393 sayılı Belediye kanunun ilgili maddeleri gereğince işlem yapabilir. Acaba bu şiddeti aratmayan, esnafı canından bezdiren olaylar, bu yasanın ilgili hangi maddesine dayanmakta?

Siz esnafın dışarıya çıkardığı teşhir ürünlerini toplayıp bir kamyonete atıyorsunuz. Bunun içinde kırılacak ürünler, zarar görecek malzeme olup olmadığını biliyor musunuz? Yoksa umurunuzda mı değil?

Bu soruların cevapları  belirsizken, siz gidip esnaflara sanki suç işleyen ve yakalanan yasa dışı iş tertipleyen insanlar gibi davranırsanız, bu kentin iç barışını tehlikeye atarsınız.

Attınız da;

Bakınız müdahale ettiğiniz caddelerde olay çıkmayan vaka, zor kullanmadığınız müdahale yok gibi…

Vatandaşlar cep telefonları ile görüntülediği videolara sosyal medyadan paylaşıyorlar. Bu görüntüler ışık hızı ile ulusal TV kanallarına ulaşıyor. Bu olayların başından bu yana şahsıma ve gazeteme sayısız videolar, şikayet mailleri ve mesajları geldi. Bu kadar olacağını ben bile tahmin etmiyordum. Demek ki bir yerlerde bir yanlış adım atılmış, sonucu düşünülmeden bir uygulama başlatılmış…

Ulusal basına da yansıyan bu olaylarla, “Gebze bir huzur kenti, sevgi kenti’ söylemleriniz bir anda yerle bir olmuştur. Bu uygulamanın ne tarafından tutmak, neyini ve nasıl savunmak gerekir. Esnafı döven, kadın erkek ayırmadan itip kakan, hatta kelepçe takıp götüren bir anlayışın savunulacak ne tarafı olabilir?  

Kaldırımlar elbette işgal edilmemeli. Üzerinde ticari faaliyetler önlenmeli. Ama bunun yolu darp ve şiddet olmamalı. Gerekirse verilen cezalar arttırılmalı, katlamalı uygulanmalı ama şiddete ve çirkin görüntülere yol açmadan…

Gelişmiş toplumların, çağdaş kentlerin yaptığı gibi…

Peki, kaldırıma ürün çıkartan, reyonlarını taşıyan, malzeme koyanlar işgal ediyor da araç çekenler etmiyor mu?

Ya da Gebze’de kaldırım işgalini sadece esnaflar mı yapıyor?

Şehrin her yerinde mantar gibi açılan oto galerileri bu işgali yapmıyor mu?

Adım başı boş alanlarda açılan ticari otoparklar bu işgali yapmıyor mu?

Sokaklarda hizmet veren kargo şirketleri ürünlerini bu kaldırımlara döküp, oradan dağıtım yapmıyor mu?

Bunların hangi birisin Gebze Belediyesi Zabıta Müdürlüğü engelledi acaba?

Ya da hangi birisine 20-30 kişilik gurupla gidip oralarda ‘Ali kıran baş kesen’ misali racon kesti?

Bir Belediye ‘Ben yaptım oldu’ mantığı ile hareket edemez. Bir düzenleme yapılacaksa bunun artıların ve eksilerini de düşünmek zorundadır. Ne getirir, ne götürür kısmını atlamaması gerekir. Ortaya çıkan krizi de yönetmesini iyi bilir.

Esnaf odaları, ticaret odaları hatta STK’larla bir araya gelip bu konuda nasıl bir yol izleneceğinin yol haritası çıkartılır. İçerisine esnafı, vatandaşı ve bu kurumları da alan bir istişare ile bu iş sessiz ve gürültüsüz halledilebilirdi.

Başkan Zinnur Büyükgöz’ün olayların başladığı günde yaptığı ‘esnaflarla alakası olmayan ve tespit edilen kişilerin provokatif girişimleriyle yapılmış bir eylemdir’ açıklaması da tam bir talihsizlik olsa gerek…

Ne demek provokatif eylem sayın başkan?

Böyle bir eylem varsa ortada bir de Provokasyon olması gerekiyor?

Bu insanları provoke eden de o görüntülerin çoğunda da görüldü ki, Belediyenin zabıtalarıdır…

Bu insanlar vergisini veren, yanlarında istihdam yaratan, şehre katma değer sağlayan insanlar. Neyi provoke ediyorlar acaba?

Senin zabıtalarının yaptıkları, tutumları, davranışları ve icraatları sorguladı mı hiç?

Atılan o videoları izlendi mi?

Zabıta güçlerinin orada esnafla diyalogları, tepkileri, konuşmaları hiç merak edilmedi mi?

Bu olaylarda zabıta memurlarından da yaralanan, şiddet görenler oldu. Tıpkı esnaflarda olduğu gibi. Bunlara elbette hepimiz üzüldük.

Ama bu olaylarda,  bu işi buraya getiren, esnafı zabıta görevlileri ile karşı karşıya getiren kararları alanların hiç mi günahı yok acaba?

Sonuç olarak Gebze Belediyesi ve ona bağlı ekipler bu uygulamada hiç te yakışır bir davranış sergilememişlerdir.

Dahası, bu krizi yönetememiştir…

Gebze’ye ve ‘Gönül Belediyeciliği’ ile yola çıkanlara yakışmamıştır…

Vatandaşın gözünde de haklı davasında haksız duruma düşmüştür.

Bu insanların da bu kentin bireyleri, bu kente hizmet eden ve kıt kanaat geçinen, iş ve aş veren insanlar olduğu unutulmamalıydı?

Benden bu kadar!