Bu millet büyüktür!



Türkiye’yi yasa boğan, 6,8 ölçekli Elazığ merkezli depremin ardından 6 gün geçti. Bu depremde maalesef 41 vatandaşımız enkazın altında hayata gözlerini yumdu. 1542 yaralımız hastanelerde tedavi altında. Bu büyük felaket sonrası Milletçe bu bölgede acıları dindirmek, depremde ortaya çıkan tabloyu biraz olsun iyileştirmek için Tüm Türkiye, hatta komşu dost ülkeler bile seferber oldular…

Belki de uzun zaman sonra ilk kez Devleti bu depremde yakından gördük. İyi organize olmuş, tüm kurumları ve bürokratları, bakanları ile tüm ülke adeta bir sınav verdi bölgede…

3 bin 733 kişi çalıştı enkazları kaldırmak ve arasında bir nefes kaldı mı diye bulmak için…

45 insanımız o  enkazın içinden bu ekipler tarafından sağ çıkarıldı. Bir çok kurtarma destansı bir iz bıraktı, bazıları günlerce değil yıllarca konuşulacak belki de…

Türkiye genelinde başta devlet erkanı, STK’lar, odalar ve borsalar, sanat dünyası bu bölgedeki depremzedelere ulaşmak için olağanüstü bir yardım yağmuru başlattılar. Başta AFAD ve Kızılay olmak üzere memleketin her yerinden yağan yardımlar örnek bir organizasyonla deprem bölgesine, oradan da depremzedelere ulaştırıldı.

Türkiye uzun yıllardır belki de ilk kez bu kadar düzenli, ciddi ve etkin bir yardım kampanyası gördü diyebilirim.

Elazığ depremi ile birlikte Türk milleti tüm dünyaya bir önemli mesaj daha verdi. “En zor anımızda bile tek yürek, tek vücut olabiliriz” mesajı…

Devletiyle, milletiyle, iktidarı ve muhalefeti ile böylesine zor günlerde milletimizin yanında olabiliyormuşuz demek ki. O yüzdendir ki Türkiye Cumhuriyeti, birilerinin küçümsediği , yok saydığı alelade bir ülke değildir.

Bunun en güzel örneği Kurtuluş Savaşı değil midir?

Çanakkale Destanı değil midir?

15 Temmuz hain darbe girişimi değil midir?

O gün ve sonraki 30-40 gün bu millet sokaklarda yatıp, meydanları bu adi şerefsiz FETÖ itlerine bırakmadı…

Demek ki bu ülke her zor durumun üstesinden gelecek milli bir ruha ve şuura sahip bir ülke…

Bu ülkenin, bu milletin bir ferdi olduğum için de her zaman gurur duydum…

Gebze’den de depremin oluşumunun hemen ardından gerek gerek Kocaeli Valiliğimiz,  gerek ilçe Belediyelerimiz, gerek ticaret odamız ve sanayi kuruluşlarımız deprem bölgesine yardım için seferber oldular. İlk başlarda yardımların gelişigüzel yapılması, tek bir elden organize edilmemesi  konusunda küçük bir sıkıntı yaşansa da, AFAD aracılığı ile bu sorun yerini birbiri ardına bölgeye ulaşan yardım tırlarına bıraktı.

Gebze Ticaret Odası, belki de Türkiye’de bölge için harekete geçen ilk oda oldu. Anında organize olarak 3 ayrı TIR dolusu yardım malzemelerini bizzat topladı, bölgeye sevkini yaptı yetmedi bölgeye giderek depremzedelerin yanlarında oldu…

İyi günde, kötü günde…

Her zaman zorda kalanın, darda olanın yanında olduklarının mesajını çok güzel bir şekilde verdiler. Bu manada GTO’nun çok çalışkan ve duyarlı başkanı Nail Çiler’e Gebzeliler adına bir teşekkür etmek istiyorum…

Gebze’de OSB’lerde üretim yapan firmalarımız da bu zor günde o yaralara merhem olmaya çalıştı. P&G, Polin Group gibi firmalarımız hemen organize olarak yardımları AFAD aracılığı ile bölgeye ulaştırdılar. Alışan Lojistik yapılacak yardımları ücretsiz taşımak için kamyonlarını bu kampanya için hazır tuttu.

Kim hangi alanda ne yapabiliyorsa, gücü neyse gösterdi bu depremde…

Her ne kadar hayatlarını kaybeden onlarca insanımızın acılarını geri getiremediysek, hiç değilse bu acı günlerinde yanlarında olduk, yaralarını sardık…

Türk milleti bu felakette top yekün depremzedelerin yanında oldu.

Devlet ve millet el ele verdi…

AFAD yetkilileri şu ana kadar, 24 bin 402 çadır, 400 genel maksatlı çadır, 26 bin 501 yatak, 82 bin 963 battaniye, 4 bin uyku seti, elektrikli ısıtıcı ve 40 bin gıda kolisi sevk edildiğini duyurdu. Ülke genelinde düzenlenen kampanyalarla, AFAD hesaplarına yatırılan yardım paraları da bu yardımların dışında. Çevre ve Şehircilik Bakanlığından 10 milyon, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından 8 milyon, İçişleri Bakanlığı ve AFAD’dan 6 milyon olmak üzere 24 milyon lira yardım yapıldı. Ünlü televizyoncu Acun Ilıcalı’da TV’de düzenlediği kampanyada 43 milyona yakın bir yardım toplayarak bu milletin ne kadar yardımsever olduğunu, birilerinin zor durumdaki insanımıza nasıl destek olabildiğini gösterdi bu sıkıntılı günlerde.

Sonuç olarak bir büyük acıyı daha geride bıraktık; Şimdi yaralar sarılacak, o bölgeye belki de tarihte görülmemiş yen iyeni şehirler uydu kentler kuracağız…

Ama bu deprem ve yol açtığı acılar da tıpkı eski depremler gibi  unutulup gidecek.

Oysa bizim artık devletçe ve milletçe depremden korkma ve senaryo yazma yerine kalıcı işler yapmamız gerekiyor. Devletin çıkartmış ve uygulamada olan Kentsem Dönüşüm Yasası, son 50 yılda bu alanda çıkartılmış en doğru ve en iyi yapılmış yasalardan biri. Bunu ben değil uzmanları söylüyor. Ama biz maalesef bu yasayı da kendimize benzetmişiz…

Bugün eski ve depreme dayanamayacak binaları ortadan kaldırıp, yerine daha güvenli yeni konutlar yapmak olan ‘Kentsel Dönüşüm’, müteahhitlerin cirit attıkları, uyanık hane sahibinin bir daire verip iki daire alma aç gözlülüğünü içre ettikleri bir yer olmuştur.

BU yasa tekrar ele alınmalı…

Üzerinde çalışmalar yapılıp, bu uygulamaların daha kalıcı ve sağlıklı bir zemine oturtulması gerekli..

Hem de şu an Elazığ sonrası Ege’de, Akdeniz’de ard arda yaşanan deprem fırtınasının olduğu, halkın özellikle şu günlerde korku içinde bekleyişte olduğu bir dönemde…

Yani çok geç olmadan!