Büyük devlet olmak!



Çin’in Wuhan kentinde dünyayı sarsan ‘koronavirüs’ salgını Çin’in yanı sıra tüm Dünyayı kavurmaya devam ediyor. 12 milyonlu kentte başlayan ve insandan insana geçebilen koranavirüsten şu ana kadar 300’ün üzerindeki insan ölürken, binlerce insan  hastaneleri doldurmuş durumda. Ülke genelinde 10 binlerce hastalık vakası tespit edilmiş, başta Wuhan kenti olmak üzere, bölge kentler de karantina altına alınmış durumda. Hızla yayılan ve ne olacağı da kestirilemeyen virüs Çin’i ekonomik anlamda da büyük bir krizin de eşiğine getirmiş durumda. 10 günde 45 kat artan bu virüs Dünya devi Çin’i adeta esir almış durumda. Avrupa ,ABD ve Avusturalya kıtasına da sıçrama tehlikesi olan ‘corona’ virüs ile ilgili  Dünya tarihte eşi görülmemiş bir  teyakkuz halinde. Dünya Sağlık Örgütü hastalığın ölümlü vaka olmamasına rağmen Çin dışında 18 ülkede daha görüldüğünü açıklarken, ülkeler Bölgedeki vatandaşlarını tahliye için hummalı bir çalışma başlattılar;

Türkiye’de bu ülkelerden biri. En başarılı bir şekilde bu işin en zor kısmını gerçekleştirdik zaten. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın talimatı ile  32 vatandaşımızın sağ salim ülkemize getirilmesi için gerçekleştirilen , 32 saat süren ‘Koca Yusuf Operasyonu’ başlı başına bir başarı operasyonudur. Burada  Sağlık Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı  ve Dışişleri bürokratları  birlikte, TİKA’nın da katkıları ile koordineli çalışarak bu süreci başlatıp tamamlamışlardır. Şimdi Wuhan’dan getirilen bu insanlarımız ve operasyonla ilgili herkes Ankara’da kendileri için ayrılan bir hastanede 15 gün süre ile karantina altında tutulacak. Virüs bulgularından değil, sadece önlem amaçlı bir karantina.

Bu olay bu ülkede yapılamaz denilen daha pek çok işin el ele verilerek yapılabileceğini göstermekte;

En büyük örneği son yaşanan Elazığ depremi;

El ele vererek deprem için topyekun seferber olmadık mı?

Onlarla birlikte üzülüp, onlarla birlikte kederlendik. Onlar enkazın altında yaşamla mücadele verirken, biz de burada ya dua ettik ya da onları bir yardım nasıl ulaştırırız onun arayışına girdik…

Onlar da bizim insanımızdı, şu an Çin’den gelen 14 vatandaşımız da…

Onlar kendi ellerinde olmayan bir felakete, depreme maruz kaldılar, bunlar da ya okumak ya da çalışmak için bulundukları bu ülkede çıkan virüs belası ile karşı karşıya kaldılar…

Önemli olan gerek devlet, gerekse millet olarak bu insanlarımız için neler yaptığımız, nasıl bir yol seçtiğimizdir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti burada kendi vatandaşlarını tahliye ederken, orada virüse teslim olmuş insanları unuttu mu?

İşte işin püf noktası da burada; Koca Yusuf uçağı ile Wuhan’a giden Türk ekibinde yer alan TİKA, bu felaketle mücadele eden kente, binlerce  biyolojik tehlike tulumu, koruyucu filtreli maske ve koruyucu kıyafet gibi tıbbi malzemeleri yardımını da aynı uçakla ulaştırmış. Bu yardımlar sebebi ile de Çin devleti tarafından teşekkür almıştır. Hoş biz bunu teşekkür, takdir için yapmadığımızı dinimiz ve millet anlayışımız gerektiği için yaptığımızı herkes bilir. 14 vatandaşımızın yanı sıra Azerbaycan’lı, Arnavutluk’lu ve Gürcistan’lı vatandaşları da kendimizden ayırmayıp, aynı uçakta getirmemiz de bizim bu olaylara nasıl baktığımızın bir göstergesidir?

Bu tamda, Cumhurbaşkanımızın da her fırsatta dile getirdiği, Yunus Emre’nin veciz sözü ‘Yaratılana severim yaratandan dolayı ‘ anlayışının tecellisidir…

O yüzden, bu olayda, bu felakette bizim sınırlarımızın binlerce kilometre ötesinde bile olsa,  büyük devletlerin bile bu kadar hızlı ve etkili veremediği bir reaksiyonu vermiştir Türkiye Cumhuriyeti…

Elin insanı okyanusta karaya vuran bir balina yavrusu için ortalığı ayağa kaldırıp, görülmemiş operasyonlar yaparken bizim 14 insanımızı Çin’in bu hayalet şehrinde bırakmamız düşünülebilir mi? Giriş çıkışların dahi olmadığı, yaşamın durduğu,  ölü bir şehre askeri bir uçağı indirip orada 30-40 insanı özel kıyafetlerle uçağa doldurup Ankara ‘ya getirmek kolay bir iş değildir…

Bunu yapsa yapsa büyük ülkeler yapabilir. Türkiye gibi felaket, vaka ve yardım konularında antrenmanlı, operasyon konusunda da dünyaya ders verebilecek bir ülke yapabilir…

Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemi ile ortaya çıkan Yeni Türkiye, artık dünya genelinde söz söyleyen, sözü dinlenen, saygın bir yeri olan Türkiye devletini ortaya çıkarmıştır. Bunun adımlarını milletçe de görmekteyiz. Bugün basit gibi bir operasyonda bile bazı dost ülkeler bize destek oluyor, operasyon sonrası Çin gibi bir ülke oraya götürdüğümüz yardımlardan dolayı bize teşekkür ediyorsa bu iş tamamdır artık…

Bazılarımız ısrarla görmek istemese bile;

Bu ülke büyük bir ülkedir…

Yeter ki kıymetini bilelim!