Kalleşlik de unutulmaz, Hainlikte!



Regaip kandili akşamı Türkiye’nin bağrına bir hançer saplandı… İdlib’de gözetim görevi sürdüren Mehmetçiğimize Rusya ve Suriye rejim destekli bir hava saldırısı gerçekleşti ve 33 mehmetimiz toprağa düştü… Bu hain ve kalleş saldırı karşısında tüm yurtta derin bir üzüntü, yas ve öfke vardı…

Bir kez daha Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet, tüm milletime başsağlığı diliyorum..

Öncelikle Türk askerinin bu bölgede neden olduğu? Ne görev yaptığı iyi anlaşılmalı, iyi anlatılmalıydı. Evet, biz Suriye’de bir savaş için bulunmuyoruz. Orada bir toprak kazanım ya da yönetimi ele geçirme gibi bir gayemizde yok. Türkiye sadece o bölgeden Türkiye’ye yapılan ve geçmiş dönemlerde bir çok insanımızın canına ve malına kast eden menfur saldırıları önlemek, Esed zulmünden kaçan Suriyeli mültecilerin sınırlarımıza yığılıp, oradan ülkemize girişinin önüne geçmek, kendi ülkelerinde, güvenli bir bölgede yaşamalarına olanak sağlamak için bulunuyoruz…

Yani Türk askeri orada barış için bulunuyor, Suriye rejiminin soy kırıma tabi tuttuğu Müslüman halkın yanında olmak için bulunuyor…

Bu hain saldırı sonrası 33 vatan evladımızı toprağa verdik. Acımız büyük! Tabi ki öfkemizde…

Bu kalleş saldırı sonrası mehmetçiğimiz boş durdu mu?

Kesinlikle durmadı…

Aynı anda başlayan misilleme saldırıları gece gündüz sürekli devam etti. Devam ediyor da. İHA’lar ve SİHA’ların tespit ettikleri hedefler anında vuruldu…

Son aldığım rakamlar, Hain saldırı sonrasında uçak, SİHA ve kara ateş destek vasıtalarımızla 200’ü aşkın rejim hedefi ağır ateş altına alındı, 5 helikopter, 23 tank, 23 top ve obüs, bir SA-17, bir SA-22 hava savunma sistemi, 329 rejim askerinin öldürüldü.

Şehitlerimizin kanları yerde kalamazdı, kalmadı da…

Bu bölge coğrafya olarak belki de dünyanın şu an için en zor coğrafyası…

Burada yaşamak, burada ülkeyi yaşatmak zor…

Zorluğu kadar da bedeli var!

İşte Irak, İran ve Suriye…

Sorun olmayan, kaos yaşanmayan bir günü var mı?

Petrolün bu bölgede olması, tüm dünyanın iştahını buraya çevirmiş durumda. Kimse bu coğrafyadaki ülkelerin liderlerine, halkına ya da ülkesinin güzelliğine hayran olduğu için burada değil…

Yerin üstünde gözleri yok…

İş yerin altında…

Bugün Amerika ve Rusya’nın bu bölgedeki hesapları Büyük İsrail ve petrolden başka nedir acaba?

Yarın bir gün Suriye’de savaş biter de ganimet paylaşımı olursa, masada yerimiz olsun kavgası…

Bizimkisi ise bambaşka!

Bizimkisi İstikbal mücadelesi.

Bizimkisi topraklarımızda huzur içinde yaşama mücadelesi.

Dün nasıl Kıbrıs’a barış getirmek için orada olduysak, Kore’de kominist rejimin soykırımına dur demek için orada olduysak, bugün aynı sebeple buradayız…

Suriye meselesinde bize yöneltilen  ‘Türkiye’nin burada ne işi var!’ sorusu Türkiye’nin bu ülkeye, emperyalist güçlere  ve terörist çetelere teslim olmasına yönelik bir gizli tavsiyenin ürünüdür…

Bu ülke insanının, bu toprakları bırakıp ta gidecek başka bir ülkesi  yok…

Bu toprakları vatan bilmiş, kanıyla sulamış büyük bedeller ödemiştir. Ödemeye de devam ediyor…

Bu ülke teröristlerin saldırılarına boyun eğmez, eğmedi de…

Tıpkı Afrin’de, Telabat’ta, Fırat’ta olduğu gibi…

1995’te Çelik harekatı, 1997’de Çekiç harekatı, Şafak harekatı, 2008’te Güneş harekatı, 2015’te Şah Fırat harekatı, 2016 Kuzey Irak Haftanin harekatları bu ülkelerin topraklarını ele geçirmek için mi yapıldı?

Bir zaruret, bir gereklilikten yapıldı…

Şimdi bizi Avrupa ya da ABD anlayabilir mi?

Bizi 2 milyon nüfusu olan, bir ordusu dahi bulunmayan ülkeler anlayabilir mi?

Savaşları, operasyonları, harekatları filmlerde gören o ülke insanları anlayabilir mi?

Spor karşılaşmalarında verdiğimiz bir asker selamını dahi anlayamamış beyinler bu mücadelemizi nasıl anlayabilirler ki…

Zaten anlamalarını da bekleyen yok.

Devletlerin dostu olmaz. ‘Her ne kadar dost ve kardeş ülke’ söylemleri yapılsa da devletlerin çıkarları vardır. O doğrultuda hareket ederler. İşte kalleş Rusya’da bu saldırı da bunu yapmıştır. Çıkarlarının doğrultusunda hareket etmiştir. Bu çıkarların ne olduğunu buradan anlatmaya gerek bile yok. Onların sebepleri de, çıkarları da bitmez zaten…

Hadi onlar dışarıdan, bizi bilmeyen, güçlenen bir Türkiye’yi istemeyen ülkeler ya da guruplar…

Ya bize ne demeli?

Bu ülkede yaşayıp, bu ülkenin nimetlerinden faydalanan her insan, böylesine bir durumda devletinin, milletinin, yanında olmak zorundadır.

Olmuyorsa kanından şüphe edilmeli…

33 şehidimiz haberlerinin geldiği andan beri TSK’yı aşağılayan, devletini itibarsızlaştırmaya çalışan insanlar cirit attı sosyal medyada…

Afaki, şehit sayılarını arttırarak bilerek bu ülke insanını kışkırtmaya yöneldiler…

BM ve NATO dahil Tüm dünyanın haklı gördüğü Türkiye Cumhuriyeti’ni, ‘ Ne işimiz var İdlib’de ‘ gibi ipsiz sapsız sosyal medya safsataları ile algı yapmaya çalıştılar…

Suriye rejim askerlerinin sözde bizim şehitlerimizin naaşlarına yaptıkları saldırıyı ( düzmece olduğu sonradan  anlaşıldı)  yine bu mecralardan yayınladılar…

İşte sosyal medyaya kısıtlama bu sebeplerden dolayı getirildi ve doğru da yapıldı…

Sosyal medyayı bile doğru kullanmayan, vatanı ve milletinin aleyhine paylaşımlar yapan insan buralarda işi olmamalı…

Hazır ülkedeki mülteciler sınır kapılarına ilerlerken onların peşlerine takılıp bunları yapabilecekleri ülkelere gitmeli…

Yol da yakınken;