Virüs ve toplum bilinci!



Dünya Koronavirüs (Kovid-19) küresel salgını ile uğraşırken,  bu sancı ülkemizi de etkilemeye başladı. Şu ana kadar 160 ülke bu küresel felaket ile mücadele ediyor, toplamda 10 bine yakın insan bu virüsten hayatlarını kaybetmiş durumda. Ülkemizde de vaka sayısı bu yazıyı yazdığımda 98 olarak açıklanırken maalesef bir de ölüm haberi geldi. Hükümetimiz ardı ardına virüsten en az zaiyatla kurtulmanın adımlarını atarken, sanayicilerimiz, ekonomik kurullar ve kurumlar da ard arda ekonomik ve ticari kayıpları en aza indirmek için çalışıyor. Sağlık Bakanlığı’nın bu meseleyle nasıl yakından ilgilendiğini, Bakan Koca’nın nasıl gecesini gündüz ettiğini hepimiz yakından takip etmekteyiz…

Bu bir Kurtuluş mücadelesidir. Yapılanları gördükçe, atılan adımları takip ettikçe Milletçe el birliği yapıp bu meseleden en az zararla atlatacağımıza inancım tamdır.

Sanayicimiz, iş insanlarımız da bu süreçte önce üretim demeden, önce işçi sağlığı, insan sağlığı anlayışı ile davranmakta. Merkez Bankası’nın Koronavirüs salgınının uluslararası ticarete yönelik oluşturduğu olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla, faiz indirimi ve ilave likidite sağlanması kararı bu manada çok önemli bir adımdır. Bugün Cumhurbaşkanımızın açıklayacağı bir dizi kararlar da bu doğrultuda olacaktır. Milletçe bu virüsle uğraşırken, yaşam standartlarımızdan feragat ederken,  devletimizin de yanımızda olduğunu hissetmek adına atılan bu adımlar son derece önemli adımlardır…

 Bir çok şirket evden çalışma anlayışı ile personeline uzaktan çalışma imkanı sağlamış durumda. İş yerleri, tesisler hijyen koşullarını en iyi şekilde uygulamakta. Çalışanlarına bu virüs ve etkileri, korunma yolları ile ilgili sunumlar yapmakta, işe girişlerde yaptıkları kontrollerle çalışanlarının sağlık durumlarını an ve an takip etmekteler. Gerekli bilinci hem kendileri hem de çalışanları için ortaya koymaktalar. Birçok STK ve SİAD Koronavirüs Kriz Masası oluşturdu. Alınan önlemler üst düzey önlemler…

Evet, ülke olarak üretimlerimize devam edeceğiz, fabrikaların bacaları tütecek ama insan sağlığını da koruyarak yapacağız…

Bu milletçe verilen en büyük sınavlardan biri. Şu ana kadar bu sınavda başarılı durumdayız. Bu krizi, dünya ülkelerinden özellikle Avrupa’dan çok daha iyi yönetiyoruz. Vaka sayımız artabilir, buna bağlı olarak da ölümler de olabilir. Ama Dünyayı kasıp kavuran bu beladan en az zararla kurtulacağız. Devletimizin açıkladığı önlem tedbirlerini harfiyen uygulayıp, otokontrol mekanizmasını da çalıştırıp, daha bilinçli birey olarak çıkacağız inşallah…

İnsanlarımız panik havası yaşatmasın. Kaygı ve panik en az bu virüs kadar tehlikelidir.

Bu virüsle milletçe savaşacağız;

Bu virüsten bireysel olarak, aile olarak, toplum olarak korunacağız…

Peki bizler neler yapacağız?

Uzmanlar,  özellikle kendini bilmez bazı sosyal medya teröristlerinin belirsizlik  ve bilgi kirliliği yaratarak  insanların büyük kaygılar yaşamasına sebep olduklarını, yaşanan krize karşı alınan önlemler giderek artarken, insan hayatını tehdit eden her olayın kişide kaygı, korku ve paniğe neden olabileceğini hatırlatıyorlar…

Okuduklarımızı veya duyduklarımızı yok sayamadığımızı göz önünde bulundurarak, sağlıklı ve gerçek bilgi paylaşımını resmi kurumlar ve mercilerden almak suretiyle yapmak bu zorlu süreçte hayatımızı biraz olsun kolaylaştıracaktır. Birbirimizi olumsuz etkilemek ve motivasyonumuzu düşürmek, umudumuzu kaybetmek her zaman çok kolay olmuştur. Ama şu süreçte özellikle moral ve bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak için kaygımızı doğru şekilde kontrol etmemiz gerekiyor.

Burada iş sadece devletin aldığı önlemler ve kararlarla bitmiyor. Evimizde, işyerlerimizde kendi hijyen sağlığımızı kendimiz korumamız şart. Bu virüs tokalaşma, ellerin ağız veya gözlerle temas etmesi gibi yollarla kolaylıkla bulaşabiliyorlar.  Bu nedenle öksürük veya hapşırıktan sonra, hasta insanla veya çevresiyle temasın ardından, toplu taşıma araçlarını kullandıktan sonra, ortak kullanılan malzemelerle temasın ardından, dışarıdan eve veya işyerine girdiğinizde, tuvalete girerken ve çıktıktan sonra, yemek hazırlamadan önce ve sonrasında, çöplere veya bozulmuş gıdalara dokunduktan sonra ellerinizi yıkamayı asla ihmal etmeyeceğiz. Solunum parçacıklarıyla kirlenmiş ellere ve çeşitli yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, burun veya ağıza götürülmesiyle de virüs alınabiliyor. Bu nedenle kalabalık ortamlardan olabildiğince uzak duracağız, zorunlu olmadıkça da evden dışarıya çıkmayacağız. Yine uzmanlar iyi bir uyku düzeni öğütlüyorlar; Kaliteli ve yeterli uyku, sağlıklı bir bağışıklık sisteminde anahtar rol üstleniyor. Vücudumuzdaki bakteri ve toksinlerle savaşan, uyku hormonları sadece gece ve karanlık ortamda salgılanıyor. Tüm bunların etkisiyle bağışıklık sistemimiz uyku sırasında kendini yeniliyor. Dolayısıyla her gün erken yatıp erken kalkmaya ve kesintisiz 6—8 saat uyumaya özen göstereceğiz…

Bugüne kadar bir çok felaketi yaşayan, bir çoğundan yüzünün akı ile çıkan bir ülke olarak bu küresel felaketi de yakın zamanda atlatacağımıza inanıyorum.

Milletçe birlik ve beraberlik içerisinde, açıklanan kurallara riayet eder, kendi kendimizin doktoru olur, bu virüs hakkında yeterli bilgiye sahip olur, gerekli özeni gösterirsek Koronavirüste bu ülkeyi teğet geçecektir…

Yeter ki devletimize, hükümetimize ve kendimize güvenelim…

Toplum bilincine katkı sağlayalım!