Haydi Hayırlısı!



2-3 aydır tüm Dünya ve ülkemizi adeta esir alan Koronavirüs salgınında vakalar ve ölüm sayıları düşüp,test sayıları, iyileşen hasta sayıları artınca artık normalleşme söylemleri de yapılmaya başlandı. Pandeminin sağlıkta yarattığı yıkımın yanı sıra ekonomik anlamda da bir gerileme dönemi yaşattığı ortada. Şubat sonu, Mart ayı başı ve Nisan aylarına baktığımızda Gebze ve sanayinin başkenti dediğimiz bu bölgede özellikle otomotiv yan sanayisinde adeta yaprak kımıldamadı…

TAYSAD, gerek Çin’de başlayan koronavirüs salgınının etkisiyle gerekli malzeme tedariği sağlayamaması, ardından  dünya devi otomotiv üreticilerinin üretimlerini durdurma kararı almasından sonra bir tedarik sanayisi olarak teker teker üretimleri durdurma kararı aldı. Bir anda on binlerce çalışan kendisini evinde kısıtlı bir hayat içerisinde buldu. Dünya bir yandan bu illetle mücadele ederken, üretimin de olmazsa olmazı olduğunu unutmayarak her şeye rağmen üretime sarılmaya başladı…

Normalleşme hesaplarını yapan ülkelerin ilk adımları kuşkusuz üretim çarklarını döndürmek oldu. Bir nevi ‘ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir’ anlayışı ile yaraların daha hızlı sarılması için sanayi tesislerine birer birer start vermiş durumda…

200 binin üzerinde istihdam yaratan 460’a yakın üyesi ile Türkiye otomotiv tedarik sanayinin tek temsilcisi konumunda olan  TAYSAD, koronavirüs sürecinde yaptırdığı anket çalışmaları ile gidişatın röntgenini çekti.  25 Mart, 30 Mart’ta ardı ardına iki anket yaptırdı. 29 Nisan’da bir anket daha yaptırarak, 4 Mayıs tarihi haftasında normal çalışma düzenine geçilebileceğinin teyidini almış oldu. Orada çıkan sonuçlar, Mayıs ayının ortalarından itibaren çarkların tam anlamıyla döneceği, sosyal mesafenin korunarak gerekli önlemlerin ışığı altında sektör tam zamanlı çalışma moduna geçeceği şeklinde…

Üretimlerin şekli, üretim hacimleri, üretim tempolarının yanı sıra firmaların kredi talepleri, kısa çalışma ödeneği başvuru durumları ve istihdam güncellemeleri yine bu anketlerde ortaya çıktı TAYSAD’da…

Pandeminin yarattığı bu olumsuz koşullar bugün normalleşme başladı dediğimizde elbette ortadan kalkmayacak. Bunun etkisi ve yarattığı kayıplar belki de 2-3 ay daha sürecek. Çalışma prensipleri, sosyal yaşam ve üretim kültürleri yaşanan pandemi sebebi ile belki de değişikliğe uğrayacak. Belki o eski üretim rakamlarına, ihracat rekorlarına ulaşamayacaklar…

Ama bu yaraların sarılması, Türkiye’nin bu pandemi belasından hem fiilen hem de psikolojikman sıyrılabilmesi için mutlak suretle üretime sarılması, üretmesi ve ürettiğini en hızlı bir şekilde Dünya pazarlarına ulaştırması lazım…

Bu süreç Türkiye olarak bize, yeni yeni üretim kabiliyetleri de öğretti. Yeni yeni sektörler, yeni yeni metotlar ve yeni tasarımlar, girişimler  öğretti…

Yerli ve milli üretimi, kendi yağımızla kavrulmayı, biz bize yetebilmeyi alışkanlık haline getirdi…Artık bırakın fabrikaları, üretim hatlarını; Bir okul tezgahında ya da okulun 3D yazıcısında dahi maske üretebilme kabiliyetini elde ettik…

‘Kot pantolon üretemezsek maske de mi üretemeyiz’ anlayışı ile firmalarımız tüm dünyaya maske üretip gönderdi  bu zor zamanda…

Virüs sebebi ile üretim arası veren yerli firmalarımız yöneticilerini, personel müdürünü, lojistik şefini hattın başına dikerek siperlik ürettiler bu ülkede…

Dezenfektan formülasyonu yaptı bizim lisedeki yetenekli gençlerimiz. Ortaya çıkardıkları bu ürünün dolumunu, ambalajlamasını yaptılar. Tek kullanımlık plastik ürünler bastılar enjeksiyon makinelerinde.  Solunum cihazı üretmek için adım attılar pırıl pırıl gençlerimiz…

Bu kriz bu ülkeye taşı sıksa suyunu çıkaracak gençler kazandırdı evel Allah…

Telli felli firmalar, üretim arenasında birbirine rakip olan firmalar iş birliğini ve güç birliğini hatırladı bu süreçte…

Yerli solunum cihazı üretirken Dünyaya verilen mesaj da iyi okunmalı. 4 Babayiğit firma mevzu milletinin sağlığı olunca nasıl olmaz denileni olduruyor onu anlattılar dosta düşmana. 15-20 günde teknoloji harikası bir cihaz, üstelik bir çok parçasının ithal edilme şansı olmadan nasıl üretilip kullanıma hazır hale getirilebiliyor du?

Böylesine milletin can derdine düştüğü bir dönemde, dayanışma ve yardımlaşmanın Türk milletinin şiarında olduğunu nasıl da ortaya koyuyorlardı..

Şimdi bu günler geçecek, yaralar sarılacak yeniden eski günlere dönülecek…

Ama şu kısa süre içerisinde Türkün yaptıkları ve Dünyaya diz çöktüren bir virüs karşısında nasıl dik durabildiği herkes tarafından anlatılacak…

Sağlık alt yapısının ne denli ayakta olduğu, yetişmiş bağlık personelinin nasıl işe yaradığı, pandemi denen bu illeti zamanında etüt edip, önlemlerin nasıl da alındığını konuşacak herkes..

‘Biz gümrüklerde birbirimizin  maskelerine el koyarken, Türkiye bize kendi uçakları ile kendi ürettiği  malzeme yardımında bulundu’ diyecek o adının başında ‘Süper’ olan ülkeler…

Bu ülkenin Cumhurbaşkanını, bu ülkenin Sağlık Bakanını ve bu ülkenin İçişleri Bakanını konuşacaklar…

Bu bayrağın ve bu bayrağa hizmet edenlerin aslında görmek istedikleri gibi olmadığını, bu topraklar üzerinde kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecek yüzyıla damgasını vuracak bir ülke olduğunu anlatacaklar birbirlerine…

Dünya pazarlarının, ekonominin, üretimin ve endüstrinin kartları yeniden karılacak…

Yeni Dünya düzeninde artık Dünya ekonomisini takip eden, izleyen bir Türkiye’den, masada başrol oyuncusu olan ve yön veren bir Türkiye olacak…

Haydi Hayırlısı!