Liyakat!



Türk Dil Kurumu’na göre liyakat ehli, iş bilir, değerli anlamında bir kelime…

Arapça dilinde  ‘lyk’ kökünden gelmiş olan liyakat kelimesi layık olma manasına gelmekte. Türkçe olarak; yaraşmak, yakışmak ya da uygun olmak da denilebiliyor.

‘Liyakat Sahibi’ derken de bir işin gerçekleşmesine elverişli ve yetenekli anlamında kullanılmakta…

Liyakatın eksikliğinde, eğer mevcut durumda ehil ya da tecrübe yoksunluğu da varsa o zaman o kurum ya da birim her neyse, bırakın aşama kaydetmeyi olduğu yerde sayar durur…

Bu kavram bugün ‘Liyakatlı ve Ehil İş Adamları Derneği’ bile kurulacak kadar toplumda gerekli ve zaruri bir ihtiyaç…

Liyakat toplumda aranan, fark edilen bir değer ama sıradan diyebileceğimiz bazı işlerde bilgi ve beceri de yeterli olabilir. Örneğin bir duvarın yapımı için bilgi ve beceri sahibi bir duvar ustası yeterli olur. İşin ehemmiyeti, yapılacak işin boyutuna göre bilgi ve beceri tecrübe ile birleşir. Ama toplum içinde yaşamsal ya da yönetimsel olarak  birçok görevde sadece bilgi ve beceri yeterli olmaz.
Toplumdaki lider kişilerin ehliyet sahibi olmaları her ne kadar iyi olsa da kokuşmuş bir yapıyı bir kişinin düzeltebilmesi de oldukça zor bir durumdur.
İnsanlık tarihi boyunca birçok bilge, alim ve filozof işin ehline verilmesini dile getirmiştir. Yapılacak işin ehline verilmesi İslam’ın en önemli kaidelerinden biri olmuştur.

Liyakat ve ehliyet sahibi kişilerin tespiti ve bunların kullanılmasında ayrı bir ustalık ,ayrı bir liyakat gerektiriyor. Hikmet ve bilgi sahibi olmayan bir liderin veya toplum önderinin yapacağı görevlendirmelerdeki isabetsiz veya taraflı görevlendirmenin toplum ve devletleri ne derce olumsuz etkileyeceği aşikardır. Böyle bir durumu dünya tarihi oldukça fazla görmüş ve insanlık bundan dolayı çok acı çekmiş, halen de aynı acıları çekmeye devam ediyor…

Siyasete baktığımızda hükümet görevlendirmeleri ve atamalarda en çok aranan liyakat unsuru maalesef en az bulunan özellik durumuna gelmiştir…

İşin ehline verilmesini, liyakatin önemini, liyakatsiz ve ehliyetsiz kişilere iş verilmesinin, adam kayırmanın, kollamanın ve torpilin maddi ve manevi yıkımlarından her daim söz ettiğini izliyorsunuzdur!

Bakınız geçtiğimiz günlerde bu ülkede bilim öğretmek, teknolojik çalışmalar ve yetiştireceği insanlarla ülke sanayisini kalkındıracak olan Gebze Teknik Üniversitemizde yapılan görevlendirmeler ve liyakatsız insanların nasıl ve nerelere getirildiğini dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştım…

Sadece bunu Üniversite ile sınırlandırmak gerekmez tabi; Toplumun bir çok yerinde, kurum ve kuruluşlarda, devlet kademelerinde, STK’larda da aynı durum yaşanıyor…

Devlet kurumlarında yapılan atamalar, verilen görevler, gelişigüzel doldurulan koltuklar…

Maalesef toplum bunları gördükçe, tanık oldukça, sorunlarına çözüm bulamadıkça ehliyet ve liyakat kısmı tekrar tekrar gözler önüne seriliyor…

Bırakın hükümetin üst düzey atamalarda yerlerde sürüdüğü liyakat ve ehliyet anlayışını; Yaşadığımız çevrede olup bitene bakmak yeterli anlamak için…

Şimdi sormak istiyorum;

Bu bölgenin bir ilçesinde  ilçe spor müdürü olarak görev yapan akademi mezunu bu işle haşır neşir, işinin ehli bir spor müdürünü alıyorsun yerine de daha önce sporun yanından kenarından geçmemiş, spor eğitim almamış, aktif sporculuk ve spor eğitmenliği  yapmamış, herhangi bir devlet kurumunda çalışmış bir  yazı katibini sırf ‘iyi adam’ ya da hemşehrin diye getirip bu görevin başına koyarsan, “İşte bu arkadaş  ilçenizin gençlik ve spor müdürü” diye dayatırsan, bu hem topluma hem bu atamayı yapması gereken erke yapılmış büyük bir kötülük değil midir?

Bu bölgede bilim üretmek, teknoloji üretmek için kurulmuş bir bölgenin başına sırf partiye bağlı, teşkilata hizmet etmiş iyi bir partili, siyasette yıllarca emek harcamış biri diye getirip koyarsan ki, öyle yapıldı;  bunu belki seni bu işin başına getiren partililer umursamaz ama bilin ki  umursayanlar ve yadırgayanlar var… 

Senin lise mezunu teknoloji üssü başkanın ya da müdürün, o bölgede yapay zeka üreten, robot üreten, dijital dönüşümü uygulayan insanlara ya da kurumlara ne verebilir acaba?

Bilgi birikimini bir kenara bırak, robotun kendisini TV dizilerinde görmediyse adımı değiştiririm..

Ehliyet ve Liyakat işte buralarda öne çıkıyor…

Liyakat, ehliyet ve işi ehline verilmesi öyle basitçe bir kenara konulacak bir anlayış değildir…

Eğer 18 yıldır bu ülkeyi yöneten iktidar partisi bugün su almaya başladıysa bunun en önemli sebebi kuşkusuz ehliyet ve liyakat anlayışını yerle bir etmesidir…

Adalet ve toplumun her kesimini kucaklama özelliğini kaybediyor olmasıdır…

Hak edene hak ettiği görevleri vermemesi, doğru insanları doğru yerlerde tutmamasıdır…

Umarım bu kötü anlayış bir kene gibi partiyi içten içe kemirmez ve bu insanları sırf kendi menfaatleri için bu görevlere getirenler, onların üzerinden nemalananlar bu yanlışlarının farkına varırlar.  Bu partinin kuran , türlü türlü badirelere rağmen bugünlere getiren ve Ak Parti’yi Türkiye’nin realitesi yapan  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gecesini gündüzüne katarak yaptıkları maalesef bu tür savurganlıklarla eriyip gitmekte. Kamu makamları, müdürlükler, bürokratlar, belediyeler boş, tembel, pısırık, partizan, fanatik ve yoz kadrolarla doldurulmakta maalesef. Kurum ve kuruluşlar çözüm üretme, çözümün parçası olma  yerine sorunun bir parçası gibiler. Durum böyle gidecek olursa, biri bu gidişata tepeden başlayarak dur demeyecek olursa, Başarısızlık için başka hata yapmaya gerek kalmayabilir.

İster Metal Yorgunluk, ister doğal yorgunluk deyin;

Bu parti kan kaybedecektir!