‘Sanayinin Başkenti’ne yakıştı!



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, önceki gün MESS’in Teknoloji Merkezi ve 40 fabrikanın açılış töreni etkinlikleri gözleri yeniden Gebze’ye çevirdi.

Başkan Erdoğan’ın toplu açılışını yaptığı 40 fabrikanın 32’si Dilovası İMES OSB’de, diğer 8’i ise yine Dilovası’nda Makine İhtisas OSB içerisinde faaliyet gösteren firmalar.

Bunlar güzel şeyler…

Bölge için, Gebze için gurur duyulacak hadiseler. Dileğim odur ki; açılışı yapılan bu 40 fabrikanın üretimleri sorunsuz devam eder ve Türk ekonomisine sunduğu katkılar daim olur. Hem istihdam noktasında, hem de üretimde Bölgemizin lokomotif firmaları olurlar.

Gebze için ‘sanayinin başkenti’ derken abartıyor muyuz?

Kesinlikle hayır!

Bakınız Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu açılışları yaparken Gebze’ye ve buradaki sanayi kümelenmesine övgüler yağdırıyor. Gebze Organize Sanayi Bölgesi’ni örnek gösterirken, bölgenin bu alanda nasıl ilerlediğini ve Türkiye’nin haklı gururu olduklarını da ortaya koymuş oluyordu…

Erdoğan’ın da bizlerin de en büyük dileği kuşkusuz yerli ve milli üretim. Yerli ve Milli üreticilerimizle, en kaliteliyi en iyi şekilde üretmek, katma değeri yüksek ürünler üretip bunu dış pazarlarda satabilmek…

Tek derdimiz ve çabamız bu yönde. Teknoloji üreten, marka çıkartan, yapılmamış olanı yapan bir Türkiye olmak için gece gündüz çalışmak…

Başkan Erdoğan’ın İMES ve Makine OSB’de açılışını yaptığı 40 fabrikanın her biri farklı alanlarda üretim yapan ve ülkemizin üretim ve ihracat rakamlarına katkı sağlayan firmalar. Toplamda 4 milyar TL’lik yatırım, 4 bin vatandaşımıza doğrudan, 10 binlerce insanımıza dolaylı istihdam demek. Hele hele Makine İhtisas  OSB’de açılışı yapılan 8 fabrika 2.7 milyar TL toplam yatırım tutarı ile İMES OSB’de açılan 32 fabrikanın toplam yatırımının iki katından daha fazla. Demek ki kritik ürün üreten, katma değeri yüksek üretimler yapan tesisler hem sayıca az hem de teknolojik ve endüstriyel donanımı üst düzey fabrikalar… 

İşte Milli Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesini de bu amaç için başlattı devlet. Bu program, üretimde yapısal dönüşümün temel kaldıracı olacak ve Türkiye sanayisini yeni bir zirveye taşıyacak. Bunda kuşkum yok. Bakınız ilk 10 firmanın ortaya koydukları projelere bir göz atılırsa ne demek istediğim çok daha iyi anlaşılacaktır. 1 milyar TL’lik sabit yatırımla hayata geçmeye hazır bu projelerden birinin sahibi Gebzelilerin de yakından tanıdığı Böyet ailesinin teknoloji firmalarından biri olan Akım Metal. Bu firma uzun zamandır gerek otomotiv sektöründe gerekse savunma sanayisinde adından sıkça bahsettirmiş bir oluşum. Covid-19’la mücadele kapsamında Türkiye’de üretilen yerli solunum cihazlarına da katkı sunmuş, üretiminde olmuş bir firma. Şimdi de kurduğu bir firma ile özellikle Avrupa ülkelerine ‘makine yapan makineler’ imal etmek  için kolları sıvamış. Proje için Ar-Ge desteği TÜBİTAK’ten, finans ve kaynak desteği de KOSGEB’den sağlanacak. Yani devlet Akım Metal’e şunu diyor; “Sen bu ülke için söylediğini, ortaya çıkardığını yap parayı düşünme!”

İşte sanayicisine, KOBİ’si ne, işletmesine ve üreticisine bu denli destek veren bir ülkenin, sanayi ve teknoloji hamlesinde adımları hep ileri olur…

Bugün bu ülke, Akım Metal ve diğer firmalara “ Üretin” derken, ‘hedeflerinizi hep yukarılara koyun ve bu alanda söz sahibi olun’ demek suretiyle zaten yol haritalarını da çoktan çizmiş zaten. Bugün Türkiye Kimya, elektronik, kimya ve eczacılık alanında dışa bağımlı kalmamalıdır. Kendi marka ürünlerini oluşturmalıdır. Örnek verecek olursak son dönemde özellikle Covid-19 sebebi ile gözlerin çevrildiği ilaç sektörüne bakarsak, Türkiye’de yerli ilaç üreticisi sayısı bir elin parmaklarının sayısından az. Daha da vahimi henüz hiçbir yerli ilaç molekülümüz yok. Ülke olarak 1,2 trilyon dolarlık dünya ilaç pazarında sadece 1 milyar dolarlık bir ihracata ulaşabilmekteyiz. Bununda hammadde girdilerinin büyük kısmı ithalata dayalıdır. Bugün Türkiye’de kullanılan her 100 kutu ilacın 70’i yerli üretimdir ancak ciro olarak baktığımızda bu oran yüzde 45’e düşmektedir. Yani katma değer sağlayamamaktayız!

Tıbbi ve medikal cihazlar üretimimizde içler çok daha acı. Daha yeni yeni Aselsan’la, yerli makine üreticilerimizle biraz olsun bu alanda üretime yöneldik biraz olsun kıpırdanma yaşıyoruz diyebiliriz. Ama bu hamlenin hem sayısını, hem de niteliğini arttırmamız lazım. ..

İşte derdimiz bu!

Bizim kiloda az ancak eder de fazla ürünler üretmemiz lazım. Onlarca devrelerden oluşan, kitlerden elde edilen cihazlardan ziyade hepsini tek başına yapabilen çipler üretmeliyiz. 1 tır dolusu metal aksam ihraç etmek yerine 1 kutu çip ihraç edip aynı tutarı sağlamalıyız…

Bu manada önceki gün açılışı yapılan Dilovası İMES OSB’de üretimlerini devam ettiren 32 fabrikamızla birlikte Makine OSB’de faaliyetlerini sürdüren 8 fabrikamızın yanı sıra  Türkiye’nin potansiyeline inanan, ülkemizin aydınlık geleceğine yatırım yapan tüm müteşebbislerimize şükranlarımı sunmak istiyorum. Sanayinin Başkenti’ne yakışan bir manzara oldu. Katkısı olan herkesi kutluyorum. Akım Metal ve aynı yolda ilerleyen diğer teknoloji ve üretici firmalarımıza da teknoloji odaklı sanayi hamlesi desteği ile çıktıkları bu yolda başarılar diliyorum…

Başkan Erdoğan’ın da dediği gibi; “Bahanelere sığınmadan, zorluklara aldırmadan büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmek için koşacak, koşturacak, var gücümüzle çalışacağız…”