RAHİMDE BAŞLAYAN YOLCULUK



Her zaman anneliğin çok önemli ve değerli olduğunu farkındaydım bununla birlikte kişisel gelişimin içine girdikçe düşündüğümden çok daha fazla önemli olduğunu anladım.

 Bebek anne rahmine düştükten yaklaşık 40. günü itibariyle bilinç devreye giriyor ve o andan itibaren de hamileliği boyunca anne her ne yaşarsa hatta hamileliğinden 9 ay öncesinden, hamilelik süreci ve 1 yaşına kadarki süreçte annenin duyguları, yaşadıkları, hissettikleri, korkuları, inançları çocuğun DNA’larına işleniyor ve dünyaya geldikten sonra anne karnında yaşananların oluşturduğu duyguların benzerleri çocuğun hayatında açığa çıkmaya başlıyor.

Hamilelik öncesi, hamilelik süreci ve hamilelik sonrasındaki bir yıl anne ve çocuk bütün gibidir. Çocuk hepsini sanki kendi duyguları, hisleri, korkuları zanneder. Ve böylelikle hayatı boyunca farkında olmadan bilinçaltında anneden gelen bu kayıtlarla yaşar. Anne bir çocuk için kendisi, dışarısı, ve dünya ile ilişki kurduğu ilk yerdir. Dünyaya gelecek olan çocuğun kaderi bu kayıtlarla şekillenir. Tabii ki sadece anne ile ilgili değildir. Evde birlikte zaman geçirdiği baba, başka kardeş, akrabalar, sosyal çevrede insanı şekillendirir. Buradaki vurgulamak istediğim önemli nokta hamilelik sürecinin düşündüğünüzden çok daha önemli olduğudur. Örneğin; Çocukta değersizlik duygusu vardır.

Aslında bu duygu annenin değersizlik duygusu olabiliyor. Çocuk bu inancı hamilelik sürecinden alabiliyor. Atalardan böyle inançlar, korkular bize genetik olarak aktarılıyor. Ve bizlerde bunları kendi gerçekliğimiz zannedebiliyoruz. Negatif bir duygumuz, inancımız ve korkularımız varsa bir durup düşünmeliyiz. Bu duygu, bu korku, bu inanç kime ait? Bu ne zaman başladı? Bu bana ne kazandırıyor? Bunu değiştirmek için neyi farklı yapabilirim? İşte bu sihirli sorularla bile birçok kendimizi keşfedebiliriz.

Anne olmak isteyen sevgili kadınlara şunları söylemek istiyorum: Anneliğin kutsallığı sadece bir canı taşımak, dünyaya getirmek ile ilgili değildir. Çocuklarınızın duyguları, düşüncelerini hatta kaderi olabiliyorsunuz. Annelik her yönüyle çok kutsaldır. Fİziksel ihtiyaçlar ile birlikte ruhsal ihtiyaçların da farkına varmalıyız. Tıpkı bir zamanlar sizin bebek, çocuk, genç olup sevgi, değer, saygı, şefkat beklemeniz gibi bebeğiniz rahminize düştüğü andan itibaren bunları sizden bekliyor. Tabii ki ilk başta sizin kendinize bunları vermiş bir anne olmanız gerekiyor. Sevgili kadınlar daha çok fark edin, daha çok okuyun, daha çok kendinizi keşfedin, daha çok kendinizi sevin! İşte o zaman daha mutlu, daha sevgi dolu bir dünya yaratma şansımız olabilir. Öncelikle kendi sorumluluğunuzu alın kendinizi tanıyın, kendinizi sevin!

Anne olun ya da olmayın fark etmez bunu sadece annelik için de değil öncelikle kendiniz için, aileniz için, toplum için, dünya için yapın. Her bir insan aynı zamanda bir dünyadır. Ve senin değişmen demek, birçok dünyanın değişmesi demektir. Önce kendi dünyanızın sonra da diğer bütün dünyaların güzelleşmesini diliyorum. Ve bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü sevgiyle kutluyorum.