MİSAFİRİM VE KENDİMİ EN İYİ ŞEKİLDE AĞIRLIYORUM



Her zaman hayatı, insanı, yaşanılanları sorguladım ve anlamlar aradım. Başta cevaplar dışarıda zannettim. Cevapları bulamadıkça, kendime döndüm. Sonra anladım ki, bütün cevaplar içimdeymiş.

Bir gün dünyadaki yolculuğum bitecek. Ben dediğim her şey gidecek. Bedenim bile emanet. Sadece ruhumuz baki olan.

Ben dünya ev sahibi sanırken anladım ki, ev sahibi de benim, misafir de…

Dünya bütün canlıların misafirhanesi. Ama aslında her canlı da kendinin hem sahibi hem misafiri. Ben aklımla, bedenim ile ruhumu bu dünyada misafir ederken, aslında bir yandan da ruhum beni ben yapan şeydir. Ve ben kendimin en değerli misafiriyim. Ve kendimi bu dünyada en iyi şekilde ağırlayacağım.

Özüm olan ruhumu farkında olarak, hissederek, duyarak, severek; bana verilen hazine olan aklı hem kendim hem bütün için en faydalı şekilde kullanarak, faydalı işler yaparak; benim değerli giysim, emanetim olan bedenime en iyi şekilde bakarak.

Her an bir fırsattır, yeniden doğmak için, yeniden başlamak için, mutlu olmak için, gülümseyebilmek için. Bir dakika öncesi artık geçmiş bir andır.

Mevlana ne güzel söylemiş:

“Her gün bir yerden göçmek ne iyi, 

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,

Dünle beraber gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım”

Evet yeni şeyler söylemek, yeni şeyler yapmak lazım. Biz insanların bu dünyada bence daha büyük, daha faydalı görevleri var. Ve bence herkesin farklı potansiyelleri de var.

Önemli olan bunları keşfetmek, bunları bulmak istemek. Ama öyle lafta değil, gerçekten emek vermek, enerji harcamak, araştırmak, kendini geliştirmek en çok da konfor alanlarını keşfedip oralardan çıkmak gerekiyor.

Konfor alanı aslında her zaman çok mutlu, çok rahat olduğunuz yerler değildir. Bazen mutsuzluk, değersizlik, size zarar veren şeyler dahi konfor alanı olabilir.

“Konfor alanı; birey için her şeyin yolunda olduğu, risk almaktan kaçındığı, bir süre sonra ise ataletin ve monotonluğun bireyin tüm hücrelerine yayıldığı güzide bir alandır.”

Konfor alanından çıkmak ise bilmediğiniz denizlere açılmak gibi korkutur insanı. Çünkü bildiğiniz, alıştığınız her zaman daha güvenli gelir. Oysa ki, konfor alanlarından çıktığın kadar kendini keşfedersin, geliştirirsin. Ve hep hatırla, her tırtıl kelebek olamaz. Gerçekten isteyen cesur olan ve emek veren kelebek olur.

Sen de hem dış hem iç dünyanda kendini en iyi şekilde ağırla, olabileceğinin en iyisi ol.