Anasayfa > Köşe Yazıları  >  Mutluluk bilinci

Mutluluk bilinci



Mutluluk var olan her canlının ulaşmaya çalıştığı , sonra kaybettiği, tekrar tekrar ulaşmak için zamanını , gücünü, kuvvetini harcadığı, belki de  uğruna ömrünü heba ettiği bir kavram.

Küçük yaşta hayaline daldığın ve ulaştığın doktorluk mesleği mi yoksa yılbaşı biletinden milyonlar kazanmak mı mutluluk? Belki çılgınca diyerek bir bisikletle dünya turu yapmak ya da mükemmel bir aileye sahip olmak. Nedir mutluluk? Belki de müziği son ses açıp delicesine dans etmek,  ne dersiniz?

Oysaki ruha iyi gelendedir mutluluk…. Fıtrata ters düşen her şey huzursuzluk sebebidir. Sebebi bilmeden içimizin sıkıldığı zamanlarımız hani.

Her doktor mutludur ya da sabahlara kadar eğlenenler ne kadar huzurlular diyebilir miyiz?

Kariyerinin zirvesini yaşamış olan ülke yöneticileri, her akşam çok mutlu uyurlar, sabahları da huzurlu mu huzurlu uyanırlar demek ne kadar doğru?

Mutluktuk geçici , buna karşılık huzur süreklilik arz eden bir kavram. Mutlu hissedenler huzurlu olmayabilir, yalnız huzurlu olanlar gerçek mutluluğu derinden ve sürekli yaşayanlardır. İyi bir analiz yaptığınız da bu ayrıntıyı görmemek mümkün değil, bilerek gözlerini kapatanlar müstesna. Hayattan lezzet alanlar, huzuru mutluluğa asla değişmeyenler benim gözümde.

İlk çocuk kitabım çıktığında itiraf etmeliyim ki sevinçten ağlamıştım. Mutluluk gözyaşının yanı sıra, binlerce çocuğun kalbine bir ilham bırakabilme huzurunu da yaşıyordum.

Sonrasında her yazdığım yazıda huzuru yakalamadan, mutluluğu hissetmeyi yakıştırmadım kendime. Mutlu eden şey yazıyı yazmış olmaktı, yalnız asıl huzur veren, yazının insanlara fayda sağlamasıydı.

“Alan el veren elden üstündür” der Hadis-i Şerif’de. Vermek huzurun anahtarıdır. Almak için değil , karşılıksız vermek. Zamanından , malından, gücünden , kendinden severek vermek. Sadece alanlar, tüketirler ve sonunda alma bağımlılığı geliştirmiş bireyler olarak çıkarlar karşımıza. Ne acı ki sürekli almanın sarhoşluğuyla huzur tatmadan göçerler dünyadan.

Huzur nefsin değil, ruhun doyması onu beslemesidir. Nefis sürekli daha fazlasını isterken ruhun doyumu sükûnete erdirir sizi, farklı arayışlara sürüklemez aksine niyetiniz hayır ise akıbetinizde hayır olur yollarınız açılır.

 Anlayacağınız  huzursa gerçek mutluluk bir tebessümde, bir kediye süt vermekte eşinin elini tutmak da anne babaya hürmette, fakire sadaka vermekte, aç olanı doyurmakta, secdedeyken ümmete dua etmekte. Tabi verdiğine karşılık ücret beklemeden, iyiliğe başa kakanlardan olmadan adaleti ihmal etmeden.

 Huzuru arayan bir milyarder mi yoksa huzur bulmuş olan asgari ücretli mi daha zengindir ? Varın siz düşünün ?

Huzuru yakalayıp bırakılmayanlardan olmanız duasıyla…


Sıradaki Habere Kaydır