Gebze'den Dünyaya Türk Tekmesi
Kıymetli okuyucularım bu hafta sizlerle hep birlikte yaķın tarihimize kısa bir yolculuk gerçekleştirip, al bayrağın göklerde, dünyanın semalarında dalgalandırıp, milli marşımızı okutan, spor ahlakıyla yoğrulmuş şampiyonların başarı hikayelerine ve onlara ev sahipliği yapmış “Fatihler Şehri Gebze” tarihin kadar, sporun merkezine getiren Gebze’den bahsetmek, sebat ile azmin vücut bulmasına değinmek istiyorum…
Gebze spor kültürü olan şehirlerimizden biri, hatta en önemlilerindendir bunu Milli Mücadele dönemlerinde gerçekleştirilen ödüllü At yarışı, güreş müsabakalarından anlıyor ve bugünlerde yağlı güreş olarak devam etmekte olduğunu vurgulamak ister, yakında bunlarla ilgili bir kitap çalışmamında çıkacağı bilgisini ilk kez siz okuyucularımla paylaşmak istiyorum…
Bu spor faaliyetlerinden zamanla birçok spor branşlarına daha dahil olduk bunlardan dünya şampiyonluğuna giden “Karate” ile ilgili bilgi vermeye çalışıcam öncesinde 1987 yılında kurduğu Şamdan Karete Do spor kulübü ile şampiyonlar, hakemler yetiştirip Balkanlardan, uluslararası turnuvalarda, Avrupa’da, dünyada yarışıp derece yapan sporcular yetiştiren Adnan ŞAMDAN’a teşekkür etmek istiyorum hem gazetemiz, hemde şahsım adına…
Adnan Şamdan bir sohbetimizde şöyle demişti “Şampiyon olmadım ama şampiyonların hocası oldum” sözü çok dikkatimi çekmişti burada dünya şampiyonlarını kısaca tanıtmak isterim; Selçuk Aktaş Gebze’nin ilk dünya karete şampiyonu 2001 yılında bu gururu ülkemize ve şehrimize yaşatmış ve tarihe adını şampiyon şehrimizin şampiyonu diye yazdırmıştır.
Bize şampiyonluk gururu yaşatan bir başka değerimiz ise Serkan Yağçı kendisi ile bir sohbet sırasında şampiyon bana Naim Süleyman hayranı olduğunu, onun başarısı, azmi ve karanlığı benim için bir direnç noktası oluşturmuştur ve bende Naim Süleymanoğlu gibi âl kân bayrağımızı gönlerde dalgalarındarıp, bakın “Türkler Geliyor” dedirticektim…
Tarih bize şükürler olsun ki bu hayallerimizi gerçekleştirmeyi nasip etti, hamd olsun.
Eray Şamdan son şampiyonumuz ve daha çok şampiyonluk beklediğimiz genç şampiyonumuz, onunla yaptığımız bir röportajda kendisinin babası sporcu, annesinin ise spor salonun işletmecisi olması nedeniyle spor salonunda büyüdüm, benim için ev spor salonu olmuştu adeta ama ben bundan rahatsız değilim bugünlere gelmemde burada geçirdiğim vakit, emeğin vücut bulmuş hali var demişti. Darıca Belediyesi Eğitim ve Spor Kulübü’nde karate antrenmanları yapan 23 yaşındaki milli sporcu Eray Şamdan, 40 yıldır salonlarda karate antrenörlüğü yapan babasının sayesinde 5 yaşında sporla tanıştı. Fiziksel olarak da yatkın olduğu bu sporda kendisini iyice geliştiren Şamdan, milli sporcu olmaya hak kazandı. 6 kere üst üste Avrupa şampiyonu olan Şamdan, başarılarına her geçen gün yenisini ekleyerek 1 dünya şampiyonluğu, 1 Üniversitelerarası Dünya Şampiyonluğu ve büyükler kategorisinde Avrupa 3.’lüğü kazandı. 2021 yılının ilk turnuvası olan Karate 1 Premier League’den de altın madalyayla dönen Şamdan, karatede dünya sıralamasında 2., olimpik sıralamada ise 3. sıraya yükseldi. Kazandığı son madalya ile gözünü
olimpiyatlarda da altın madalyayla kazanmaya diken Eray Şamdan, Türk Bayrağı’nı olimpiyatlarda altın madalya ile dalgalandırmak için antrenörü Adnan Şamdan ile çalışmalarına devam ediyor.
Eray Şamdan, “Benim aslında karateyi seçmekten başka bir şansım yoktu. Çünkü babam karate antrenörü. Ben de karatenin içinde doğdum diyebilirim. Çünkü annem
de salona bakıyordu, babam da derslere girdiği için ben evde durmuyordum, karate salonunda büyüdüm. Abilerim, ablalarımı görünce ister istemez özeniyordum tabii ki.
Ben de işin içine ortak oluyordum. Bu şekilde başladım. Babamın antrenör olması benim en büyük şansım. İyi ki de karatenin içinde doğmuşum. Babamın arkamda olması gerçekten benim için ekstra bir özgüven kaynağı. Çünkü bu hayatta en çok güvenebileceğim adam babamdır. Bu yolda beraber yürüdüğümüz için mutluyum. Biz zaten profesyonel sporcularız. Antrenmanda bütün enerjimizi, bütün şarjımızı boşaltıyoruz.
Önceden ‘Adnan Şamdan’ın oğlu’ diye bahsediyorlardı benden, şimdi artık babamdan ‘Bu Eray Şamdan’ın babası’ diye bahsediliyor. Güzel başarılara imza attık beraber. Daha da güzel başarılara imza atacağız. Zaten çırak ustayı geçmezse meslek ölür. Ben de bu konuda babamın üzerine çıkmaya çalışıyorum boynuz kulak hikayesi gibi diye sözlerine ekledi.
“Dünya sıralamasında ikinci, olimpik sıralamada üçüncü sıradayım”
6 defa üst üste Avrupa şampiyonu olduğunun altını çizen Şamdan, “Bir dünya şampiyonluğum var, üniversitelerarası dünya şampiyonluğum var, büyükler kategorisinde Avrupa üçüncülüğüm var. Şu anda dünya sıralamasında 2. sıradayım, olimpik sıralamada 3. sıradayım. Olimpiyatlara da gitmek için ilk iki kotasını kovalıyorum, onun için çalışmalarımız devam ediyor. Şu an tek hedefim olimpiyatlara gidip, altın madalya kazanmak. Bunun için tüm çalışmaları elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum.
Bizde şampiyonumuza başarılar diliyoruz buradan ve dualarımız seninle şampiyon diyoruz…


TARİHÇİ-YAZAR MUHSİN BOZKURT
Kıymetli okuyucularım yazar, eser tanıtımında bu hafta bölgemizin büyük bir değeri olan bana göre efsanevi bir şahsiyeti, gazetemize yazdığı yazılarla ilim hazinemizi güçlü kılan Emekli Öğretim Görevlisi Tarihçi-Yazar Muhsin BOZKURT hocamız ve onun kaleme aldığı eserler olucaktır.
1944 yılında İstanbul’da doğdu. 1955’de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965’de Bakırköy Lisesi, 1972’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu.
1974-75 Burdur’da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975’de Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat
Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı’nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999’da emekli oldu.
Ahmed Cevdet Paşa’nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası’nı sadeleştirmiş ve 1981’de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı “Irmakların Dili” adlı eseri 1984’te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nce hazırlattırılan “Van Kütüğü” için, “Van Kronolojisini” hazırlamıştır. 1993’te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri “Doğu Gerçeği” adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış “hikaye” dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından “Gebze’de Yılın İletişimcisi “ ödülü kendisine verilmiştir.
Hocamızla bir kitapçıda tanışma imkanı bulup, sohbet etmiştim kendisi çok nazik ve ilmin ağırlığını yansıtan, hisli ve milli kimliği birlikte benim için adeta rol model olmuştu. Çeşitli dergiler, ulusal ve yerel gazetelerde yazmaya devam eden hocamız ayrıca Eşref Edip Fergani ve Mehmet Şevki Evgi gibi üstadlarla birlikte çalışma imkanı bulmuştur. Hocamıza kendi ismiyle kurduğu blog sayfasından takip edip, güncel yazılarını okuyabilirsiniz.
