Anasayfa > Köşe Yazıları  >  YAŞAYAN TARİH; SULTAN ORHAN CAMİİ

YAŞAYAN TARİH; SULTAN ORHAN CAMİİ



Kıymetli okurlarım bu hafta sizlerle birlikte Gebze’nin en eski Camisi olma özelliği taşıyan yani 1328 yapımlı Gebze’ye Şehr-i Orhaniye anılmasında baş eser olarak gösterilen, kullanılan taşlar ile birlikte birçok tarihi soruyu içinde barındıran acaba burası daha önceden kilise miydi diye tartışılan hemen hemen bütün çoğunuzun önünde geçip, namaz kıldığımız Gebzeli bir büyüğümüz olan Mustafa Nuri Uzun’un sözüyle “Huzurda” diye hûşû içinde ibadet ettiğimiz bu güzide ve emsal yapının tarihi süreç ve yapımına sizlere kısaca bahsetmek istiyorum öncelikle bu eser ile ilgili bizi bilgilendiren, yazdığı makale ile aklımızda yer alan birçok soruya cevap veren kıymetli hocam Dr. Öğr. Gör. Ahmet Yavuzyılmaz’a teşekkür etmek istiyorum bu çalışmanın ana bilgisinde de onun bilgilerine yer verdiğimi belirtmekten onur duyarım.

Bu tarihi yapıya günümüzde birçok vatandaşımız sahip çıkmaya çalışmış özellikle geçtiğimiz aylarda vefat eden merhum Muzaffer Altuntaş’a çok şey borçlu olduğumuzu cami imamlarımızdan Erol Bursa ve Selahattin hocalara teşekkür ederim.

Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in Defter ve Dosyalarında (Kocaeli) İzmit-Gebze kitabında mahalle, sokak ve Sultan Orhan Camii bölümü

Gebze’de mahalle ve sokaklar

Gebze’de esas beş büyük mahalle vardır:

Sultan Orhan

Çoban Mustafa Paşa

Güzeller (vaktiyle buna Gölcüönü mahallesi de demişlerdir)

Küçük Mescid

Kara Bakkal

Hacı Halil

Bu mahalleler Anadolu’nun diğer mahallelerinde olduğu vaziyetdedir. Sokakları dardır. Çıkmaz sokakları azdır. Evlerin kimi yan yana ve kimi de müstakildir. Bağ ve bağçeler içinde evler, daha ziyade şehrin kenarlarında görülür. Çarşısında eski usûl iktizâsı yalnız dükkânlar vardır. Fevkinde odaların ev gibi kullanılması nadirdir. Mahalleler çarşıdan itibaren başlar, oldukca vâsiʻ bir sahayı kaplar.

Çoban Mustafa Paşa zamanından kalma sokaklar vardır. Bunlar geniş taşlarla tertib edilmişdir. Câmi önündeki Güzeller mahallesindeki meydanda yalnız yollar taş döşelidir, diğer kısımlar toprakdır. Çarşının her tarafı taş döşelidir. Şehir haricindeki istasyon yolu güzel bir şosedir. Şehir dahilinde bazı yollar da kaldırım, yolun yarısına kadar gelen taşlarla yapılmışdır. Diğer yarısı da toprakdır. Buradan arabalar geçer. Lâkin çarşıda Sultan Orhan mahallesine giden yol kâmilen taşdır.

Gebze’de câmiler

Gebze’de esas iki câmi vardır. Biri paşa-yı meşhur olan Çoban Mustafa Paşa, diğeri Sultan Orhan’dır. Şimdiki halde bu iki câmi ihtiyaca kâfi geliyor. Bu câmilerin ikisi de şehrin kenarındadır. Sultan Orhan câmiʻi menzihâne hamamı yanındadır ve etrafında evler çokdur. Çoban Mustafa Paşa’nın da kervansaray kısmında dağınık ve büyükce bir mahalle vardır.

Sultan Orhan Câmiʻi

Sultan Orhan zamanında burası zabt olundukdan sonra yapılmış çok eski bir eserdir. Yıldırım Bâyezid zamanındaki devr-i fetretden bi’l-istifade burası Bizanslıların tekrar ellerine geçmiş ise de câmiʻi yıkmamışlardır. Burası 4 duvar üstünde sekiz köşeye geçen iç yan dört kemer üzerine müesses büyük ve geniş kubbeli ve Bursa tesiriyle yapılmış bir eserdir. Son senelerde bir kimse burasının kiliseden dönme olduğunu söyleyerek mihrabın içinde boyadan yapdığı bir işaret ile namaz saflarını ve kıblenin cihetini tayin etmişdir.

Tedkikâtımıza nazaran burası kiliseden muhavvel değildir. Tamamen câmi olarak yapılmışdır. Belki yerinde bir Bizans eseri varken yıkılmışdır. Zira câmiʻin arkasında bulunan yalak taşı iki salibli eski bir lahde benziyor. Bir çok kimseleri de minare kaidesindeki yuvarlak direk üzerine Rumca yazılar şaşırtıyor. Bu taşlar herhangi bir yerden getirilmiş de olabilir. Bu câmiʻin minaresi de cami kadar eskidir, tuğladır. Kıble istikametinde hiçbir tegayyür yokdur.

Orhan Gazi’nin Gebze merkezinde de bir cami bina ettirdiği bilinir. Tahrir kayıtlarının incelenmesinden cami için Gebze’ye bağlı Danişmendviranı ve Kartal köylerinin gelirinin vakfedildiği anlaşılmaktadır.

•Danişmendviranı Köyü: Gebze’ye tâbi olan köy, Orhan Bey’den Gebze Camii’ne vakıf olup, Camide görevli bulunan Muhiyiddin’e sadaka olunmuştur. Vakfı sırasıyla Mevlana İvaz Fakih ve Ömer Çelebi oğlu Paşa Çelebi tasarruf etmiştir. Cuma günleri, bir cüz’ kıraat-i azim ve sure-i en’amdan bir aşr okunması şarta bağlanmıştır. XVI. yüzyılda köy, Eyub el-Ensârî Vakfı’na yazılmıştır. Köyde üçü hariçten gelen 15 nefer mütemekkin olup, köyün hâsılı 757 akçedir

•Kartal Köyü: Gebze Camii’ne Orhan Bey’den vakıf olan Kartal’da 32’si hariçten gelen toplam 84 nefer mütemekkin olarak kaydedilmiştir. Köyün hâsılı ise 10.611 akçedir

Sultan Orhan Camii;

Gebze’deki yapılan ikinci cami olan ve günümüze ulaşan en eski Cami olma özelliği taşıyan bu yapının başlangıç tarihi 1323’te başlanmış olup 1328’de yapımı nihayete etmiştir. Osmanlı mimarisinin ilk örneklerinden olan camiyi Gebze’nin kurucusu olan Sultan Orhan Gazi tarafından yaptırmıştır. Camii erken Osmanlı döneminin en basit ve sade örneklerinden biri olarak kabul edilir. Selçuklu etkisinde kalan fakat kendine özgü bir mimari yaratma isteği yapıda göze çarpar. Caminin kitabesi günümüze ulaşmamıştır.

Sultan Orhan Camisi’nin yapımında Devşirme taş yani çevredeki Bizans yapılarının mimari kalıntılarından yararlanılmıştır. Bununla birlikte cami avlusunda Bizans dönemine tarihlenen sütun başlıkları, su haznesi olarak kullanılan Grekçe yazılı lahit ve antik parçalar dikkati çekmektedir.

Cami 12.30×12.30m ölçüsünde kare planlı bir yapıdır. Yapımında moloz taş ve yer yer tuğla hatıllar kullanılmıştır. İbadet mekanının üzeri tromplu, sekiz köşeli kasnağın taşıdığı basık bir kubbe ile örtülmüştür. Kasnağın çevresinde pencereler sıralanmıştır. İçerisinin aydınlatmasını duvarların her birinde altlı üstlü ikişer pencere sağlamıştır. Kıble duvarının ortasında yarım yuvarlak niş görünümündeki mihrabın özelliği bulunmamaktadır. Minber ise XIX. yüzyıla tarihlendirilmektedir. İç mekanda bezeme olarak yalnızca kubbe kasnağında yazı frizi vardır. Ancak bu friz 1775 yılında yapılan onarım sırasında buraya yazılmıştır.

Caminin içerisinde ilgi çekici ağaç işçiliği örnekleri bulunmaktadır. Özellikle batı duvarı ve minare yanındaki meşe ağacından tek parça halindeki pencere kapakları Erken Osmanlı ağaç işçiliğinin tipik örneklerindendir. Bu kapakların oymalı demir çivileri, dövme çivileri, dövme çengelleri ahşabın yanı sıra maden sanatının da güzelliğini ortaya koymaktadır. Kapaklarının her kanadının üzerinde dikdörtgen çerçeveler içerisine alınmış kabartma sülüs yazılı ayetler dikkati çekmektedir. Bunların orta kısımlarında madalyonlar içerisinde bitki motifli, altışar kenarlı yıldızlar yerleştirilmiştir.

Caminin kuzey-doğu köşesine yerleştirilen minarenin kaidesi moloz taştan, gövdesi, şerefesi tuğladan yapılmıştır. Orijinal kaide üzerindeki gövde daha geç yıllara tarihlendirilmektedir. Minarenin Orijinal kaidesi caminin alt sıra pencerelerine kadar yükselmektedir.

Menzilhane Hamamı;

Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen hamam, Sultan Orhan Camii’nin hemen yanında yer almaktadır. Cami ile hamamın yapım tekniği arasında önemli benzerlikler mevcuttur. Bu nedenle hamamın, Sultan Orhan Gazi tarafından camii ile birlikte yaptırılmış olabileceği düşünülmektedir. Matrakçı Nasuh’un Gebze ile ilgili bir minyatüründe Sultan Orhan Camii ve bir hamam görülmektedir ki bu da Orhan Gazi tarafından yaptırıldığı tezini doğrulamaktadır. Dikdörtgen bir saha üzerine inşa edilip, tek hamam olarak, moloz taş malzemeden inşa edilen hamam soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve halvet hücrelerinden oluşur. Hamamın beden duvarlarında moloz taş malzeme ve yer yer tuğla hatıllar kullanılmıştır. Soyunmalık bölümü rumî motifleri, yegâne tezyini ve devşirme taşlar kullanılmıştır.

YAŞAYAN TARİH; SULTAN ORHAN CAMİİ

YAŞAYAN TARİH; SULTAN ORHAN CAMİİ

YAŞAYAN TARİH; SULTAN ORHAN CAMİİ

YAŞAYAN TARİH; SULTAN ORHAN CAMİİ

YAŞAYAN TARİH; SULTAN ORHAN CAMİİ


Sıradaki Habere Kaydır