BELGRAD'IN FETİH'İN 500. YILINDA ÇOBAN MUSTAFA PAŞA’NIN ROLÜ
Kıymetli okuyucularım bu hafta yazımızda II. Murad Han ve Fatih Sultan Mehmed Han’ın fethetmek istediği lakin fetih girişimlerinde başarılı olamadığı hatta Fatih’in kuşatma sırasında yararlanması sonucu kaldırılan acaba denilen lakin Sultan Süleyman’ın fethiyle nihayete eren tarihi bir olay ile ilgili bahsetmek istiyorum…
“… Pirî Paşa da yıkmışdı birez yer
Birez yer Mustafa Paşa yıkar”
Hadîdî
Belgrad fethinde kimler ne istedi hükümdarların geri çekildiği lakin birilerinin vazgeçmediği fetih olarak tarihe geçtiği bu fetihte, fetihi doğru yöneten Pîrî Mehmed Paşa ve Kanuni Sultan Süleyman’ı ikna edip atını Belgrad’a geri döndüren tarih yazacak olan Çoban Mustafa Paşa bu emsal başarısında bahsedecem bu arada tam bu fetihten 500. Yıl’ı olduğunu hatırlatmak isterim…
Hadidi Belgrad fethi için şu beyitte ifade eder
“… Pirî Paşa da yıkmışdı birez yer
Birez yer Mustafa Paşa yıkar”
Tarih-i Peçevi’de ise şu şekilde ifade eder;
“… birer ikişer gün bazı bahane İle te’hire koyupçak sonra Vezir Mustafa Paşa akın için geçip Belgrad mukabelesine nüzul ettikte tekrar hatt-ı şerîf gelmekle kaleden fâriğ olup topların çekmiş ve gemiye koymuş iken Mustafa Paşa hâle vâkıf olup Belgrad fethi cümleye takdîm olunmak ehem ve elzem olduğunu müşahede etmeğin saadetlü padişaha ben varıp hakikat-i hali arz edince tevakkuf edin demekle tevakkuf ettirip vardıktan sonra Pirî Paşa tedbirine razı oldular ve saadetlü Padişah dahi Böğürdlen’den geçip Zemun kurbuna nüzûl ettiler. Pes Mustafa Paşa, vezir-i azam olduğu metrise girip ve vezir-i azam ise kalenin üst yanında lağıma mübaşeret edip ve Beylerbeyi Ahmed Paşa dahi adadan metris kurub kemâl-i cidd ve akdam-ı birle döğmeye mübaşeret ettiler ve bifazlillahi Teale eman İle feth olunup gitmek isteyene izn-i insiraf ve cizye kabul edenlerine kalede ve memâlik-i padişahide ibka olundular…”
Belgrad’ın Fethi Celalzade Mustafa Çelebi;
Zemun kalesinin fethinden sonra Mehmed Paşa topları gemilere yükletip Semendire’ye gönderdi kendisi de tam gitmeye hazırlandığı sırada, Sava Nehri üzerinde temelli bir köprü yapılması için buyruk çıktı. Bu emir üzerine bir taraftan köprü yapılıyor ve bir taraftan da sol kıyıya gemilerle asker geçiriliyordu. Askerin geçtiği tarafa Serem deniliyordu. Burası Tuna ve Sava nehirleri arasında olup yarımada şeklindedir. Aslında bir vilâyet merkezi olan Serem, güzel bir şehirdir ve birçok kaleleri vardır. Bu kalelerden biri, Belgrad’a yakın bir yerde olan Aslankaman kalesidir. İkinci Vezir Mustafa Paşa, bu kalenin öneminden bahsetmek için Padişah’ın yanına gitti ve bu kaleyi ele geçirmek üzere bir miktar asker ihtiyaç duyduğunu arz etti. Mustafa Paşa, Padişah’ın onayını aldıktan sonra , birkaç bin askerle Aslankaman’a doğru gitti. Askerler yolda rastladıkları yerleri yakıp, yıktılar; Aslankaman’a vardıklarında orasını da ateşe verdiler ve ellerine geçen malları yağma ettiler.
Birinci vezir Mehmed Pîrî Paşa, Serem kalesi hakkında bazı bilgiler edindikten sonra Belgrad köprüsüne gelmiş ve hatta askerin bir kısmını Sava üzerinden Serem adasına geçirmişti. Paşa bir ara karşı tarafa göz gezdirirken, Zemun civarında gözü çadırlara ilişti. Bunların düşmana ait olması ihtimalini dikkate alarak, ihtiyaten geçit harekâtını durdurdu. Bir sürü sonra, Zemun karargâhındaki bir kaç çavuş, Belgrad’ı görmek düşencesiyle geçit tarafına gelmişlerdi. Pîrî Paşa’nın onları sorgulaması neticesinde, o çadırların İkinci Vezir Mustafa Paşa’nın grubuna ait olduğu anlaşıldı. Pîrî Paşa buna çok sevindi ve haber göndererek Mustafa Paşa’yı davet etti. İkinci Vezir geldiğinde, buradaki genel durumu gözleriyle görerek Pîrî Paşa’ya hak verdi ve onu taktir bile etti. Zaten Belgrad kalelerinin önemini padişahta bilirdi. Böylece biraz hasbihalden sonra Mustafa Paşa’ya şunları söyledi.
“ Bendeniz buralarda bir iki gün daha oyalanacağım. Semendire’ye gittiğimde tabii Padişah’ın huzuruna çıkıcam. Huzuruna çıktığım zaman, orada Belgrad kalelerinin ne kadar önemli olduğunu anlatacak; elimden geldiği kadar da dil dökerek harekâtın bu tarafa kaydırılması için ferman çıkartıcam”
Birinci ve ikinci vezirlerin görüşüp işi böyle kararlaştırdıktan sonra, Mustafa Paşa ayrılıp gitti. Padişah ise, Serem adasının zapt edilmesine çok sevindi ve ordu İle birlikte o tarafa gitmeğe hazırlandı. Orada bulunan devlet adamları, Mehmed Paşa’nın Belgrad tarafında boş yere zaman geçirdiğini bir kere daha anlattılar ve topların yola çıkarılıp hemen karargâha gönderilmesi için Padişah’a buyruk yazdırdılar. Mehmed Paşa’nın bu emirden dolayı canı sıkıldı ve Padişah’ın arzusu üzerine topları gemilere yükletip gönderdiğini ve Belgrad’ın kuşatılmasından vazgeçtiğini ulaklarla bildirdi.
Belgrad’da çok zor bir durumda sıkışıp kalan düşman, Türk askerlerin geri çekildiğini görünce, onların ümitsizliğe kapılıp usanç getirdiklerine hükmettiler ve sevinçlerinden toplar atıp davul çalarak şenlikler yaptılar.
Belgrad cephesinden bu şekilde çekildikten bir gün sonra, Mustafa Paşa karargâha dönerek yaptığı işler hakkında bilgi verirken, Belgrad bahsini açarak şöyle dedi: “ Bendeniz daha önce bu cephe hakkında fazla bilgi sahibi olmadığım için, Ahmed Paşa’nın fikrinle katılmamıştım. İki gün önce vaziyeti gözümle görünce, tuttuğumuz yolun doğru olmadığına kanaat getirdim. Çünkü düşmanın, Belgrad gibi çetin bir kalesi civarından Sava’nın karşı yakasına geçmesi ve oradan ilerlemesi tehlikesi her zaman vardır. “ Bu sırada Ahmed Paşa söze karışarak “ Serem adasında artçı bulunduracağız “ deyince, Mustafa Paşa; “Efendim! Tuna’nın sağ ve solunda birçok kaleler vardır. Macarlar bu kalelerin himayesinde Belgrad’a kuvvet göndererek artçılarımızı bozabilirler. O zaman ordunun geri çekilişi de tehlikeye düşer” dedi. Bunun üzerine Padişah da, “ Öyle ise Belgrad’ı tekrar kuşatmak İçin sadrazama buyruk yazınız da çabuk gönderiniz” buyurdu.
Mehmed Paşa’nın Belgrad’dan ayrılacağı gün İkindi vakti, bir haberci gelip Padişah’tan yazılı buyruğu getirip verdi. Bu buyrukta şu sözler yazıyordu:
“ Mustafa Paşa yanıma geldiğinde, kaleyle ilgili durumu anlattı. Bunun üzerine atımı o tarafa dizginlemek gerektiğini anladım. Topları tekrar geriye aldır ve kalenin alınması için candan ve yürekten çalışmağa başla”
Mehmed Paşa bu buyruğu alır almaz, bindiği atı hemen kaleye doğru çevirdi ve derhal gidip orduyu eski yerine konumlandırdı. Karşı yakaya geçmiş bulunan askerler iş tekrar beri yakaya geçirdi. Bu geriye dönüş hareketleri gece gerçekleşmişti. Askerler çadırlarını kurduktan sonra, gösteriş olsun diye direk başlarına ve etraflarına mumlar diktikler; ateşler yaktılar. Yakılan mumlardan ve ateşlerden dolayı Belgrad bile aydınlandı. Sabah güneş doğar doğmaz Mehmed Paşa, Tuna iskelesine doğru atını sürdü. Zaten topların getirilmesi için ulaklar gönderilmiş ve eski bindirme yerine varışları da gece yarısını bulmuştu. Türk askerleri, Belgrad kalesini Tuna kıyılarında muhasaraya aldılar ve topları da eski yerlerine çekip yerleştirdiler. Padişah için, Belgrad karşısında, Zemun kalesinin yanı başındaki yüksek tepeye çadır kurdular. Tuna İle Sava arasındaki dereler, sırtlar, kırlar çadırlarla doldu. O gün Padişah’ın fermanı İle devlet adamları da Zemun kalesi bulunduğu yakaya geçtiler. Mustafa Paşa, Pîrî Mehmed Paşa’nın bulunduğu yere geldi ve orada savaşa önem verilmesine dair buyruk aldı. Topçularla tüfekçilere, Tuna’nın Sava İle birleştiği noktada yer gösterdiler. Tuna kenarında, Aşka denilen varoşun karşısında bir ada bükünüyordu. Kaleyi bu adadan zorlamak için Ahmed Paşa’ya emir verildi. O da oraya gidip topları kurdu ve sancak beylerine mıntıkalar gösterdi.
İşte bir fetih’i tarihi kaynaklar ışığında incelediğimiz bu yazımızda tarih bizlere birçok noktası hakkında bilgi veriyor burada ecdadımızı saygı, minnet ve rahmetle yad ediyorum…
Orman Resul-Tarihe Yön Veren Adam Çoban Mustafa Paşa-2021

