Büyük Kimdir?
Büyüklerimiz bizim için hem rol model,hem rehberdir. Hayat tecrübelerinden çıkarım yapmamız için paylaştıkları kâh başarı,kâh yenilgi hikâyeleri ile yolumuza ışık tutarlar.”Ben yaptım, sen yapma” ya da “ben kaçırdım,sen yakala bu fırsatı” gibi cümleler kursalar da, aslında herkes kendi gelişim yolculuğu için bazı yenilgileri de deneyimleme ihtiyacı hisseder.
Zaman içinde pekçok şey değişti,ilginçtir ki büyükler de! Gençlerin elinden tutan,tecrübeli bilge büyükler yerine sosyal medyada, kendini şekilden şekile sokan,milletin eğlence/dalga konusu olan yaşlılar türedi. Küfreden,kaba davranan genci toparlamak yerine bizzat ağza alınmayacak küfürlerle,kaba davranışlarla sosyal hayatta “bazı yaşlılar gençlerden beter” cümlesinin kurulum nedeni oldu.
Otobüs durağında bekliyordum. Otobüs tam önümde durmuş olmasına rağmen,az gerideki yaşlı amcaya “amca siz buyrun” dedim.”Siz binseydiniz” diyerek geçti. Hemen öndeki koltuğa oturdum,amca arkaya ilerlemişti. Birkaç durak sonra inmek için arkaya ilerledim. Amca başka biriyle konuşurken başını bana doğru kaldırarak “hırsız bunlar hırsız,sağ partiler yıllardır mahvetti ülkeyi” diyerek sesini yükseltti.
“Her lafa verecek cevabım var. Lâkin, bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye!”( Hz. Mevlana) sözü yankılandı zihnimde.Sanki kimse yokmuş gibi,konuşmamış gibi davrandım. Çünkü beyhude geçmiş bir ömrü vardı belli ki ve ikna etmeye uğraşmaya değmezdi. Anneannem “yaş yaşamış ama boş yaşamış” derdi hayat amacı olmayan insanlar için,tam da öyleydi. Tanımadığı birine sözlü saldırıda ve atıfta bulunmak,ucuz sokak siyasetinin tavrıydı. Oysa on dk. öncesinde yaşına hürmeten öncelik tanımış birine nazik ve minnettar davranması daha insanî bir tutum olacaktı.
Zihnim bu karmaşa ile meşgul olurken,işlerimi bitirmiştim.Annemin evinin giriş kapısında tahminen en çok 16/17 yaşlarında üç genç kız sigara içiyordu.Pırıl pırıl gençliklerinin zehirleniyor olmasına kıyamadım bakarken.O sırada kızların anneannesi olacak yaşta bir teyze geldi yanlarına. Kendi sigara içmeye başlayışının da çok erken yaşta olduğunu anlatmaya başladı. “Yapmayın” diyecek diye beklerken,”geçen doktora gittim,ciğer filmim tertemiz.birşey olmaz,korkmayın” demesin mi? Şaşkın şaşkın bakakaldım. Bir an önce apartmana girmek için annemin kapıyı açmasını beklemek yerine anahtarımı aradım çantamda.
Neydi maksat bunu söylerken? Nasıl hoyratça düşünmeden söyleniyordu sözler! Oysa Mevlânâ Hz. “gencin aynada göremediğini,ana/baba tozlu tuğlada görür” diyordu. Sadece ana/baba değil,tüm büyükler tecrübe ile bakmaz mı hayata? Ama iyi,ama kötü illâ bir tecrübesi vardır. Ya iyinin ya da iyi olmayanın ne olduğunu anlatacak fikri vardır,öyle değil mi?
Benim “büyük” algımın dışında karşıma gelen büyük (!) örnekleri bir hadisin tefekkürüne kapı araladı:
“Kişi yaşadığı hâl üzere ölür ve öldüğü hâl üzere haşrolunur.” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr Şerhu’l-Câmii’s-Sağîr, V, 663)
Öyle ya yaşadığı gibi yaş alacaktı insan ve yaşadığının en iyisi olduğuna inanacaktı. Dünya tercihin yaşandığı yerdi sonuçta. Herkesin bir ikna çabası var.Seçimlerin ayak seslerini duyduğumuz şu günlerde herkes karşı ideolojidekini çürütme çabası ile kâh küfredip haklı iken haksız duruma düşüyor,kâh gerçeklere kör taklidi yapıp sadece nefret kusuyor. Herkes içindekini döküyor vesselâm. Ancak ikna mümkün olsaydı,Peygamberler kavimlerini ikna eder ve hepsi ehli iman olurdu.Yani dünyada ikna pek mümkün değil!
Nesil bozuldu serzenişlerinin ardında böyle bir alt yapı var yazık ki! Saygıdan yoksun,sevmeyi bilmeyen,gencin elinden tutmayan … Oysa incelikle,sevmekle,değer vermekle başlayacaktı herşey. Aynı düşünmesek dahi Yaratıcısına hürmeten saygı en hassas önceliğimiz olmalıydı. Yine bir gün otobüsteydim. Öyle dolu ki,tutunacak hatta mübalağasız basacak yer bulmak zor.Müşteri aldıkça alıyordu şoför. İnmeme yakın biraz sakinledi ortaklık.Önümde bir koltuk boşaldı. Oturmak yerine yanımda dikilen tahminen orta son ya da liseli delikanlıya “sen otur oğlum,o çantayla ayakta durulmaz.Ben ineceğim birazdan” dedim.Gözlerindeki ışıltı muhteşemdi.Genç fedakârlık yapmayı da önce büyüklerden görerek kopyalar.Hayat bir uygulamalı okuldur.Hayatınıza değen her insan bir iz bırakır,birşey öğretir. Bu nedenle her birimiz gülümseme,hayır dua ile anılacak tavırlarla süslemeliyiz önce ruhumuzu sonra tavrımızı.
İyi insanlarla karşılaşmak gibi bir duamız var hep.Karşımıza çıkmasını arzu ettiğimiz o iyi insan profilinin kendisi olma yolunda ne durumdayız peki? “İyiyi bul ama iyinin kendisi de ol.” Zira “neyi arıyorsan O’sun sen” buyuruyor Mevlânâ Hz.Önce biz olacağız; iyi,hayırlı,kibar,saygılı,yardımsever…Sonra zaten herkes kendi rengine benzeyeni elbet bulur.
Gönenli Mehmed Efendi’nin duası ile bitirelim o hâlde;
“Allah’ım hayırlar yaz başımıza,
İyiler çıkar karşımıza “(Amin)
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…