Faili meçhul mü?



Türkiye’de birçok cinayet faili meçhul olarak kayıtlara geçti. Aradan yıllar geçmesine rağmen birçoğu halen çözülmedi… Ya da çözülmek istenmedi.

Şimdi bazı önemli faili meçhul cinayetlerin dosyalarının raflarda yeniden üst sıraya gelmesini, incelenmesini ve detaylı bir araştırma uygulanması gerektiğini düşünüyorum.

Bu konuda geçtiğimiz gün kaleme aldığım yazıdan sonra birçok telefon aldım. Farklı görüşten birçok yorum geldi… Hepsinin sadece bir ortak noktası vardı. Bazı cinayetlerin ciddi mana da araştırılması gerekiyor.

Bugün 24 Ocak. Gazeteci Uğur Mumcu’nun haince katledilişinin ve Emniyet Müdürü Gaffar Okan’ın silahlı saldırıda hayatını kaybetmesinin yıl dönümü.

Bu iki cinayette faili meçhul olarak kaldı. Bu iki cinayette halen tam anlamıyla aydınlatılamadı.

Gazeteci Uğur Mumcu cinayeti hakkında geçtiğimiz günlerde birkaç bilgiyi sizlerle paylaşmıştım. Bugün konuyu biraz daha derine indirmek istiyorum.

Uğur Mumcu dik bir gazeteciydi. Gördüğü doğruları söylemekten hiçbir zaman çekinmeyen, ‘tak’ diye yazan bir gazeteci…

Ölümünden önceki son bir yılda 500’ün üzerinde yazı kaleme aldı. Bu yazıların konusu daha çok PKK, Kürt Sorunu ve İstihbarat Örgütleri ile ilgiliydi. Özellikle ABD ve İsrail istihbaratı ile ilgili önemli bilgiler paylaşıyordu.

Bununla da sınırlı kalmayan Uğur Mumcu, devlete ‘cemaat’ uyarısında bulunuyordu. Kendisinden olmayanı bitirmeyi adet edinen

FETÖ’nün de hedefindeki gazetecilerdendi…

PKK ile ilgili bir listeyi kitabında yayınlamaya hazırlanan ve bu anlamda İsrail istihbaratı MOSSAD ve CİA tarafından takip edilen

Uğur Mumcu, 1992 yılının sonbaharında, bir sabah gazeteleri okuduktan sonra ayağa kalkıyor. Eşi Güldal hanıma dönerek, “Güldal bunlar beni öldürecekler” diyor. Eşi, “Kim” diye soruyor. Uğur Mumcu, Yaşar Kaya’nın Özgür Gündem gazetesindeki makalesini gösteriyor. Makale de, “’Kürtler, Cumhuriyet’in kurulmasında temel taş oldular. 1925’ten sonra Kürtler inkar edildi. Bu konuda Uğur Mumcu’nun Kürtlerden isteği bir şey var mı? Herkes maskesini çıkarsın. Yoksa yüzlerindeki maskeyi biz yırtacağız. Biz yırtmasak bile Kürt halkının dinamiği yırtacak’ diyordu.

Eşi ‘Nereden çıkarıyorsun bunu’ diye soruyor. ‘Halkın dinamiği yırtacaktır sözünden. Bundan daha açık söyleyemezler’ diye cevap veriyor Mumcu…

Amerika, cemaat, İsrail ve PKK ile ilgili birçok bilgiyi cesurca kaleme alan usta gazetecinin cinayetinde FETÖ parmağı sizce de yok mudur?

Bence ciddi bir şekilde araştırılmalı! Bu konunun üstüne gidilmeli ve cesurca aydınlığa kavuşturulmalı.

Çünkü Uğur Mumcu’nun da dediği gibi, “Unutmayalım ki cesur bir kez, korkak bin kez ölür. Önemli olan insanın böyle bir toplumda “mezar taşı” gibi susmamasıdır”

GAFFAR OKKAN SUİKASTİ VE UÇAK KAZASI

Gaffar Okkan denilince Türk halkının yüreğinde fırtınalar kopar. Hep hayırla yad edilmiştir… Özellikle Diyarbakır halkı tarafından baş tacı edilmiştir. Bugün Diyarbakır’da doğan çocuklara halen onun ismi verilir.

Gaffar Okkan özellikle Hizbullah Terör Örgütü ile ciddi mücadele veren bir isimdi. Bu mücadelesine dayanılarak suikastın bu örgüt tarafından işlendiği düşünüldü ve uzun süre bu örgüt üzerine duruldu.

Sonuç olarak Gaffar Okkan cinayeti de faili meçhul olarak kaldı ve onu şehit edenlerin kim oldukları belirlenemedi.  Aradan 16 yıl geçmesine rağmen bu suikast halen aydınlatılamadı.

Soruşturmanın devam ettiği dönemde PKK üyeliğinden yakalanan ve itirafçı olarak konuşturulan Yıldırım Begler ve Abdulkadir Aygan, Okkan suikastinin Diyarbakır 8. Ana Jet Üs ve 2. Taktik Hava Komutanlığı’nda görevli bazı subaylarca gerçekleştirildiğini itiraflarında söylemişler.

Bu Jet üssü bana yakın zamandan tanıdık geldi.

Öyle ki, 15 Temmuz akşamı FETÖ’nün darbe girişiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi ve bazı yerleri bombalayan 6 uçağa ev sahipliği yapıyordu. 16 Temmuz sabahı bu üsse yapılan operasyonda 100’e yakın gözaltı yapılmış üssün komutanı tutuklanmıştı.

Bu olay Gaffar Okkan suikastın de yeni bir perdedir. Çünkü, şehit Gaffar Okkan o dönem Fetullah’la da ciddi bir mücadele içerisindeydi. Gaffar Okkan suikastının ardından Fetullah’ın yayın organları da algı operasyonuna girerek soruşturmanın seyrini farklı yöne çektikleri de arşivlerde ki kayıtlarda duruyor.

O dönem suikastı gerçekleştiren ekibin Kuzey Irak’a gitmesi için emir verildiği de söyleniyor.Yıldırım Beğler o sürecin ardından yaşananları flaş ifadelerle anlatıyor.

“MALATYA’DA DÜŞEN CASA TİPİ UÇAKTA SUİKAST TİMİ VARDI”

Okkan cinayetinden sonra Ergenekon davası sanığı L.G. ile üst düzey bir komutanın toplantı yaptığını söyleyen Yıldırım Beğler, Kuzey Irak’tan gelen C Timi’nin önce iki helikopterle Diyarbakır’a, oradan da uçakla Antep’e geçmesi emri verildiğini aktardı. Bu uçak, 16 Mayıs 2001’de Malatya’da düşen CASA tipi askeri uçaktı. Uçakta bulunan 34 kişi hayatını kaybetti. Beğler, “Gaffar Okkan cinayeti faillerinin hepsi, yani C Timi’nin 20 kişilik tüm kadrosu da bu uçaktaydı” diyor.

Beğler, C Timi’nin deşifre olduğu için ortadan kaldırıldığını savunuyor: “Patlak vermeseydi infaz edilmezdi. MAK’ta (Muharebe Arama Kurtarma Birliği) bu böyledir: Eğer açığa çıkmazsan, düşman tarafından deşifre edilmezsen bin yıl yaşarsın. Tersi bir durumda ise hemen infaz edilirsin”

Evet, bunlar sadece birkaç bilgi. İşin detayını araştırdığınızda farklı birçok bilgi ve belgeye de ulaşabilirsiniz. Bu iki cinayetin aydınlatılması gerekiyor. Bakalım gereken yapılacak mı?