KOCAELI “TURIZM” KENTI OLMALI



Türkiye’nin en önemli noktalarından birinde yaşıyoruz. Kocaeli birçok açıdan ülkemiz adına önemli. Özellikle sanayi kuruluşlarının yoğun olduğu, ihracatta büyük pay sahibi olan hatta birçok çevrelerde “ekonominin başkenti” olarak nitelendirilen bir bölge. İstanbul’un hemen yanı başında olması, Osmangazi Köprüsü’yle Anadolu’ya açılan kapı olması da ayrı bir güzellik. Peki, Kocaeli şuanda hak ettiği değeri görüyor mu? Özellikle Gebze bölgesine baktığımızda gerçekten istenilen seviyeye eriştik mi? Bu soruların cevaplarını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Ben bugün bambaşka bir gündemden bahsetmek istiyorum. Bugün Kocaeli daha çok sanayi ve ekonomiyle anılan bir kent. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın her ne kadar “Mutlu şehir Kocaeli” sloganıyla algıları değiştirmeye kalksa da, aslında önemli eksikliklerimiz var. Bu bölgede doğmuş, ekmeğini bu bölgede kazanan ve her gün bu bölgenin sokaklarında haber kovalayan bir gazeteci olarak, bu kentin sosyal konumunu oldukça yakından görme şansına sahibiz. Özellikle Gebze bölgesinde sosyal yaşamın dip seviyede olduğu herkesçe malum. Bugün bakıldığında mesai saatleri dışında bu kentte vakit geçirmeyen büyük bir kesim var. İstanbul’a yakın olmanın dezavantajı mı yoksa bölgemizin eksikliklerinden dolayı mı bilinmez, herkes akşam olunca bir İstanbul’a kaçma merakı içerisinde…
Ben yerel yönetimlerin öncelikle insanların vakit geçirebileceği ve sosyalleşebileceği alanlar üretme konusunda adım atması gerektiğini düşünenlerdenim.

“Sanayi ve ekonomi” başlığıyla anılmaktan yorulduk. Birazda sosyal hayat ile anılmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle Hünkar Çayırı ile ilgili atılan adım beni oldukça heyecanlandırdı. Aynı adımın tablolarına yurt dışında paha biçilemeyen, rekor seviyede tabloları satılan Osman Hamdi Bey’in Eskihisar’da bulunan köşküyle ilgili de atılmasını diliyorum. Buranın da daha işlevsel bir halde insanların kullanımına açılması gerektiğini düşünenlerdenim. Yine aynı şekilde akşamın erken saatlerinde ışıkları kapanan ve sessizliğe bürünen bir çarşı değil, insanların vakit geçirdiği bir yürüyüş caddesi olması gerektiğini düşünüyorum. Bursa’da Uludağ, bizde Kartepe… Sizce hangisinin PR çalışması daha iyi! Biz Kartepe’den neden daha fazla yararlanamıyoruz. Aynı şekilde muhteşem koylara ev sahipliği yapan Kandıra’yı turizm alanında markalaştırmıyoruz. Bayramoğlu’nun eski yıllardaki görüntüsünü ve turistlerin ne kadar ilgilendiği hep konuşulur. Neden şimdi en sessiz mahalle konumunda? Bunların hepsini bir araya getirip, bir çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum. Tabi ki, bunu yapmak sadece yerel yönetimlerin işi değil. Yerel yönetimler sadece proje geliştirip, onu uygulayabilir. Ama bir şehrin sosyal hayatının ne kadar iyi olduğu, o şehrin içerisinde yaşayan insanlara bağlı olarak değişebilir.

Mesela bizde,

Yerlere çöp atmayacağız. Parklardaki bankları kırmayacağız. Birbirimize daha saygılı olacağız. Trafikte kavga etmeyip, birbirimize saygıyla yaklaşacağız. Taleplerimizi ileteceğiz ve yerine getirilmesi için takip edeceğiz.

Velhasıl kelam, sosyal hayat bir şehrin candamarıdır. Bu anlamda yapılacak çalışmalar o şehri her daim ileriye taşır.